<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Beste.org</title>
	<atom:link href="http://www.beste.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.beste.org</link>
	<description>Müzik ve Sanat Severlerin Buluşma Noktası!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Sep 2011 10:09:52 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.2.1</generator>
		<item>
		<title>Divan edebiyatı nazım biçimleri</title>
		<link>http://www.beste.org/divan-edebiyati-nazim-bicimleri</link>
		<comments>http://www.beste.org/divan-edebiyati-nazim-bicimleri#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 10:09:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Edebiyat Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Divan edebiyatı]]></category>
		<category><![CDATA[Divan edebiyatı nazım biçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[nazım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=551</guid>
		<description><![CDATA[1. GAZEL: Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasında uyaklı olur.Bu ilk beyte “matla”, son beyte ise “makta” adı verilir. Bir gazelin en güzel beytine “beyt-ül gazel”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “mahlas beyti” denir. Beyitleri arasında anlam birliği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>1. GAZEL:</strong> Özellikle aşk, güzellik ve içki konusunda yazılmış belirli biçimdeki şiirlere denir. Beyit sayısı genellikle 5-9 arasında değişir. Gazelin ilk beyti mutlaka kendi arasında uyaklı olur.Bu ilk beyte “matla”, son beyte ise “makta” adı verilir. Bir gazelin en güzel beytine “beyt-ül gazel”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “mahlas beyti” denir. Beyitleri arasında anlam birliği bulunan gazele <span id="more-551"></span>“yek-âhenk”, aynı güç ve güzellikte beyitlerden oluşan gazele de “yek-âvâz” gazel adı verilir.</p>
<p><strong>2. KASİDE:</strong> Din ve devlet büyüklerini övmek amacıyla belirli kurallar içinde yazılan uzun şiirlerdir. En az 33, en çok 99 beyitten oluşur. Kasidenin en güzel beytine “beyt-ül kaside”, şairin mahlasının bulunduğu beyte de “taç-beyt” adı verilir.</p>
<p><strong>3. MESNEVİ:</strong> Her beyti kendi içinde uyaklı uzun nazım biçimidir.Bir anlamda Divan edebiyatında manzum hikayelerin yazıldığı bir biçim olarak da tanımlayabiliriz.</p>
<p>Mevlânâ’nın ünlü tasavvufi mesnevisi 25.700 beyitten oluşmuştur.</p>
<p>Mesneviler aşk, dini ve tasavvufi, ahlaki-öğretici, savaş ve kahramanlık, bir şehri ve şehrin güzelliklerini anlatma, mizah gibi türlü konularda yazılmıştır. Divan edebiyatında roman ve hikaye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. On bölümden oluşur.Aynı şair tarafından yazılmış beş mesneviye “Hamse” adı verilir. Hamse sahibi olarak tanınmış önemli divan şairleri: Ali Şir Nevâi, Taşlıcalı Yahya, Nev’i-zâde Atâi’dir.</p>
<p>4. KITA: Yalnız ikinci ve dördüncü dizeleri birbiriyle uyaklı iki beyitlik nazım biçimidir. Beyitler arasında anlam birliği bulunur. Pek çok konuda yazılabilir.</p>
<p>5. MÜSTEZAT: Gazelin özel bir biçimine denir. Uzun dizelere kısa bir dize eklenerek yazılır. Uzun ve kısa dizeler gazel gibi kendi aralarında uyaklanırlar. Kısa dizelere “ziyade” adı verilir.</p>
<p>BENTLERDE KURULAN NAZIM BİÇİMLERİ</p>
<p>1) RUBÂİ: Dört dizelik ve kendine özgü ayrı ölçüsü olan bir nazım biçimidir. Konusu daha çok dünya görüşüne ve şairin felsefi düşüncelerine yöneliktir.</p>
<p>Edebiyatımızda bu türün en başarılı son temsilcisi olarak Yahya Kemal gösterilmektedir.</p>
<p>2) TUYUĞ (TUYUK): Rubâi gibi dört dizelik bir nazım biçimidir. Edebiyatımızda en çok tuyuğ yazmış şair Kadı Burhanettin’dir. Bu biçim yalnızca Türk edebiyatına özgüdür. (Rubai, İran edebiyatından geçmedir).</p>
<p>BİRDEN ÇOK DÖRTLÜKLER</p>
<p>1) MURABBA: Dört dizelik kıtalardan oluşur. Bent sayısı 3-7 arasında değişir. Her konuda yazılır.</p>
<p>2) ŞARKI: Genellikle aşk, içki, eğlence konularında yazılan dört dizelik nazım biçimidir. Biçim bakımından “murabba”ya benzer. Çoğunlukla bestelenmek için yazılır. Bu biçim de tuyuğ gibi yalnızca Türk edebiyatına özgüdür. “Şarkı” biçiminin yaratıcısı ve en güçlü şairi Nedim’dir.</p>
<p>NOT: Divan edebiyatında üçlü ya da daha çok mısralı bentlerden meydana gelmiş nazım şekillerinin genel adı MUSAMMAT’tır. Yani dört dizeden oluşan murabba, şarkı gibi biçimlerin; beş dizeden oluşan tahmis, taştir, tardiyye gibi biçimlerin ya da altı veya daha çok dizeden oluşan biçimlerin tümünün üst başlığı MUSAMMAT’tır.</p>
<p>TERKİB-İ BENT: Bentlerle kurulan bir nazım biçimidir. Her bent, sayısı 5-10 arasında değişen beyitlerden oluşur. Bendin son beytine “vasıta beyti” denir. Terkib-i bentte vasıta beyti her beytin sonunda değişir ve vasıta beyti mutlaka kendi içinde uyaklı olur.</p>
<p>Terkib-i bentlerde genellikle talihten ve hayattan şikayetler, dini, tasavvufi, felsefi düşünceler anlatılmış, toplumsal yergi niteliğinde eleştirilere yer verilmiştir.</p>
<p>TERCİ-İ BENT: Biçim bakımından terkib-i bente benzer ; ancak vasıta beyti her bendin sonunda değişmez ve aynen tekrarlanır. Konularında daha çok Tanrının gücü, evrenin sonsuzluğu, doğanın ve yaşamın karşıtlıkları vardır.</p>
<p>DİVAN EDEBİYATI NAZIM TÜRLERİ</p>
<p>TEVHİT VE MÜNACÂT: Tanrının birliğini ve yüceliğini anlatan şiirlere tevhit, Tanrıya yapılan yalvarış ve yakarışları anlatan şiirlere de münacât denir. Daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır.<br />
NAAT: Hz. Muhammed’i övmek için yazılan şiirlere denir. Bunlar da daha çok kaside biçimiyle yazılmıştır.<br />
MERSİYE: Bir kimsenin ölümü üzerine duyulan üzüntü ve acıyı anlatmak için yazılan şiirlerdir. Genellikle terkib-i bent biçimiyle yazılmıştır. (Bu türün, Eski Türk Edebiyatı’ndaki adı sagu, Halk Edebiyatı’ndaki adı ise ağıttır).<br />
METHİYE: Bir kimseyi övmek için yazılan şiirlerdir. Bunlar da genellikle kaside biçiminde yazılmıştır.<br />
HİCVİYE: Bir kimseyi yermek için yazılan şiirlerdir.<br />
FAHRİYE: Şairlerin kendilerini övmek amacıyla yazdıkları şiirlerdir.<br />
NOT: Divan edebiyatında bir şairin şiirine, başka bir şair tarafından aynı ölçü, uyak ve redifle yazılan benzerine “Nazire” denir. Bu, nazire yazan şairin diğer şaire karşı duyduğu saygı ve beğeniden ileri gelmektedir. Edebiyatımızda bu türde de pek çok ürün verilmiştir.</p>
<p>DİVAN EDEBİYATININ GENEL ÖZELLİKLERİ</p>
<p>Nazım birimi genellikle beyittir ve cümle beyitte tamamlanır. Beyit, cümleye egemendir.<br />
Nazım ölçüsü “aruz”dur.<br />
Dili Arapça, Farsça, Türkçe karışımı olan Osmanlıca’dır.<br />
Şiirlerde tam ve zengin uyak kullanılmıştır.<br />
Şiirlerin konuyu içeren başlıkları olmadığı için nazım biçimlerine göre adlandırılmışlardır.<br />
Klişe bir edebiyattır. Duygu ve düşünceler değişmez sözlerle (Mazmun) anlatılır.<br />
Anlatılan şey değil, anlatış biçimi ön plandadır.<br />
Soyut bir edebiyattır. İnsan ve doğa gerçekte olduğundan farklı ele alınmıştır.<br />
Aydın zümrenin edebiyatıdır. Medrese kültürü hakimdir. Genellikle saraya ve çevresine seslenir.<br />
Sanatlara bolca yer verilmiş, sanat yapmak amaç durumuna gelmiştir.<br />
Ulusal bir edebiyat olmayıp dinin etkisiyle şekillenmiştir. Arap ve İran edebiyatının etkisi çok fazladır.<br />
Şiirde daha çok aşk, sevgili, içki, din ve kadercilik gibi konular işlenmiştir.<br />
Nazım ön planda tutulmuş, nesre pek az yer verilmiştir.<br />
Nesir alanında tezkireler (edebiyat tarihi görevini gören biyografik eser), münşeatlar (mektuplar), tarihler, dini metinler ve nasihatnamelere de rastlanmaktadır. Bunlarda da sanat yapma amacı ön plandadır.<br />
13.yüzyılda gelişmeye başlamış 16. ve 17. yüzyıllarda en olgun dönemini yaşamış, 19.yüzyılın sonlarına kadar sürmüştür. </p>
<p>DİVAN EDEBİYATININ ÖNEMLİ ŞAİR VE YAZARLARI</p>
<p>HOCA DEHHANİ: 13. yüzyılda yaşamıştır. Din dışı konularda şiir yazan ilk divan şairidir. Divanı vardır.</p>
<p>MEVLANA : XIII.yüzyılda yaşamıştır. Birkaç Türkçe beyit dışında, tüm şiirlerini Farsça ile yazan ünlü tasavvuf şairidir. Oğlu Sultan Veled de tasavvufi konuları işleyen bir şair olarak bilinir. Mesnevi, Divan-ı Kebir, Mektubat, tanınmış eserleridir. </p>
<p>ALİ ŞİR NEVÂİ: Çağatay lehçesinin en güzel örneklerini veren şair 15. yüzyılda yaşamıştır. Muhakemetü’l-Lugateyn adlı eserinde Türkçe’nin Farsça’dan daha üstün bir dil olduğunu savunmuştur. Hamsesi vardır. Anadolu dışında Türkçe şiir yazan ilk şairdir.</p>
<p>ŞEYHİ:15. yüzyılda yaşamıştır. “Harnâme” adlı eseri edebiyatımızda ilk fabl türü eser olarak bilinmektedir. Mesnevi alanında başarılı olmuştur.</p>
<p>SÜLEYMAN ÇELEBİ: 15. yüzyılda yaşamıştır. Hz. Muhammed için yazdığı Vesilet-ün-Necat (mevlit) adlı mesnevisiyle tanınmış bir şairdir. (İslam edebiyatında Hz. Muhammed’in hayatını anlatan eserlere SİYER denir).</p>
<p>FUZÛLİ: Fuzuli 16. yüzyılın en güçlü şairlerindendir. Arapça, Farsça, Türkçe divanı olan tek şairdir. Eserlerini Azeri lehçesiyle yazmıştır. Divan edebiyatının en lirik şairi olarak kabul edilmektedir. Ona göre yaşamın anlamı acı çekmekle özdeştir. Platonik bir aşk arayışı vardır. Din dışı konularda yazmakla birlikte tasavvuftan da etkilendiği bilinmektedir. Kendisine bağlanan maaşı almasında güçlük çıkaran memurları şikayet etmek için yazdığı “Şikayetnâme” adlı mektubu edebiyatımızdaki en ünlü yergilerden biridir.</p>
<p>Divanlarından başka bir naat olan “Su” kasidesi, Leyla vü Mecnun mesnevisi, Peygamber ailesini anlattığı Hadikat-üs-Süeda’sı Şah İsmail ile II:Bayezid’i karşılaştırdığı Beng ü Bâde’si ve tıp bilgisini sergilediği Sıhhat ve Maraz’ı en tanınmış eserleridir.</p>
<p>BÂKİ: Baki,16. yüzyıl şairlerindendir. Döneminde “şairler sultanı” olarak tanınmış ve saratın bütün olanaklarından yararlanmıştır. İyi bir medrese eğitimi gördüğü bilinmektedir.</p>
<p>Dünya nimetlerinin hepsinden yararlanma anlayışındadır. Kanuni’nin ölümü üzerine yazdığı mersiyesi çok tanınmıştır. Divanı vardır.</p>
<p>NÂBİ: 17. yüzyıl şairlerindendir. Divan edebiyatında didaktik şiirler yazmasıyla bir yenilik olarak kabul edilmektedir. Din, töreler ve sosyal yaşamla ilgili öğütler verir.</p>
<p>Nâbi’nin Divan’ından başka Hayriye, Hayrâbâd adlı iki didaktik eseri, gezi notlarını içine alan Tuhfet-ül Harameyn’i ve Münşeat adlı eserleri vardır.</p>
<p>NEFİ: Nefi , 17. yüzyıl şairlerindendir. Edebiyatımızdaki en ünlü kaside şairi olarak bilinir. Övgülerindeki ve yergilerindeki aşırılıklarıyla ünlüdür. Yazdığı hicviyelerindeki aşırılık boğdurulmasına neden olmuştur. Hayal gücü çok zengin olan Nefi’nin somut benzetmelerden yararlanması da belirgin bir özelliğidir. Türkçe ve Farsça divanı olan Nefi’nin ayrıca hicviyelerini topladığı Sihamı-ı Kaza adlı bir eseri de vardır.</p>
<p>NEDİM: 18.yüzyıl şairlerinden olan Nedim, Lale Devri’nin şairi olarak bilinir. Eserlerinde aşk, içki, zevk ve sefayı işler. “Mahallileşme akımı”nın önderi olan şairin Halk edebiyatından da etkilendiği bilinmektedir. Şiirlerinde halkın ağzından alınma deyimler olduğu gibi, halkın konuşma diline de oldukça yaklaşmıştır. Samimi ve içten bir söyleyişi olan Nedim, şarkılarıyla tanınmıştır. Divan şiirindeki klişeleri (mazmunları) bir ölçüde yıkmış olan şairin Divan’ı vardır.</p>
<p>ŞEYH GALİP: Divan edebiyatının 18.yüzyılda yaşamış son büyük şairidir. Galatasaray Mevlevihanesinde şeyhlik yapmıştır. Nabi’nin “Hayrâbâd”ına nazire olarak ve Mevlânâ’nın mesnevisinden etkilenerek yazdığı “Hüsn-ü Aşk” adlı meşhur mesnevisinde, tasvvuf konusundaki düşüncelerini ortaya koyar. Bu eserinde allegorik (sembolik) bir anlatım kullanan şair hayal gücünden ve masal ögelerinden de yararlanmıştır.</p>
<p>EVLİYA ÇELEBİ: (17.yy) Edebiyatımızda gezi türünün ilk örneklerini veren yazar, usta bir gözlemcidir. Elli yıllık bir süre içinde gezdiği yerleri konuşma diline yakın bir dille anlatmıştır. Anlatımında abartılı olmakla birlikte, Divan nesrinin kalıplarını da kırmıştır. 10 ciltlik “Seyahatnâme” adlı eseri çok tanınmıştır.</p>
<p>NOT: Divan edebiyatının nesir yazarı olarak tanınan diğer önemli yazarları şunlardır:</p>
<p>SİNAN PAŞA: (15.yy) Tazarrunâme adlı süslü nesri ile tanınır.</p>
<p>MERCİMEK AHMET: (15.yy) Farsça’dan çevirdiği Kabusnâme adlı eseriyle tanınır.</p>
<p>NAİMÂ: (17.yy) Kendi adıyla anılan (“Naima Tarihi”) adlı tarih eserinin yazarıdır.</p>
<p>KATİP ÇELEBİ: (17.yy) Batılıların Hacı Kalfa dedikleri yazar ve düşünürdür. Arapça, Farsça, Fransızca, Latine bilen yazarın tarih, coğrafya, matematik konularında yazılmış eserleri vardır.</p>
<p>TASAVVUF FELSEFESİ</p>
<p>Tanrı nedir? Evrenin oluşu nasıldır? Biz neyiz? Niçin geldik dünyaya? Yaşamımızın anlamı, var olmanın aslı, gerçek, başlangıç ve son nelerdir? Bu ve bunun gibi fizik ötesi sorulara cevap vermeye çalışan düşünüş yoluna “Tasavvuf” düşüncesi denir. [Vahdet-i Vücut (Varlığın Birliği) Teorisi].</p>
<p>Bu düşünüşe göre Tanrı tek varlıktır. (Vücud-i Mutlak). Aynı zamanda tek güzelliktir (Hüsn-i Mutlak).</p>
<p>Tek varlık olan Tanrı kendisini görecek gözler, sevecek gönüller istemiş ve kainat olarak tecelli etmiştir.</p>
<p>Bu tıpkı aynayla kaplı bir odada olmak gibidir. Ayna varlığın çeşitli görüntülerini yansıtır.</p>
<p>O halde, evren ve tüm insanlar Tanrı’nın bir görüntüsüdür. Öyleyse insanlar arasında renk, inanç, dil, ırk&#8230;gibi ayrımlar yapmak anlamsızdır.</p>
<p>Bütün görüntülerde “Varlık” ve “Yokluk” ögeleri bir aradadır. İnsan dünyaya bağlı tutku ve zevklerini yok ederek “Varlık” ögesini geliştirir. Bunun yolu da tekkelerden (tarikatlar) geçer. Burada insan sıkı bir eğitimle dünya nimetlerinden vazgeçerse, sonunda özü olan Tanrı’ya kavuşabilir. Bu da gerçek aşktır. İnsanların birbirlerine duyacakları aşk ise mecazdır. Bu, kişiyi Tanrı’dan uzaklaştırır. “Bir hırka, bir lokma” insana yetmelidir. Tekkelerde bu yolla Tanrı’ya ulaşan insan sonunda “Enel Hak” (“Ben Tanrı’yım”) derecesine varır. Bu kişilere “İnsan-ı Kâmil” ya da “Ermiş” denir.</p>
<p>DİVAN EDEBİYATI’NDA DÜZYAZI</p>
<p>Divan, şiire ağırlık veren bir edebiyattır. Düzyazı, ancak bilimsel çalışmalarda, tarihlerde, kimi sanatsal metinlerde ve gezi türü eserlerde kullanılmıştır. </p>
<p>Divan Edebiyatı’nda düzyazılar, yazılış amacı ve dil tutumu dikkate alınarak üçe ayrılır:</p>
<p>1. Sanatlı(süslü) Düzyazı </p>
<p>Söz ustalığı göstermek amacıyla yazılır. Sinan Paşa’nın Tazarru’at adlı eseri, bu türün en tanınmış örneğidir. Sanatlı düzyazıya inşa denir</p>
<p>2. Orta Düzyazı </p>
<p>Yer yer ağır ve süslü, yer yer sade bir dille yazılan düzyazılardır. Genellikle tarih kitaplarında bu düzyazı türü görülür. Osmanlılar zamanında tarihçilik,”vakanüvis” adı altında yürütülen bir tür memurluktu. Sarayda görevlendirilen vakanüvisler, önemli önemsiz her olayı günü gününe notlar halinde yazarlardı. Bu eserler, olay anlatımına dayalı olduğundan, bilimsel tarih anlayışıyla bağdaşmaz. Divan döneminin başlıca tarihçileri arasında Aşıkpaşazade ,Ali, Ebülgazi Bahadır Han,Naima, Peçevi, Mütercim Asım sayılabilir.</p>
<p>3. Sade Düzyazı</p>
<p>Dil ve anlatım ustalığının değil, ele alınan konunun önem taşıdığı düzyazı türüdür. Bu anlayış nedeniyle, sade düzyazılarda ustaca söz söyleme çabası görülmez; dil açık, yalın, doğaldır. Bu düzyazı türünü kullananlardan başlıcaları şunlardır: Mercimek Ahmet , Katip Çelebi, Evliya Çelebi (Eseri:Seyahatname). </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/divan-edebiyati-nazim-bicimleri/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Musıkisinde Makamlar</title>
		<link>http://www.beste.org/turk-musikisinde-makamlar</link>
		<comments>http://www.beste.org/turk-musikisinde-makamlar#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Mar 2011 06:05:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makamlar]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Musikisinde Makamlar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=547</guid>
		<description><![CDATA[Türk Musıkisinde Makamlar Türk Musıkisinde kullanılan makamlar 3 ana başlıkta toplanır. A) Basit Makamlar B) Göçürülmüş Makamlar ( Şed Makamlar ) C) Birleşik Makamlar ( Mürekkep Makamlar ) A) Basit Makamlar; Bir tam dörtlü ve bir tam beşliden meydana gelen dizileri vardır. Bu makamlarda güçlü, dörtlü ve beşlinin birleştiği yerde bulunur. 13 tane Basit Makam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #000000;">Türk Musıkisinde Makamlar</span></p>
<table border="0" cellspacing="1" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">Türk   Musıkisinde kullanılan makamlar 3 ana başlıkta toplanır.</span><br />
<span style="color: #000000;"> A) Basit Makamlar</span><br />
<span style="color: #000000;"> B) Göçürülmüş Makamlar ( Şed Makamlar )</span><br />
<span style="color: #000000;"> C) Birleşik Makamlar ( Mürekkep Makamlar )</span></p>
<p><span style="color: #000000;">A)   Basit Makamlar;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bir tam   dörtlü ve bir tam beşliden meydana gelen dizileri vardır. Bu makamlarda   güçlü, dörtlü ve beşlinin birleştiği yerde bulunur. 13 tane Basit Makam   vardır. Bunlar:</span><span id="more-547"></span></p>
<p><span style="color: #000000;">1)   Çargah Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2) Buselik Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3) Rast Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4) Uşşak Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5) Hicaz Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6) Uzzal Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7) Hümayun Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> <img src='http://www.beste.org/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' /> Zirgüleli Hicaz Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 9) Neva Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 10) Hüseyni Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 11) Karcığar Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 12) Basit Suzinak Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 13) Kürdi Makamı</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">1)   ÇARGAH MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Çargah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde bir Çargah Beslisine, Gerdaniye üzerinde bir Çargah   dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Gerdaniye perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Buselik perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Donanima hiçbir isaret konulmaz</span><br />
<span style="color: #000000;"> Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Çargah Makami, çikici bir diziye sahip oldugundan, seyre genellikle   durak sesi civarindan baslanir. Çargah beslisinin seslerinde dolasilarak   güçlü olan Gerdaniye perdesinde kalis yapilir. Güçlü üzerinde bulunan Çargah   dörtlüsünün seslerine geçilerek tiz duraga kadar çikilir. Tekrar güçlü   perdesine inilerek asma karar gösterilir. Yerinde Çargah beslisinin sesleri   kullanilarak Çargah perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Agir yapili bir makam oldugundan fazla kullanilmamistir. Ancak   genellikle bu makamda yapilan eserlere dikkat edilecek olursa, seyir   sirasinda sik sik Hicaz ve Nikriz geçkiler yapildigi görülür.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Çargah   Peşrev</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">2)   BUSELİK MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Inici – çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde bir Buselik Beslisine, Hüseyni perdesi üzerinde Kürdi veya   Hicaz Dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Hüseyni perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Nim Zirgüle perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Donanima hiçbir isaret konulmaz</span><br />
<span style="color: #000000;"> Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam</span><br />
<span style="color: #000000;"> Buselik beşlisine Kürdi dörtlüsü eklenirse dizi yukarıdaki gibi olur.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Artık İkili &#8211; Küçük Mücennep</span><br />
<span style="color: #000000;"> Buselik beşlisine Hicaz dörtlüsü eklenirse dizi yukarıdaki gibi olur.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan makam dizileri genellikle güçlü sesi   civarindan seyre baslar. Buselik Makaminin seyrine de orta seslerden   baslanir. Yerinde Buselik beslisinin seslerinde dolasilarak güçlü sesi olan   Hüseyni perdesinde kalis yapilir. Güçlü üzerinde bulunan Kürdi veya Hicaz   dörtlüsünün seslerinde dolasilir. Tekrar Hüseyni perdesinde asma karar   gösterilir. Çargah perdesi üzerinde Nikriz’li olarak da kalis yapilabilir.   Tekrar Buselik beslisinin seslerine dönülür. Yedeni olan Nim Zürgüle perdesi   de gösterilerek Dügah perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Buselik Makami da Çargah Makami gibi donanimda hiçbir ariza almaz.   Çargah Makamindan farki, duraginin, güçlüsünün ve seyrinin degisik olmasidir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu   Makamdaki Bazı Şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bana bir aşk masalından şarkılar söyle (Erol Sayan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir akşam son defa seni görmeden (Mustafa Seyran)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Geceleyin bir ses böler uykumu (Şekip Ayhan Özışık)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gözümde özleyiş, gönlümde acı (Selahattin İnal)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Saçlarıma ak düştü, sana ad bulamadım (Sadettin Kaynak)</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">3) RAST   MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde Rast Beslisine, Neva perdesi üzerinde bir Rast dörtlüsünün   eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Si koma bemol, fa bakiye diyez</span><br />
<span style="color: #000000;"> Tam &#8211; Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Büyük Mücennep &#8211; Küçük   Mücennep</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Çikici seyre sahip olan Rast Makaminin seyrine durak sesi civarindan   baslanir. Dizi alt taraftan genislemistir. Bir çok kere bu genisleme   seslerinden seyre baslanir. Rast beslisinin sesleri kullanilarak güçlü sesi   olan Neva perdesinde kalis yapilir. Daha sonra dizinin üst tarafinda bulunan   Rast dörtlüsünün seslerine geçilir. Ancak çogunlukla çikista kullanilan Evç   perdesi, inici nagmelerde Acem perdesi haline dönüsür. Tekrar Neva’da kalis   yapilir. Yerinde Rast beslisinin seslerine geçilerek çesitli seslerde   (özellikle Segah perdesinde) asma kalislar yapilabilir. Karar, Rast   beslisinin sesleriyle Rast perdesinde ve genellikle yedenli olarak yapilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Rast Makami dizisindeki yedinci ses Evç perdesidir. Bu perde seyir   yapilirken çikista kullanilir. Fakat inici seyirlerde genellikle bu perde   kullanilmaz. Dolayisiyla Rast dörtlüsü bozularak, Neva’da Buselik dörtlüsü   meydana gelir. Bu sekilde karara kadar inildiginde meydana gelen diziye   Acemli Rast dizisi denir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu   Makamdaki Bazı Şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Açılan bir gül gibi, gir kalbe gönül gibi (Dramalı Hasan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ay gülsün ufuktan sana, sen bak ona gül de (İsmail Baha Sürelsan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Aylar geçiyor, sen bana hala geleceksin (Selahattin Pınar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Belki bir sabah geleceksin, lakin vakit geçmiş olacak (Şekip Ayhan Özışık)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bilmem ki nedendir bana sen hor bakıyorsun (Selanik&#8217;li Ahmet Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir gönül vardı bende, henüz aşkı tatmamış (Ferit Sıdal)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gelse o şuh meclise, naz ü tegafül eylese (Hafız Post)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gönlümün ezhar içinde gül gibi dildarı var (Fehmi Tokay)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ne sevincin ömrü varmış, ne gün gören çok yaşarmış (Mehmet Ilgın)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Nihansın dideden ey mest-i nazım (Hacı Faik Bey)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Yine bir gül-nihal, aldı bu gönlümü (Dede Efendi)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Rast   Taksim</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">4)   UŞŞAK MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde Ussak dörtlüsüne, Neva perdesi üzerinde Buselik beslisinin   eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Si koma bemol</span><br />
<span style="color: #000000;"> Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Çikici diziye sahip oldugundan seyre durak perdesi civarindan   baslanir. Ussak dörtlüsünün seslerinde dolasilarak güçlü sesi olan Neva   perdesinde asma kalis yapilir. Ussak Makami dizisi, Yegah perdesindeki Rast   beslisiyle genisleme yapar. Dizinin seslerinde gezindikten sonra Neva’da asma   kalis yapilir. Karara gidilirken özellikle Segah perdesinde kalis gösterilir.   Ussak dörtlüsünün sesleri kullanilarak Dügah perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Ussak Makami dizisinin ikinci sesi olan Segah perdesi, donanimda   gösterildigi gibi bir koma olarak icra edilmez. Daima 2 – 3 koma pes icra   edilir. Ussak Makamina bu perde ayri bir özellik verir. Bu ses, isaret olarak   sekillendirilmediginden donanimda koma bemol olarak gösteriliyor.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu   Makamdaki Bazı Şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Akşam oldu hüzünlendim ben yine (Semahat Özdenses)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Anar ömrümce gönül, giden sevgilileri (Şükrü Yunar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir çapkın elinde oyuncak oldum (Yesari Asım Arsoy)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir gönül hikayesi anlatırdı gözlerin (Zeki Müren)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir güneş bahtıma birgün doğacaktır sanırım (Osman Nihat Akın)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir tatlı tebessümün bin vuslata bedeldir (Zeki Müren)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Cana rakibi handan edersin (Giriftzen Asım Bey)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Dalında solarken akşamın gülü (Arif Sami Toker)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gamzedeyim deva bulmam (Kemani Tatyos Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Mehtaplı gecelerde hep seni andım (Sevim Şengül)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Sönmez artık yüreğimde yanan bu sonsuz ateş (Kadri Şençalar)</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">5)   HİCAZ MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Hicaz”   denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam   anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan   hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve   Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Hicaz Makamini inceleyelim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Inici – çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde Hicaz dörtlüsüne, Neva perdesinde Rast beslisinin   eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Si bakiye bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Hicaz Makaminin seyrine genellikle   güçlü sesi olan Neva perdesinden baslanir. Bazen dizinin alt ve üst   tarafindan baslayan eserler yapilmissa da, bu diziler de hemen orta seslere   geçmislerdir. Hicaz dörtlüsünün sesleri verilerek güçlü sesi olan Neva   perdesinde kalis yapilir. Sonra dizinin üst tarafinda bulunan Rast beslisinin   seslerine geçilir. Tiz duraktan güçlüye dogru inilirken genellikle Evç   perdesi (Fa bakiye diyez) bekar yapilarak Acem perdesi haline getirilir. Bu   sekilde inici olarak Neva’da bir Buselik beslisi meydana gelmis olur. Güçlü   sesi olan Neva perdesinde kalis gösterilerek, Hicaz dörtlüsünde gezinilir.   Dügah perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Hicaz Makami dizisi, alt ve üst taraftan genisleme yapar. Durak   perdesinin alt tarafina Yegah perdesine kadar inen Rast beslisi halinde, Tiz   durak üzerinde ise, Muhayyer’de Buselik dörtlüsü halinde genisleme yapar.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu   Makamdaki Bazı Şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Acaba şen misin, kederin var mı (Bimen Şen)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Açık bırak pencereyi, örtme perdeyi bu gece (Şekip Ayhan Özışık)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Adalardan bir yar gelir bizlere (Yesari Asım Arsoy)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ağlar gezerim sahili, sanki benimlesin (Alaeddin Yavaşça)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Anladım sevmeyeceksin beni sen nazlı çiçek (Selahattin Pınar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok (Alaeddin Yavaşça)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ben gamlı hazan sense bahar (Melahat Pars)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir bahar akşamı rastladım size (Selahattin Pınar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir gün karşılaşırsak ayrıldığımız yerde (Yusuf Nalkesen)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Çatılmış kaşlarınla kime düşman gibisin (Yusuf Nalkesen)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Değdi saçlarıma bahar gülleri (Azeri Bekirof)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Dilşad olacak diye kaç yıl avuttu felek (Avni Anıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Enginde yavaş yavaş (Sadettin Kaynak)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gittin de bıraktın beni aylarca kederde (Münir Nurettin Selçuk)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gönül penceresinden ansızın bakıp geçtin (Muzaffer İlkar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gülünce gözlerinin içi gülüyor (İrfan Özbakır)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Kader, kime şikayet edeyim seni, bilemem (Avni Anıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Madem ki gidiyorsun bırakıp burda beni (Muzaffer İlkar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Söyleyemem derdimi kimseye, derman olmasın diye (Şükrü Tunar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Yalancının birine kapıldı kaldı gönül (Necdet Tokatlıoğlu)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Hicaz   Peşveri</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">6)   UZZAL MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Hicaz”   denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam   anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan   hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve   Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Uzzal Makamini inceleyelim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Inici – çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde Hicaz beslisine, Hüseyni perdesinde Ussak dörtlüsünün   eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Hüseyni perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Si bakiye bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Uzzal Makaminin seyrine genellikle   güçlü sesi olan Hüseyni perdesinden baslanir. Dizinin seslerinde gezinilir.   Ussak dörtlüsünün sesleri belirtilerek güçlü sesi olan Hüseyni perdesinde   kalis yapilir. Dizinin seslerinde tekrar dolasilarak özellikle inici   nagmelerde Evç perdesi (Fa bakiye diyez) bekar yapilarak Acem perdesi haline   getirilir. Dizinin alt tarafinda bulunan Hicaz beslisinin sesleri kullanilarak,   Dügah perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Uzzal Makami dizisi, üst taraftan Muhayyer üzerinde Buselik’li   olarak genisleme yapar. Sesler Tiz Buselikten asagiya dogru Hüseyni perdesine   kadar inerse, bu diziye Hüseyni’de Hüseyni dizisi denir.</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">7)   HÜMAYUN MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Hicaz”   denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam   anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan   hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve   Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Hümayun Makamini inceleyelim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Inici – çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde Hicaz dörtlüsüne, Neva perdesinde Buselik beslisinin   eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Si bakiye bemol, Do bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Hümayun Makaminin seyrine de Hicaz   Makaminda oldugu gibi genellikle güçlü sesi olan Neva perdesinden baslanir.   Dizinin seslerinde gezinilerek güçlü sesi olan Neva perdesinde asma kalis   yapilir. Sonra dizinin üst tarafinda bulunan Buselik beslisinin seslerine   geçilir. Hicaz Makami gibi fazla genisleme seslerinin kullanilmadigi Hümayun   Makami dizisi, üst taraftan Buselik beslisi olarak genisleme yapar. Inici   seslerin gelisine göre Acem perdesi bazen (Fa bakiye diyez) alarak Evç   perdesi olur. Bu sekilde Neva’da bir Rast beslisi meydana gelmis olur. Tekrar   Güçlü sesi olan Neva perdesinde kalis gösterilerek, Hicaz dörtlüsünde gezinilir.   Dügah perdesinde karar verilir.</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;"> <img src='http://www.beste.org/wp-includes/images/smilies/icon_cool.gif' alt='8)' class='wp-smiley' />   ZİRGÜLELİ HİCAZ MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">“Hicaz”   denince dört ayri isimde, ortak özellikleri çok olan dört ayri basit makam   anlasilir. Bu dört basit makamin yapilari birbirine çok yakin oldugundan   hepsine birden “Hicaz Ailesi” denir. Bu makamlar, “Hicaz, Hümayun, Uzzal ve   Zirgüleli Hicaz” dir. Simdi Zirgüleli Hicaz Makamini inceleyelim.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Inici – çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde Hicaz beslisine, Hüseyni perdesinde Hicaz dörtlüsünün   eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Hüseyni perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Nim Zirgüle perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Si bakiye bemol, Do bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Zirgüleli Hicaz Makami, özellikle yeden perdesinin degisik olmasi   nedeniyle diger Hicaz Ailesi Makamlardan farklidir. Inici – çikici seyre   sahip olan Zirgüleli Hicaz Makaminin seyrine orta seslerden baslanarak,   dizinin seslerinde gezinilir. Güçlü sesi olan Hüseyni perdesinde kalis   yapilir. Dizinin üst tarafinda bulunan Hicaz dörtlüsünün seslerinde   dolasilir. Tekrar güçlü perdesinde kalis gösterilerek Hicaz beslisinin   sesleri ile, özellikle yedeni olan Nim Zürgüle perdesi de belirtilerek Dügah   perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Zirgüleli Hicaz Makaminin donanimina sadece Si bakiye bemol ve Do   bakiye diyez yazilir. Bu makamin dizisi tarif edilirken, yerinde Hicaz   beslisi ve Hüseyni’de Hicaz dörtlüsü denir. Hüseyni’de Hicaz dörtlüsünde   olmasi gereken Fa koma diyezi ve Sol bakiye diyezi donanima yazilmaz. Ancak   seyir yapilirken yeri geldiginde bu isaretler kullanilir. Dizi üst taraftan   Muhayyer perdesi üzerinde Buselik beslisi halinde genisler.</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">9) NEVA   MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.   Durak : Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir : Inici – çikicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Dizi : Yerinde Ussak dörtlüsüne, Neva perdesi üzerinde bir Rast beslisinin   eklenmesiyle meydana gelir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Güçlü : Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Yeden : Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> f. Donanim : Si koma bemol, fa bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin   Seyri : Genellikle güçlü sesi olan Neva perdesi civarindan seyre baslanir.   Dizinin seslerinde gezinilerek yine güçlü sesi olan Neva perdesinde asma   kalis yapilir. Ussak dörtlüsünün seslerinde dolasilarak tekrar Neva   perdesinde kalis gösterilir. Ussak dörtlüsünün sesleri ile Dügah perdesinde   karar verilir</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamin   Özelligi: Neva Makami fazla parlak bir makam degildir. Genisleme seslerinin   fazla kullanilmadigi bu makamda inici seyir yapilirken, fa bakiye diyez (Evç)   perdesi naturel hale getirilerek Acem perdesi haline gelir. Neva’da inici bir   Buselik beslisi meydana gelir.</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
</td>
<td width="623">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=472311" target="_self"><br />
</a></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>10) HÜSEYNİ MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak : Dügah perdesidir<br />
b. Seyir : Inici – çikicidir<br />
c. Dizi : Yerinde Hüseyni beşlisine, Hüseyni perdesi üzerinde bir Uşşak   dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir.<br />
d. Güçlü : Hüseyni perdesidir<br />
e. Yeden : Rast perdesidir<br />
f. Donanim : Si koma bemol, fa bakiye diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep   &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: İnici &#8211; çıkıcı seyre sahip olan Hüseyni   Makamının seyrine genellikle güçlüsü olan Hüseyni perdesinden başlanır. Bu   perdede ısrarlı kalışlar yapılır. Dizinin alt tarafında bulunan Hüseyni   beşlisinin sesleri kullanılır. Tekrar Hüseyni perdesinde kalış gösterildikten   sonra üst tarftaki Uşşak dörtlüsünün seslerine geçilir. Dizinin üst tarafına   çıkırken kullanılan Evç perdesi iniş cazibesiyle Acem sesi haline gelir. ( Bu   durumda Hüseyni perdesi üzerinde bir Kürdi dörtlüsü meydana gelmiş olur. )   Tekrar güçlü perdesinde asma kalış yapılarak Hüseyni beşlisinin seslerine   geçilir. Çargah perdesinde asma kalış yapılıp Dügah perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Makamın Özelliği: Hüseyni Makamının en büyük özelliği çok   yaygın oluşudur. Hislerimizi en iyi anlatan makamlarımızın başında gelir.</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>11) KARCIGAR MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak : Dügah perdesidir<br />
b. Seyir : Inici – çikicidir<br />
c. Dizi : Yerinde Ussak dörtlüsüne, Neva perdesinde Hicaz beslisinin   eklenmesiyle meydana gelir.<br />
d. Güçlü : Neva perdesidir<br />
e. Yeden : Rast perdesidir<br />
f. Donanim : Si koma bemol, Mi bakiye bemol, Fa bakiye diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Tam &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Artık İkili &#8211; Küçük   Mücennep &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: Seyre, güçlüsü olan Neva perdesi civarından   başlanır. Dizinin muhtelif seslerinde dolaşılarak Neva perdesinde asma   kalışyapılır. (Ancak Karcığar makamının karekteristik asma kalış perdesi Çargah   perdesi olduğundan genellikle Çargah&#8217;ta asma kalış yapılır.) Bu şekilde   kalış, Nikriz beşlisi adını alır. Dizinin seslerinde dolaşılarak Uşşak   dörtlüsünün sesleri kullanılır ve Dügah perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Makamın özelliği: Yukarıda izah ettiğim gibi Gerdaniye   perdesi üzerinde bir Buselik beşlisi yapılmaktadır. Karcığar makamı dizisi   alttan genişlemez. Çargah makamının asma kararı dörtlü ve beşlinin birleştiği   yerde değil, Çargah perdesindedir.</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>12) BASİT SUZİNAK MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak : Rast perdesidir<br />
b. Seyir : Inici – çikicidir<br />
c. Dizi : Yerinde Rast beslisine, Neva perdesinde Hicaz dörtlüsünün   eklenmesiyle meydana gelir.<br />
d. Güçlü : Neva perdesidir<br />
e. Yeden : Irak perdesidir<br />
f. Donanim : Si koma bemol, Mi bakiye bemol, Fa bakiye diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Tam &#8211; Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Tam &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Artık İkili &#8211;   Küçük Mücennep</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri : Inici – çikici seyre sahip olan Basit   Suzinak Makaminin seyrine güçlü sesi olan Neva perdesinden baslanir. Orta   seslerde dolasilarak Neva perdesinde asma kalis yapilir. Agir yapili bir   makam oldugundan genisleme sesleri fazlaca kullanilmaz. Ancak kendi dizisi   içerisinde bazi seslerde kalislar yapilarak baska diziler meydana getirilir.   Rast beslisinin sesleri kullanilarak Rast perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Makamin Özelligi: Basit Suzinak Makami, basit makamlarin   bir çoguna benzer. Yapisinda Rast ve Hicaz çesnileri vardir. Neva   perdesindeki Hicaz dörtlüsü, bir tam ses asagiya inildiginde Çargah   perdesinde Nikriz beslisi meydana getirir. Yine Çargah perdesinin bir   altindaki ses olan Segah perdesine inilirse, dizi bu kez de Hüzzam olur.   Seyir yapilirken genellikle bu perdede kalis gösterilir.</ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>13) KÜRDİ MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak : Dügah perdesidir<br />
b. Seyir : Çıkıcıdır<br />
c. Dizi : Yerinde Kürdi Dörtlüsüne, Neva perdesi üzerinde bir Buselik   Beşlisinin eklenmesiyle meydana gelir.<br />
d. Güçlü : Neva perdesidir<br />
e. Yeden : Rast perdesidir<br />
f. Donanim : Si küçük mücennep bemol</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri : Kürdi makamı, ağır yapılı bir makam olduğu   için az kullanılmış makamlardan biridir. Makamın seyrine genellikle Kürdi   dörtlüsü sesleriyle başlanır. Neva perdesinde asma kalış yapılır. Sonra   dizinin üst tarafında bulunan Buselik beşlisinin seslerine geçilir. Tiz   duraktan aşağıya inilirken Neva&#8217;da Hicaz yapılabilir. Güçlüde tekrar kalış   yapıldıktan sonra Kürdi dörtlüsünün sesleriyle Dügah perdesinde karar   verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Bir sevda geldi başıma (Arif Sami Toker)<br />
* Dudağımda izin hala dururken (Hüseyin Erbay)<br />
* İlkbahara bekle beni demiştin (Talat Er)</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Kürdi Makamıyla Basit Makamları tamamlamış olduk. 13 adet   basit makamın haricinde yapıları itibariyle basit makamlara çok benzeyen 4   adet makam daha vardır. Bu makamlar;<br />
14) Bayati Makamı<br />
15) Muhayyer Makamı<br />
16) Tahir Makamı<br />
17) Şehnaz Buselik Makamı</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu makamları da inceledikten sonra &#8220;Göçürülmüş   Makamlar&#8221; bahsine geçeceğiz. Anlatımlarımı, ileri aşamalarda,   hazırlamakta olduğum çizimlerle desteklediğimde makamlar bahsinin daha iyi   anlaşılacağını ve bu konuda Türk Musıkimize bir nebze olsun katkı   sağlayacağımı umuyorum. Saygılarımla.</ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=473826" target="_self"><br />
</a></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>14) BAYATİ MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Uşşak Makamının aynı olan bu makam, sadece seyrinin değişik   olması dolayısıyla Uşşak Makamından ayrılır.<br />
Uşşak Makamının çıkıcı olan seyrine karşılık Bayati Makamının seyri inici &#8211;   çıkıcıdır. Onun dışında karar, güçlü, donanım ve yeden olarak aynıdır.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bayati Makamı dizisi, Yerinde Uşşak dörtlüsüne Neva   perdesinde Buselik beşlisinin eklenmesiyle meydana gelmiştir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu makamdaki bazı şarkılar:<br />
* Benzemez kimse sana, tavrına hayran olayım (Fehmi Tokay)<br />
* Kalbim yine üzgün, seni andım da derinden (Selahattin Pınar)<br />
* Seni ne çok sevdiğimi söylesem de bilemezsin (Erol Sayan)</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bayati Saz Semai</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>15) MUHAYYER MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Hüseyni Makamının inici şekli Muhayyer Makamıdır.<br />
Muhayyer Makamı, inici diziye sahip olduğundan alt taraftan hiç genişleme   yapmaz. Daima tiz perdelerde dolaşılır. Sonra Hüseyni Makamı seslerinde gezinilerek   Dügah perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu makamdaki bazı şarkılar:<br />
* Batan gün kana benziyor (Sadettin Kaynak)<br />
* Çile bülbülüm çile (Sadettin Kaynak)<br />
* Her halinle her şeyinle güzelsin (Erol Sayan)<br />
* İltimas etmeye yare varırız (Hacı Arif Bey)<br />
* Karadır şu bahtım kara (Neşet Ertaş)</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>16) TAHİR MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Neva Makamının inici şekli Tahir Makamıdır.<br />
Tahir Makamının dizisi, Yerinde Uşşak dörtlüsüne Neva perdesinde bir Rast   beşlisinin eklenmesiyle meydana gelir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Büyük Mücennep &#8211; Küçük Mücennep   &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu makamdaki bazı şarkılar:<br />
* Bahçenizde bir gül olsam koklar mısın gülümden (Şükrü Tunar)<br />
* Dizlerine kapansam, kana kana ağlasam (Sadettin Kaynak)<br />
* Hasta gönlüm ağladıkça gönlüme derman mı var (İsmail Demirkıran)<br />
* Şu dağlardan ne turnalar geçmiştir (Zeki Duygulu)</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>17) ŞEHNAZ BUSELİK MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Buselik Makamının inici şekli Şehnaz Buselik Makamıdır.<br />
Şehnaz Buselik Makamı dizisi, Yerinde Buselik beşlisine Hüseyni perdesi   üzerinde Bir Hicaz dörtlüsünün eklenmesiyle meydana gelir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu makamdaki bazı şarkılar:<br />
* Bir nev-cihandır, serv-i revandır (Zekai Dede)<br />
* Küçüksu&#8217;da gördüm seni (Tanburi Mustafa Çavuş)</ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=476021" target="_self"><br />
</a></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>B) Göçürülmüş Makamlar ( Şed Makamlar )</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bir makamı, kalıbını bozmadan asıl yerinden başka bir yere   götürmek, o makamın şeddini yapmaktır. Yani o makamı göçürmektir. Makamları   teker teker incelerken bu konunun daha iyi anlaşılacağını umuyorum.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>İsimlendirilmiş ve halen kullanılmakta olan şed makamlar 14   tanedir. Bunlar;</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>18) Acemaşiran Makamı<br />
19) Mahur Makamı<br />
20) Sultaniyegah Makamı<br />
21) Nihavend Makamı<br />
22) Kürdilihicazkar Makamı<br />
23) Zirgüleli Suzinak Makamı<br />
24) Şedaraban Makamı<br />
25) Evcara Makamı<br />
26) Hicazkar Makamı<br />
27) Suz-i dil Makamı<br />
28) Ruhnevaz Makamı<br />
29) Ferahnüma Makamı<br />
30) Aşkefza Makamı<br />
31) Heftgah Makamı</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>18) ACEMAŞİRAN MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Acemasiran Makami, Çargah Makami dizisinin Acemasiran   perdesi üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Acemasiran perdesidir<br />
b. Seyir: Inici<br />
c. Güçlü: Acem perdesidir. (Ikinci derecede Çargah)<br />
d. Yeden: Hüseyni Asiran perdesidir<br />
e. Donanim: Si küçük mücennep bemol</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin genislemesi, Acem perdesi üzerinde Çargah beslisi   seklinde yapilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: Inici bir seyre sahip olan Acemasiran   Makaminin seyrine Acem perdesi civarindan baslanir. Dizinin üst tarafinda   bulunan Çargah dörtlüsü ve genisleme seslerinde dolasilarak Acem perdesinde   asma kalis gösterilir. Daha sonra Acem perdesinden asagi inilerek Çargah   perdesinde geçici kalis yapilir. Ayrica Dügah perdesine inilerek Kürdi   çesnili yarim karar da yapilabilir. Dizinin üst tarafinda Çargah beslisi   halinde genisleyen Acemasiran dizisi, yakin makam dizilerini çok   kullanmamasina karsilik agirbasli bir makamdir.<br />
Acemasiran dizisi seslerinde fazlaca dolasilan bu makamda, kalis sesleri olan   Acem, Çargah ve Dügah perdelerinde sikça duruslar yapilir. Karara dogru   Çargah beslisinin sesleri kullanilarak gidilir ve yedeni olan Hüseyni Asiran   perdesi de gösterilerek Acemasiran perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Bir teselli beklerim gönlümdeki bin yareye (Şerif İçli)<br />
* Gel ey denizin nazlı kızı nuş-i şerab et (Aleko Bacanos)<br />
* Gönlüm düşüyor çırpınarak (İsmail Baha Sürelsan)<br />
* Gönül sana tapalı, kapın bana kapalı (Sadettin Kaynak)<br />
* Nideyim bilmem elinden senin (Sadettin Kaynak)</ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=478585" target="_self"><br />
</a></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>19) MAHUR MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Mahur Makamı, Çargah Makamı dizisinin Rast perdesi üzerine   göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Rast perdesidir<br />
b. Seyir: Inicidir<br />
c. Güçlü: Gerdaniye perdesidir<br />
d. Yeden: Gevest perdesidir<br />
e. Donanim: Fa küçük mücennep diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Rast perdesinde Çargah beslisi ve Neva perdesinde Çargah   dörtlüsü halinde meydana gelen Mahur Makami dizisi, tiz durak (Gerdaniye)   üzerinde Çargah beslisi halinde genisler.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: Mahur Makaminin seyrine Gerdaniye perdesi   veya civarindan baslanir. Inici bir seyre sahip olmasindan dolayi tiz durak   civarindaki seslerde veya genisleme seslerinde dolasilir. Güçlü olan   Gerdaniye perdesinde kalis yapilir.<br />
Çargah dörtlüsü ile Neva perdesine inilerek asma kalis gösterilir. Dizinin   yukaridan asagiya inis cazibesine uyarak Buselik perdesi Segah yapilir. Bu   degisiklik makama yumusak bir hava verir.<br />
Hüseyni perdesinde Buselik, Çargah perdesinde Çargah ve Dügah perdesinde   Hüseyni’li kalislar da yapilabilir.<br />
Dizinin seslerinde gezinilerek, Çargah beslisinin sesleri ile Rast perdesinde   karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Aşıka Bağdat sorulmaz (Münir Nurettin Selçuk)<br />
* Bahar pembe beyaz olur (Neveser Kökdeş)<br />
* Ben güzele güzel demem (Sadettin Kaynak)<br />
* Beyoğlu&#8217;nda gezersin (Neyzen Rıza Efendi)<br />
* Bu sevda ne tatlı, ne tatlı yalan (Şükrü Şenozan)<br />
* Bu son şarkımda sen varsın (Muzaffer İlkar)<br />
* Çek küreği güzelim, uzanalım Göksu&#8217;ya (Arif Sami Toker)<br />
* Hicranı açmıştır sinede yare (Sadi Hoşses)<br />
* Hoş geldin gönül bahçeme bahar gözlüm (Selahattin İçli)<br />
* Petek petek bal gibisin (Erol Sayan)<br />
* Şarkımı senin için yazdığımı bilseydin (İrfan Özbakır)<br />
* Şimdi bahara erdim (Alaeddin Yavaşça)</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>20) SULTANIYEGAH MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Sultaniyegah Makami, Buselik Makami dizisinin Yegah perdesi   üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Yegah perdesidir<br />
b. Seyir: Inicidir<br />
c. Güçlü: Neva perdesidir. (Ikinci derecede Dügah)<br />
d. Yeden: Kaba Nim Hicaz perdesidir<br />
e. Donanim: Si küçük mücennep bemol, Do bakiye diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Artık İkili &#8211; Küçük Mücennep</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Sultaniyegah Makami, Neva perdesi üzerinde Buselik dizisi   halinde genisler.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: Inici bir seyre sahip olan Sultaniyegah   Makaminin seyrine genellikle tiz durak civarindan baslanir. Neva perdesi   üzerindeki Buselik beslisinin sesleri kullanilarak Neva perdesinde asma kalis   yapilir. Neva perdesinden asagi dogru Hicaz’li olarak inilerek gezinilir.   Genisleme sesleri de kullanilarak Neva perdesinde israrli kalislar yapilir.<br />
Neva perdesinden asagi dogru Hümayun’lu veya Kürdi’li inisler yapilarak Dügah   perdesinde kalis yapilir.<br />
Karara dogru Buselik beslisinin sesleri kullanilarak inilir. Yedeni olan Kaba   Nim Hicaz perdesi de belirtilerek Yegah perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Al sazını sen sevdiceğim (Bimen Şen)<br />
* Biz Çamlıca&#8217;nın üç gülüyüz (Yesari Asım Arsoy)<br />
* Biz Heybeli&#8217;de her gece mehtaba çıkardık (Yesari Asım Arsoy)<br />
* Bu hülyalar diyarında (Münir Nurettin Selçuk)<br />
* Sen şarkı söylediğin zaman (Münir Nurettin Selçuk)<br />
* Sevildin sanma, coşup aldanma (Arif Sami Toker)</ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=478950" target="_self"><br />
</a></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>21) NİHAVEND MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Nihavend Makamı, Buselik Makamı dizisinin Rast perdesi   üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Rast perdesidir<br />
b. Seyir: Inici &#8211; çıkıcıdır<br />
c. Güçlü: Neva perdesidir<br />
d. Yeden: Irak perdesidir<br />
e. Donanim: Si küçük mücennep bemol, Mi küçük mücennep bemol</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Nihavent Makamı dizisi hem alt hem de üst taraftan genişleme   yapar. Alt taraftan Hicaz dörtlüsü, üst tarftan Buselik beşlisi olarak   genişler.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Nihavent Makamı, Türk Musıkisi makamları içerisinde en   fazla kullanılan makamlardan biridir. Nihavent Makamı dizisinin seslerinin   müsait olması nedeniyle Batı Müziği enstrümanları ile de rahatlıkla icra   edilebilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: İnici &#8211; çıkıcı seyre sahip olan Nihavent   Makamının seyrine genellikle orta seslerden başlanır. Neva perdesi üzerindeki   Kürdi veya Hicaz dörtlüsünün sesleri kullanılarak güçlü sesi olan Neva perdesinde   asma kalışlar yapılır. Buselik beşlisinin sesleri kullanılarak tiz seslerde   dolaşılır. İnişte çeşitli geçkiler kullanılarak tekrar Neva perdesinde asma   kalış yapılır. Dizinin orta seslerinde dolaşılır. Karar perdesine inilirken   Buselik sesleri kullanılır. Karardan önce, dizi alt taraftan Hicaz sesleriyle   genişleme yapar. Buselik beşlisinin sesleri ile Yedeni olan Irak perdeside   gösterilerek Karar sesi olan Rast perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Ağlamakla, inlemekle ömrüm gelip geçiyor (Sadi Hoşses)<br />
* Ahımı hicranımı sakladım gizli tuttum (Selahattin İnal)<br />
* Aşka gönül vermem, aşka inanmam (Baki Çallıoğlu)<br />
* Aşkımın ilk baharı, ilk heyecanım benim (Arif Sami Toker)<br />
* Aşkın susuz bağında pınar gibi çağlarım (Sadettin Kaynak)<br />
* Aşk nedir, nasıldır, bilen var mı (Avni Anıl)<br />
* Ayrıldı gönül şimdi yine bir tek eşinden (Zeki Duygulu)<br />
* Ayrılmak ne kadar zor, unutulmak çok acı (Ekrem Güyer)<br />
* Bahar bitti güz bitti, artık bülbül ötmüyor (Sadettin Kaynak)<br />
* Bahar geldi gül açıldı, ruhuma neşe saçıldı (Teoman Alpay)<br />
* Bakmıyor çeşm-i siyeh feryade (Hacı Arif Bey)<br />
* Bekledim de gelmedin, sevdiğimi bilmedin (Yesari Asım Arsoy)<br />
* Benim gönlüm sarhoştur yıldızların altında (Kaptanızade Ali Rıza Bey)<br />
* Biraz kül biraz duman, o benim işte (Avni Anıl)<br />
* Bir demet yasemen, aşkımın tek hatırası (Zeki Müren)<br />
* Bir ihtimal daha var, o da ölmek mi dersin (Osman Nihat Akın)<br />
* Bu gün yine gönlümün bahçesinde gezindim (Emin Ongan)<br />
* Doymadım sana, ağlarım ah ederek yana yana (Nevzat Akay)<br />
* Ellerim böyle boş, boş mu kalacaktı (Şekip Ayhan Özışık)<br />
* Gizli aşk bu, söyleyemem, derdimi hiç kimseye (Zeynettin Maraş)<br />
* Gök yüzünde yalnız gezen yıldızlar (Teoman Alpay)<br />
* Güzel bir göz, beni attı, bu derin sevdaya (Osman Nihat Akın)<br />
* İçimde nice uzun yılların özlemi var (Avni Anıl)<br />
* İnleyen nağmeler ruhumu sardı (Zeynettin Maraş)<br />
* Kalbe dolan o ilk bakış, unutulmaz unutulmaz (Erol Sayan)<br />
* Körfezdeki dalgın suya bir bak, göreceksin (Osman Nihat Akın)<br />
* Leylakları sünbülleri, soldurdun gonca gülleri (Zekai Tunca)<br />
* Mihrabım diyerek sana yüz vurdum (Avni Anıl)<br />
* Mümkün mü unutmak güzelim, neydi o akşam (Rakım Elkutlu)<br />
* Ne dert kalır ne hüzün, bir sudur akar zaman (Sadettin Kaynak)<br />
* Sevil neşelen, sevme yanarsın (Sadettin Öktenay)<br />
* Şarkılar seni söyler, dillerde nağme adın (Muzaffer İlkar)<br />
* Unutturamaz seni hiç bir şey, unutulsam da ben (Ekrem Güyer)<br />
* Yine bu yıl Ada sensiz içime hiç sinmedi (Osman Nihat Akın)<br />
* Yok başka yerin (Kalamış) (Münir Nurettin Selçuk)</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Nihavend Longa</ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=480752" target="_self"><br />
</a></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>22) KÜRDİLİHİCAZKAR MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Kürdilihicazkar Makamı, Kürdi Makamı dizisinin Rast perdesi   üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Rast perdesidir<br />
b. Seyir: Inicidir<br />
c. Güçlü: Gerdaniye perdesidir (İkinci derecede Çargah)<br />
d. Yeden: Acemaşiran perdesidir<br />
e. Donanım: Si küçük mücennep bemol, Mi küçük mücennep bemol, La küçük   mücennep bemol</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins><br />
Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Tam &#8211; Bakiye &#8211; Tam &#8211; Tam</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Not: Kürdilihicazkar Makamını ilk kez bulan ve kullanan   bestekarımız Hacı Arif Bey&#8217;dir. Bu konuyu daha sonra açmayı düşündüğüm   &#8220;Bestekarlarımız&#8221; başlığında paylaşacağım.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: İnici bir seyre sahip olan Kürdilihicazkar   Makamının seyrine genellikle tiz durak sesi olan Gerdaniye perdesinden   başlanır. Çok parlak ve renkli nağmelerin yapıldığı Kürdilihicazkar Makamının   seyri yapılırken Gerdaniye perdesindeki Kürdi ve Hicaz&#8217;lı kalışlar bu makamın   karekteristik özelliğidir. Dizinin diğer sesleri kullanılarak Neva perdesinde   Bayati&#8217;li kalışlar yapılır. Ana dizinin sesleri kullanılarak Kürdi   dörtlüsünün sesleri ile Rast perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Aşkım Yeniköy sahili deryasını sardı (Yesari Asım Arsoy)<br />
* Avuçlarımda hala sıcaklığın var inan (Yusuf Nalkesen)<br />
* Bahar çiçek çiçek gelince güzel (Zekai Tunca)<br />
* Başka söz söylemem aşktan yana ben ( (Alaeddin Yavaşça)<br />
* Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın (Münir Nurettin Selçuk)<br />
* Bir kendi gibi zalimi sevmiş yanıyormuş (Lemi Atlı)<br />
* Bir sabah bakacaksın ki birtanem ben yokum (Selahattin İçli)<br />
* Bitmez tükenmez bu dert, ömür diyorlar buna (Selahattin İçli)<br />
* Bu akşam bütün meyhanelerini dolaştım İstanbul&#8217;un (Avni Anıl)<br />
* Bu ateşi sen yaktın içime, gel de sen söndür (Necdet Tokatlıoğlu)<br />
* Çamlar arasından süzülürken mehtap (Muzaffer İlkar)<br />
* Çiçek nedir görmeden bozkırlara dalmışsan (Selahattin İçli)<br />
* Dertleri zevk edindim, bende neşe ne arar (Selahattin İnal)<br />
* Geçmesin günümüz sevgilim yasla (Alaeddin Yavaşça)<br />
* Gel sen bize akşam, yine mehtap görünsün (Muzaffer İlkar)<br />
* Her tel saçı bir ter dudağın değdiği yerdir (Kaptanızade Ali Rıza Bey)<br />
* Hüzün zaman zaman deli dalgalarla gelir (Selahattin İçli)<br />
* Muntazır teşrifine hazır kayık (Hacı Arif Bey)<br />
* Ne demiştin niçin caydın sözünden (Selahattin Pınar)<br />
* Ne o bensiz edebilir, ne temelli gidebilir ( Yusuf Nalkesen)<br />
* Nereden sevdim o zalim kadını (Selahattin Pınar)<br />
* Ne senin aşkına muhtaç, ne esirin olacağım ( Muzaffer İlkar)<br />
* Ömrümce o saf aşkını kalbimde yaşatsam (Yesari Asım Arsoy)<br />
* Öyle dudak büküp hor gözle bakma (Avni Anıl)<br />
* Saymadım kaç yıl oldu sen ellerin olalı ( Yusuf Nalkesen)<br />
* Seni ben ellerin olsun diye mi sevdim (Baki Duyarlar)<br />
* Sevmek acı bir arzu derler, sevilmiyor sevenler (Avni Anıl)<br />
* Söyle naz mı bu kaş çatış (Yusuf Nalkesen)<br />
* Şarap mahzende yıllanır, aşkın kalbimde yıllanıyor (Sadi Hoşses)<br />
* Yıldızlara baktırdım fallarda çıkmıyorsun (Zekai Tunca)<br />
* Yıldızlı semalardaki haşmet ne güzel şey (Sadi Hoşses)<br />
* Zil, şal ve gül (Endülüs&#8217;te raks) (Münir Nurettin Selçuk)</ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=481556" target="_self"><br />
</a></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
</tr>
<tr>
<td valign="top"><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;"><ins>23) ZİRGÜLELİ SUZİNAK MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Zirgüleli Suzinak Makamı, Zirgüleli Hicaz Makamı dizisinin   Rast perdesi üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Rast perdesidir<br />
b. Seyir: Inici &#8211; çıkıcıdır<br />
c. Güçlü: Neva perdesidir<br />
d. Yeden: Irak perdesidir<br />
e. Donanım: Si koma bemol, Mi bakiye bemol, La bakiye bemol, Fa bakiye diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: Zirgüleli Suzinak Makmının seyrine Neva   perdesi civarından başlanır. Dizinin orta seslerinde dolaşılarak Neva   perdesinde asma kalış yapılır. Neva perdesi üzerindeki Hicaz dörtlüsünün   sesleri, bazen Rast dörtlüsü halinde de kullanılarak, tiz durak üzerindeki   genişleme seslerine geçilir. Tekrar ana dizini seslerine inilir. Çargah   perdesinde Nikriz&#8217;li, Segah perdesinde de Hüzzam&#8217;lı asma kalışlar   yapılabilir. Ana dizinin seslerine geçilerek Hicaz beşlisinin sesleriyle Rast   perdesinde karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Ayrı düştüm sevgilimden, dünya bana dar oldu (Yesari Asım Arsoy)<br />
* Benim yarem gibi yare bulunmaz (Latif Ağa)<br />
* Dokunma kalbime zira çok incedir kırılır (Gavsi Baykara)<br />
* Ellere uzaktan bak, bana yakın gel (Osman Nihat Akın)<br />
* Gülüp geçtin ben ağlarken, şimdi sitemin niye (Muzaffer İlkar)<br />
* Ne müşkülmüş seni sevmek, sana yar olmak (Osman Nihat Akın)<br />
* Şimdi uzaklardasın, gönül hicranla doldu (Zeki Müren)</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>24) ŞEDARABAN (ŞEDD-İ ARABAN) MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Şedaraban Makamı, Zirgüleli Hicaz Makamı dizisinin Yegah   perdesi üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Yegah perdesidir<br />
b. Seyir: Inicidir<br />
c. Güçlü: Neva perdesidir (İkinci derece Rast)<br />
d. Yeden: Kaba Nim Hicaz perdesidir<br />
e. Donanım: Si bakiye bemol, Mi bakiye bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye   diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: İnici bir makam olan Şedaraban Makamının   seyrine genellikle Neva perdesi civarından başlanır. Bu perde de asma kalış   yapılarak dizinin seslerinde dolaşılır. Sonra dizinin genişleme seslerine   geçilir. Neva perdesinde Hicaz&#8217;lı olarak dolaşılır. Tekrar dizinin seslerine   inilir. Buradan ana dizinin seslerine geçilerek Yegah üzerindeki Hicaz   beşlisinin sesleri kullanılarak karar perdesine inilir. Yedeni olan Kaba Nim   Hicaz sesi gösterilerek karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Bade-i vuslat içilsin, kase-i fağfurdan (Faize Ergin)<br />
* Gecemiz kapkara, saki sun elin nur olsun (Sadettin Kaynak)<br />
* Gönlümü mest eyledin (Cevdet Çağla)</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins> </ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>25) EVCARA MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Evcara Makamı dizisi, Zirgüleli Hicaz Makamı dizisinin Irak   perdesi üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Irak perdesidir<br />
b. Seyir: İnicidir<br />
c. Güçlü: Evç perdesidir (İkinci derecede Nim Hicaz)<br />
d. Yeden: Acemaşiran perdesidir<br />
e. Donanım: Si koma bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye diyez, La bakiye diyez,   Mi bakiye diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: Evcara Makamının seyrine tiz durak   civarından başlanır. Tiz durak civarında ve genişleme seslerinde dolaşılarak   Evç perdesinde asma kalış yapılır. Tekrar ana dizinin seslerine geçilerek Nim   Hicaz perdesinde asma kalış yapılır. Yedeni olan Acemaşiran perdesi de   gösterilerek Irak perdesindeki Hicaz beşlisinin sesleriyle karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Açıldı sineme bir taze yare (Latif Ağa)<br />
* Gel aşkta göster ey yar ruy-i mahını (Alaeddin Yavaşça)<br />
* Gel ey güzeller serveri (Dede Efendi)<br />
* Söndü yadımda akisler gibi (Selahattin Pınar)<br />
* Susmasın gülşen-i can (Alaeddin Yavaşça)</ins></span></p>
<div><span style="color: #000000;"><ins></p>
<hr size="2" />
<p></ins></span></div>
<p><span style="color: #000000;"><ins>26) HİCAZKAR MAKAMI</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Hicazkar Makamı dizisi, Zirgüleli Hicaz Makamı dizisinin   Rast perdesi üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>a. Durak: Rast perdesidir<br />
b. Seyir: İnicidir<br />
c. Güçlü: Gerdaniye perdesidir (İkinci derecede Neva)<br />
d. Yeden: Irak perdesidir<br />
e. Donanım: Si koma bemol, Mi bakiye bemol, La bakiye bemol, Fa bakiye diyez</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins></ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Dizinin Seyri: İnici bir karektere sahip olduğundan dolayı   Hicazkar Makamı seyrine tiz durak civarından başlanır. Genişleme seslerinde   dolaşılarak Gerdaniye perdesinde asma kalış yapılır. Daha sonra ana dizinin   seslerine geçilerek Neva&#8217;da Kürdi&#8217;li, Çargah&#8217;da Buselikli kalışlar yapılır.   Rast perdesinde Hicaz beşlisinin sesleri kullanılarak karar verilir.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Bu Makamdaki Bazı Şarkılar:<br />
* Ağlatıp küstüreceksen (Alaeddin Şensoy)<br />
* Bahar geldi gül açıldı, aşka geldi bülbül şimdi (Muhlis Sebahattin Ezgi)<br />
* Çiçekler derleyeyim, bir demet eyleyeyim (Muzaffer İlkar)<br />
* Çözmek elimde değil gönlümü senden kadın (Sadettin Kaynak)<br />
* Dinle kalbimdeki feryadı, kulak ver sesine (Alaeddin Yavaşça)<br />
* Gece aya bakıyorum yüzünü zannederek (Muzaffer İlkar)<br />
* Gönlümü duçar eden bu hale hep (Şevki Bey)<br />
* Gönül derdi çekenler (Selahattin Pınar)<br />
* Gül dalında öten bülbülün olsam (Neveser Kökdeş)<br />
* İnan üzülmedim elveda derken (Zekai Tunca)<br />
* Kulağımdan gitmiyor ninni sesin (Özcan Korkut)<br />
* Leyla acep neden ses vermiyor feryadıma (Sadettin Kaynak)<br />
* Mani oluyor halimi takrire hicabım (Tatyos Efendi)<br />
* Sarı mimozamsın sen benim (Alaeddin Yavaşça)<br />
* Senelerce aşkı anmış, mahsun kalpler hep aldanmış (Sabri Süha Ansen)<br />
* Son aşkımı canlandıran en tatlı emelsin (Lemi Atlı)<br />
* Şen gözlerinle yüzüme bir baktın (Alaeddin Yavaşça)<br />
* Yolları gurbete bağlayan dağlar (Sadi Işılay)<br />
* Yüzün güllerden ince, sesin bülbülden tatlı (Sadettin Kaynak)</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins> </ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Türk Musıkisinde bu güne kadar kullanılmış toplam 590 makam   vardır. Bu makamların büyük bir çoğunluğu farklı iki makamın birleştirilmesi   veya bir makamın kendi yerinden başka bir perdeye göçürülmesi sonucu   oluşturulmuştur. Sonuçta ortaya yeni bir makam çıkmasına rağman bir çoğu   günümüzde kullanılmamaktadır.<br />
Önemli not: Bir makamın kendi yerinden bir başka perdeye göçürülmesiyle   ve/veya herhangi iki makamın birleştirilmesiyle farklı bir makam ortaya   çıkar. Fakat; Yaptığınız bir müzik türünün sonuna ve/veya başına   &#8220;Makam&#8221; kelimesini eklemekle bir makam oluşturamazsınız. Örneğin; Caz-Makam,   Pop-Makam diye birşey yoktur, olamaz da. Çünkü bunlar Makam değil, bir müzik   türü, bir tarzdır.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>Türk Musıkisinde bu güne kadar kullanılmış toplam 590 makam   aşağıda sıralanmıştır. Kalın harflerle belirttiğim makamlar, daha önce bu   başlıkta incelediğimiz veya bundan sonra inceleyeceğimiz makamlardır.   Saygılarımla.</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins>1.   Âb-ı Kevser<br />
2.   Acem<br />
3.   Acem-Aşîrân<br />
4.   Acem-Bâ-Zir-Keşîde<br />
5.   Acem-Bûselik<br />
6.   Acem-Irak<br />
7.   Acem-Kürdî<br />
8.   Acem-Murassa<br />
9.   Acem-Rast<br />
10. Acem-Zemzeme<br />
11. Acem-Zir-Keşîde<br />
12. Acemli Rast<br />
13. Âgâaze-i Kâbili<br />
14. Aheng-i-Tarâb<br />
15. Akberi<br />
16. Anber-Efşân<br />
17. Arabân<br />
18. Arabân-Kürdî<br />
19. Arabân-Nigâr<br />
20. Arabân-ı-Cedîd<br />
21. Arazbâr<br />
22. Arazbâr-Bûselik<br />
23. Arazbâr-Zemzeme<br />
24. Âvâz-ı Zenbûr<br />
25. Azrâ<br />
26. Aşîrân<br />
27. Aşîrân-Mâye<br />
28. Aşîrân-Vefâdar<br />
29. Aşîrân-Zemzeme<br />
30. Aşk-Efzâ<br />
31. Bâd-ı-Sabâ<br />
32. Bahâr<br />
33. Bahr-i-Nâzik<br />
34. Bayâti<br />
35. Bayâti-Arabân<br />
36. Bayâti-Arabân-Bûselik<br />
37. Bayâti-Aşîrân<br />
38. Bayâti-Bûselik<br />
39. Bayâti-Hisâr<br />
40. Bayâti-Isfahân<br />
41. Bayâti-Kürdî<br />
42. Bend-i-Bûselik<br />
43. Bend-i-Hisâr<br />
44. Beste-Hisâr<br />
45. Beste-Isfahân<br />
46. Beste-Nigâr<br />
47. Beste-Nigâr-Hisarek<br />
48. Beste-Nigâr-ı-Atîyk<br />
49. Beste-Nigâr-ı-Kadîm<br />
50. Beynel-Bahreyn<br />
51. Beyzâ<br />
52. Bezm-i Tarâb<br />
53. Bezmâra<br />
54. Buhârî<br />
55. Bûselik<br />
56. Bûselik-Aşîrân<br />
57. Bûselik-Gerdâniye<br />
58. Bûselik-Geveyşt<br />
59. Bûselik-Mâye<br />
60. Bûselik-Nevrûz<br />
61. Bûselik-Selmek<br />
62. Bûselik-Şehnaz<br />
63. Bûstan<br />
64. Büzürk<br />
65. Büzürk-Gerdâniye<br />
66. Büzürk-Geveyşt<br />
67. Büzürk-Mâye<br />
68. Büzürk-Nevrûz<br />
69. Büzürk-Selmek<br />
70. Büzürk-Şehnâz<br />
71. Canfezâ<br />
72. Çârgâh<br />
73. Çârgâh-Âcem<br />
74. Çârgâh-Gerdâniye<br />
75. Çârgâh-Mahûr<br />
76. Çehâr-Âgâazin<br />
77. Daği-Bayâti<br />
78. Danişverân<br />
79. Dil Âvîz<br />
80. Dil-Ârâ<br />
81. Dil-Efruz<br />
82. Dil-Keşîde<br />
83. Dil-Nişîn<br />
84. Dil-Rübâ<br />
85. Dil-Sûz<br />
86. Dildâr<br />
87. Dilkeş-Hâverân<br />
88. Dilküşâ<br />
89. Dost-Gahî<br />
90. Dügâh<br />
91. Dügâh-Bûselik<br />
92. Dügâh-Mâye<br />
93. Dügâh-ı Acem<br />
94. Dügâh-ı Kadîm<br />
95. Ebû-Selik<br />
96. Efrûhiten<br />
97. Evcârâ<br />
98. Evc (Eviç)<br />
99. Evc-Aşirân)<br />
100. Evc-Bûselik<br />
101. Evc-Gerdâniye<br />
102. Evc-i Muhâlif<br />
103. Evc-Isfahân<br />
104. Evc-Maklüb<br />
105. Evc-Mâye<br />
106. Evc-Nihâvendi<br />
107. Ferâh<br />
108. Ferâh-Âver<br />
109. Ferâh-Zâyi<br />
110. Ferâhfezâ<br />
111. Ferâhnâk<br />
112. Ferâhnümâ<br />
113. Ferâhzâr<br />
114. Gamz-Edâ<br />
115. Gazâl<br />
116. Gerdâniye<br />
117. Gerdâniye-Bûselik<br />
118. Gerdâniye-Büzürk<br />
119. Gerdâniye-Hicâz<br />
120. Gerdâniye-Hüseynî<br />
121. Gerdâniye-Irak<br />
122. Gerdâniye-Isfahân<br />
123. Gerdâniye-Kûçek<br />
124. Gerdâniye-Kürdî<br />
125. Gerdâniye-Nevâ<br />
126. Gerdâniye-Nigâr<br />
127. Gerdâniye-Nikrîzi<br />
128. Gerdâniye-Rast<br />
129. Gerdâniye-Rehâvî<br />
130. Gerdâniye-Uşşâk<br />
131. Gerdâniye-Zirgüle<br />
132. Geveyşt<br />
133. Geveyşt-Bûselik<br />
134. Geveyşt-Büzürk<br />
135. Geveyşt-Gerdâniye<br />
136. Geveyşt-Hicâz<br />
137. Geveyşt-Hüseynî<br />
138. Geveyşt-Irak<br />
139. Geveyşt-Isfahân<br />
140. Geveyşt-Kûçek<br />
141. Geveyşt-Nevâ<br />
142. Geveyşt-Rehâvî<br />
143. Geveyşt-Uşşâk<br />
144. Geveyşt-Zirgüle<br />
145. Gonca-i-Rânâ<br />
146. Gururî<br />
147. Gül-Ruh<br />
148. Güldeste<br />
149. Gülistân<br />
150. Gülizâr<br />
151. Gülnâri<br />
152. Gülzâr<br />
153. Gülşen-i Vefâ<br />
154. Hadrâ (Hazrâ)<br />
155. Harran<br />
156. Hâver<br />
157. Hayâl-i Murâd<br />
158. Hayân<br />
159. Hazân<br />
160. Heftgâh<br />
161. Hicâz<br />
162. Hicâz Aşirân<br />
163. Hicâz-Acem<br />
164. Hicâz-Bûselik<br />
165. Hicâz-Büzürk<br />
166. Hicâz-Gerdâniye<br />
167. Hicâz-Geveyşt<br />
168. Hicâz-Irak<br />
169. Hicâz-Mâye<br />
170. Hicâz-Nevrûz<br />
171. Hicâz-Selmek<br />
172. Hicâz-ı Muhâlif<br />
173. Hicâz-ı Reke<br />
174. Hicâz-ı Türkî<br />
175. Hicâz-ı-Hicâz<br />
176. Hicâz-Zemzeme<br />
177. Hicâz-Şehnâz<br />
178. Hicâzeyn<br />
179. Hicâzî Hüseynî<br />
180. Hicâzî Isfahân<br />
181. Hicâzî Uşşâk<br />
182. Hicâzkâr<br />
183. Hicâzkâr-Bûselik<br />
184. Hicâzkârı-Kürdî<br />
185. Hisâr<br />
186. Hisâr- Vech-i Şehnâz<br />
187. Hisâr-Aşîrân<br />
188. Hisâr-Bûselik<br />
189. Hisâr-Evc<br />
190. Hisâr-ı Büzürk<br />
191. Hisâr-ı Gayr-ı Müstear<br />
192. Hisâr-ı Kâdim<br />
193. Hisâr-ı Kürdî<br />
194. Hisâr-ı Nîk<br />
195. Hisârek<br />
196. Hocest<br />
197. Horasan<br />
198. Hoş-Serâ<br />
199. Hucet<br />
200. Hudavendigâr<br />
201. Hufte-Isfahân<br />
202. Hûzi<br />
203. Huzî-Aşîrân<br />
204. Hûzi-Bûselik<br />
205. Hümâyûn<br />
206. Hüseynî<br />
207. Hüseynî- Geveyşt<br />
208. Hüseynî-Acem<br />
209. Hüseynî-Aşîrân<br />
210. Hüseynî-Bûselik<br />
211. Hüseynî-Gerdâniye<br />
212. Hüseynî-Horasâni<br />
213. Hüseynî-Kürdî (Zemzeme)<br />
214. Hüseynî-Nevrûz<br />
215. Hüseynî-Nikrîz<br />
216. Hüseynî-Rehâvi<br />
217. Hüseynî-Sabâ<br />
218. Hüseynî-Şehnâz<br />
219. Hüsn-ü Ân<br />
220. Hüzzâm<br />
221. Hüzzâm-ı Cedîd<br />
222. Hüzzâm-ı Kadîm<br />
223. Hüzzâm-ı Rûmi<br />
224. Irak<br />
225. Irak-Geceyşt<br />
226. Irak-Gerdâniye<br />
227. Irak-Mâye<br />
228. Irak-Nevrûz<br />
229. Irak-Selmek<br />
230. Irak-Şehnâz<br />
231. Irakı Acem<br />
232. Isfahân<br />
233. Isfahân-Bûselik<br />
234. Isfahân-Gerdâniye<br />
235. Isfahân-Geveyşt<br />
236. Isfahân-Irak<br />
237. Isfahân-Mâye<br />
238. Isfahân-Nevrûz<br />
239. Isfahân-Selmek<br />
240. Ifahân-ı Cedîd<br />
241. Isfahân-ı Sultâni<br />
242. Isfahân-Zemzeme<br />
243. Isfahân-Şehnâz<br />
244. Isfahânek-i Atîyk<br />
245. Isfahânek-i Cedîd<br />
246. Isfahânek<br />
247. Kâbilî<br />
248. Karcığar<br />
249. Kebûter<br />
250. Kûçek<br />
251. Kûçek-Geveyşt<br />
252. Kûçek-Mâye<br />
253. Kûçek-Nevrûz<br />
254. Kûçek-Selmek<br />
255. Kûçek-Sümbüle<br />
256. Kûçek-Zemzeme<br />
257. Kûçek-Şehnâz<br />
258. Kürdî<br />
259. Kürdî-Aşîrân<br />
260. Kürdîli Çârgâh<br />
261. Kürdîli Hicâzkâr<br />
262. Kürdîli Hümâyûn<br />
263. Lâle-Gül<br />
264. Lâle-Rûh<br />
265. Mâhûr<br />
266. Mâhûr-Aşîrân<br />
267. Mâhûr-Bûselik<br />
268. Mâhûr-Hân<br />
269. Mâhûr-i Kebîr<br />
270. Mâhûr-i Kebîr-i Kadîm<br />
271. Mâhûr-i Sagîyr<br />
272. Mâhûrek (Mâhûr-i Sagîyr)<br />
273. Mâhûri<br />
274. Matlûb<br />
275. Matlûbek<br />
276. Mâverâünnehr<br />
277. Mâye<br />
278. Mâye-Bûselik<br />
279. Mâye-Büzürk<br />
280. Mâye-Hicâz<br />
281. Mâye-Hüseynî<br />
282. Mâye-i Atîyk<br />
283. Mâye-i Kebîr<br />
284. Mâye-i Kevser<br />
285. Mâye-Irak<br />
286. Mâye-Isfahân<br />
287. Mâye-Kûçek<br />
288. Mâye-Nevâ<br />
289. Mâye-Rast (Rast-Mâye)<br />
290. Mâye-Rehâvî<br />
291. Mâye-Uşşâk<br />
292. Mâye-Zirgüle<br />
293. Mâşûk<br />
294. Meclis-Efrûz<br />
295. Mellâhi<br />
296. Mezmîm<br />
297. Mihr-i Cân<br />
298. Muhâlif<br />
299. Muhâlif-i Irak<br />
300. Muhâlif-i Rast<br />
301. Muhâlifek<br />
302. Muhayyer<br />
303. Muhayyer Bûselik<br />
304. Muhayyer Irak<br />
305. Muhayyer Kürdî<br />
306.Muhayyer Segâh<br />
307.Muhayyer Sümbüle<br />
308.Muhayyer Zirgüle<br />
309.Muhayyer-Zîrkeş<br />
310.Mûtedil<br />
311.Mûtrıbân<br />
312.Mûvafık<br />
313.Müberkâa<br />
314.Mücenebûr-Remel<br />
315.Müjdegâni<br />
316.Mürgâk<br />
317.Müsteâr<br />
318.Müsteârek<br />
319. Müteaddi<br />
320. Müşküye (Segâh-Aşîrân)<br />
321. Na-Murâd<br />
322. Nağme-i Kâbil<br />
323. Nâz<br />
324. Nâz-u Niyaz<br />
325. Nâzenin<br />
326. Necd-i Hüseynî<br />
327. Nesîm<br />
328. Nev-Edâ<br />
329. Nev-Eser<br />
330. Nev-Resîde<br />
331. Nevâ<br />
332. Nevâ-Acem<br />
333. Nevâ-Aşîrân<br />
334. Nevâ-Bûselik<br />
335. Nevâ-Gerdâniye<br />
336. Nevâ-Geveyşt<br />
337. Nevâ-Hüseynî<br />
338. Nevâ-Kürdî<br />
339. Nevâ-Mâye<br />
340. Nevâ-Nevrûz<br />
341. Nevâ-Selmek<br />
342. Nevâ-Şehnâz<br />
343. Nevây-ı Uşşâk<br />
344. Nevâziş<br />
345. Nevbahâr<br />
346. Nevrûz<br />
347. Nevrûz-Bayâti<br />
348. Nevrûz-Bûselik<br />
349. Nevrûz-Büzürk<br />
350. Nevrûz-Hicâz<br />
351. Nevrûz-Hüseynî<br />
352. Nevrûz-i Acem<br />
353. Nevrûz-i Arâb<br />
354. Nevrûz-i Hârâ<br />
355. Nevrûz-i Rast<br />
356. Nevrûz-i Rûmî<br />
357. Nevrûz-i Sultâni<br />
358. Nevrûz-Irak<br />
359. Nevrûz-Isfahân<br />
360. Nevrûz-Kûçek<br />
361. Nevrûz-Nevâ<br />
362. Nevrûz-Rehâvî<br />
363. Nevrûz-Sabâ<br />
364. Nevrûz-Uşşâk<br />
365. Nevrûz-Zirgüle<br />
366. Neşât-Âver<br />
367. Nigâr<br />
368. Nigâr-ı Nîk<br />
369. Nigâr-ı Nîk-Acem<br />
370. Nigârçek<br />
371. Nigârek<br />
372. Nihâvend<br />
373. Nihâvendi Cedîd<br />
374. Nihâvendi Kebir<br />
375. Nihâvendi Rûmî<br />
376. Nihâvendi Sagîyr<br />
377. Nikrîz<br />
378. Nikrîz-i Kebir<br />
379. Nikrîz-i Sagîyr<br />
380. Nikrîz-Segâh<br />
381. Nişâbûr (Nişâpûr)<br />
382. Nişâbûrek<br />
383. Nühüft (Nihift)<br />
384. Nühüft-Hicâzî<br />
385. Nühüft-i Kâdîm<br />
386. Pay-Zen-i Sabâ<br />
387. Pençgâh<br />
388. Pençgâh-ı Aşl<br />
389. Pençgâh-ı Zâid (Zâide)<br />
390. Perzerîn<br />
391. Pesendîde<br />
392. Pûşegân<br />
393. Râh-i Gül<br />
394. Râh-i Hâr-Ken<br />
395. Râh-i Hâr-Keş<br />
396. Râh-i Hûsrevâni<br />
397. Râh-i Rûh<br />
398. Râh-i Şeb-Diz<br />
399. Rahat-Fezâ<br />
400. Rahâtül-Ervâh<br />
401. Râmiş-Huvar<br />
402. Râmiş-i Cân<br />
403. Rast<br />
404. Rast-Acem<br />
405. Rast-Gerdâniye<br />
406. Rast-Geveyşt<br />
407. Rast-Hâverân<br />
408. Rast-Kürdî<br />
409. Rast-Mâhir<br />
410. Rast-Mâye<br />
411. Rast-Nevrûz<br />
412. Rast-Selmek<br />
413. Rast-ı Cedîd<br />
414. Rast-ı Kebîr<br />
415. Rast-Şehnâz<br />
416. Rehâvî (Rehâvî)<br />
417. Rehâvî-Gerdanîye<br />
418. Rehâvî-Geveyşt<br />
419. Rehâvî-Mâye<br />
420. Rehâvî-Nevrûz<br />
421. Rehâvî-Selmek<br />
422. Rehâvî-Şehnâz<br />
423. Rekb (Çârgâh-Rekb)<br />
424. Rekb-i Nevrûz<br />
425. Reng-i Dil<br />
426. Revâ-Irak<br />
427. Revnâk-Nümâ<br />
428. Ridâyî<br />
429. Rûh<br />
430. Rûh-Efzâ<br />
431. Rûhnevâz (Rûhnüvâz)<br />
432. Rûy-i Aşîrân<br />
433. Rûy-i Hicâz<br />
434. Rûy-i Irak<br />
435. Rıdvân<br />
436. Sabâ<br />
437. Sabâ-Aşîrân<br />
438. Sabâ-Bûselik<br />
439. Sabâ-Uşşâk<br />
440. Sabâ-Zemzeme<br />
441. Safâ<br />
442. Sâzkâr<br />
443. Se-Bahr<br />
444. Sebz-Ender-Sebz<br />
445. Sebz-Ender-Sebz-i Hisâr<br />
446. Sebz-Ender-Sebz-i Kadîm<br />
447. Sebz-î Hisâr<br />
448. Sebz-î Tâze<br />
449. Sebzî<br />
450. Segâh<br />
451. Segâh-Acem<br />
452. Segâh-Arabân<br />
453. Segâh-Mâye (Mâye)<br />
454. Segâh-Muhayyer<br />
455. Selmek (Selmekî)<br />
456. Selmek-Büzürk<br />
457. Selmek-Hicâz<br />
458. Selmek-Hüseynî<br />
459. Selmek-i Kebîr<br />
460. Selmek-i Sagîyr<br />
461. Selmek-Irak<br />
462. Selmek-Isfahân<br />
463. Selmek-Kûçek<br />
464. Selmek-Rast<br />
465. Selmek-Rehâvî<br />
466. Selmek-Zirgüle<br />
467. Ser-Bülend<br />
468. Ser-Henk<br />
469. Serendâz (Seng-Endâz)<br />
470. Sipihr<br />
471. Sipihr-Hüseynî<br />
472. Sipihr-Uşşâk<br />
473. Sireng<br />
474. Sultân-ı Bûselik<br />
475. Sultân-ı Cedîd<br />
476. Sultân-ı Nevâ<br />
477. Sultân-ı Segâh<br />
478. Sultân-ı Yegâh<br />
479. Sultân-ı-Irak<br />
480. Suz-i Dil<br />
481. Suz-i Dilâra<br />
482. Sûznâk (Basit Sûzinâk)<br />
483. Sünbüle<br />
484. Sünbüle-i Kâdîm<br />
485. Sünbüle-Nihâvend<br />
486. Şâd-Kâmı<br />
487. Şâh<br />
488. Şâhî<br />
489. Şâhvâr (Şehvâr)<br />
490. Şedd-i Arabân<br />
491. Şehnâz<br />
492. Şehnâz-Aşîrân<br />
493. Şehnâz-Bûselik<br />
494. Şehnâz-Büzürk<br />
495. Şehnâz-Hâverân (Irak)<br />
496. Şehnâz-Hicâz<br />
497. Şehnâz-Hüseynî<br />
498. Şehnâz-Kûçek<br />
499. Şehnâz-Kürdî<br />
500. Şehnâz-Nevâ<br />
501. Şehnâz-Rast<br />
502. Şehnâz-Rehâvî<br />
503. Şehnâz-Uşşâk<br />
504. Şehnâz-Zirgüle<br />
505. Şehr-i Naz (Şehr-Nâz)<br />
506. Şehvâr<br />
507. Şems-Efrûz<br />
508. Şeref-Nümâ<br />
509. Şevk-Âver<br />
510. Şevk-Efzâ<br />
511. Şevk-Engîz<br />
512. Şevk-i Cedîd<br />
513. Şevk-i Dil<br />
514. Şevk-i Serâb<br />
515. Şevk-i Tarâb<br />
516. Şeşgâh<br />
517. Şiâr<br />
518. Şinâver<br />
519. Şirâz<br />
520. Şirâz-Sünbüle<br />
521. Şirîn<br />
522. Şîvekâr<br />
523. Şîvekeş<br />
524. Şîvenümâ<br />
525. Şûrî<br />
526. Şüster<br />
527. Tâhir<br />
528. Tâhir-Bûselik<br />
529. Tâhir-i Kebîr<br />
530. Tâhir-i Sagîyr<br />
531. Tâhir-Kürdî<br />
532. Tanık<br />
533. Tarz-ı Bihîn<br />
534. Tarz-ı Cedîd<br />
535. Tarz-ı Nevîn<br />
536. Tebrîz<br />
537. Tehrîzî<br />
538. Tereşşüd<br />
539. Terkîb-i Sabâ<br />
540. Tüvânger<br />
541. Urfa-Mâhûr<br />
542. Uzzâl<br />
543. Uzzâl-Acem<br />
544. Uzzâl-Hüseynî<br />
545. Uzzâl-Şehnâz<br />
546. Uşşâk<br />
547. Uşşâk-Aşîrân<br />
548. Uşşâk-Gerdâniye<br />
549. Uşşâk-Geveyşt<br />
550. Uşşâk-Mâye<br />
551. Uşşâk-Nevrûz<br />
552. Uşşâk-Selmek<br />
553. Uşşâk-Şehnâz<br />
554. Vâmık<br />
555. Vech-i Arazbâr<br />
556. Vech-i Bûselik<br />
557. Vech-i Hüseynî<br />
558. Vech-i Şehnâz<br />
559. Yâr<br />
560. Yegâh<br />
561. Zâd-ı Dil<br />
562. Zâvîl (Zavil)<br />
563. Zâvîli (Zâvûli)<br />
564. Zâvîli Isfahân<br />
565. Zâvîli Segâh<br />
566. Zemzem<br />
567. Zemzeme (Eski Zemzeme)<br />
568. Zemzeme-Kürdî<br />
569. Zende-Rûd<br />
570. Zengüle (Zirgüle)<br />
571. Zengüle-Bûselik<br />
572. Zengüle-Gerdâniye<br />
573. Zengüle-Geveyşt<br />
574. Zengüle-Mâye<br />
575. Zengüle-Nevrûz<br />
576. Zengüle-Selmek<br />
577. Zengüle-Şehnâz<br />
578. Zengüleli Sûznak<br />
579. Zevk-Bahş<br />
580. Zevk-i Dil<br />
581. Zevk-u Tarâb<br />
582. Zirefkend<br />
583. Zirefkend Şarkı<br />
584. Zirefkend-i Büzürk<br />
585. Zirefkend-i Kûçek<br />
586. Zirefkend-i Rûmi<br />
587. Zirkeş-Hâveran<br />
588. Zirkeş-Hüseynî<br />
589. Zirkeşîde<br />
590. Zülf-i Nigâr</ins></span></p>
<p><span style="color: #000000;"><ins> </ins></span></p>
<table border="0" cellspacing="1" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">27)     SUZ-İ DİL MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Suz-i     Dil Makamı dizisi, Zirgüleli Hicaz Makamı dizisinin Hüseyni Aşiran perdesi     üzerine göçürülmesiyle elde edilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Hüseyni Aşiran perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Hüseyni perdesidir (İkinci derecede Buselik)</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Kaba Nim Hisar perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Sol bakiye diyez, Re bakiye diyez</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri : Suz-i Dil Makamı inici diziye sahip olduğundan seyre genellikle tiz     durak civarından başlanır. Dizinin üst tarafında bulunan Hicaz dörtlüsünün     seslerinde dolaşılarak genişleme seslerine geçilir. Hüseyni üzerinde     Hicaz&#8217;lı olarak yapılan genişleme sesleri, inişte genellikle Buselik     sesleriyle yapılır. Tiz durakta ısrarlı kalışlar yapılır. Ana dizinin     seslerine geçilerek Yedeni olan Kaba Nim Hisar perdesi de gösterilerek     Hüseyni Aşiran perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Makamın     Özelliği: Birçok geçkinin yapılabildiği ve icrasında ustalık isteyen bu     makamın yaratıcısı Tanburi Ali Efendi&#8217;dir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     Makamdaki Bazı Şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Açılmıştı alevler gibi çehrendeki güller ((Ali Rıza Avni)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir nigah ile beni ey dilruba (Nikoğos Ağa)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Cana gam-ı aşkınla perişan gezer oldum (Leon Hancıyan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gül olsam sızsam imbiklerinden (Bimen Şen)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Her bir bakışında neşe buldum (Tanburi Ali Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Unutamıyorum, unutamıyorum, gecem yok artık gündüzüm yok (Avni Anıl)</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamla, günümüzde en çok kullanılan göçürülmüş (şed) makamları tamamlamış     olduk.</span></td>
<td width="623">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=503712" target="_self"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">&nbsp;</td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">C)     Bileşik Makamlar (Mürekkep Makamlar)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Yapısında     çeşitli makam dizileri bulunduran makamlara Bileşik Makamlar denir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bileşik     Makamlar, karar perdesine göre 8 gurupta incelenir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 1. Yegah perdesinde karar verenler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 2. Hüseyni Aşiran perdesinde karar verenler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 3. Acem Aşiran perdesinde karar verenler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 4. Irak perdesinde karar verenler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 5. Rast perdesinde karar verenler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 6. Dügah perdesinde karar verenler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 7. Segah perdesinde karar verenler.</span><br />
<span style="color: #000000;"> 8. Buselik perdesinde karar verenler.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     bölümde inceleyeceğimiz makamlar şunlardır;</span></p>
<p><span style="color: #000000;">28)     Ferahfeza Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 29) Irak Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 30) Evç Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 31) Bestenigar Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 32) Ferahnak Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 33) Şevk-Efza Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 34) Nikriz Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 35) Nev&#8217;eser Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 36) Suz-i Dilara Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 37) Sazkar Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 38) Zavil Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 39) Acem Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 40) Muhayyerkürdi Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 41) Acemkürdi Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 42) Gerdaniye Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 43) Hisar Buselik Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 44) Saba Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 45) Saba Zemzeme Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 46) Nişaburek Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 47) Isfahan Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 48) Bayati Araban Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 49) Tahir Buselik Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 50) Şehnaz Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 51) Dügah Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 52) Hüzzam Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 53) Segah Makamı</span><br />
<span style="color: #000000;"> 54) Müstear Makamı</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">28)     FERAHFEZA MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ferahfeza     Makamı, Acemaşiran perdesindeki Çargah Makamı dizisi ve Yegah perdesindeki     Buselik Makamı dizilerinin birlikte kullanılmasıyla meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Yegah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Dügah perdesidir (İkinci derecede Acem)</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Kaba Nim Hicaz perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si küçük mücennep bemol</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Ferahfeza Makamı seyrine genellikle Acem perdesi civarından     başlanır. Çargah perdesine kadar inilerek Çargah&#8217;lı ve Dügah perdesinde     Kürdi&#8217;li kalışlar yapılır.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Genişleme sesleri fazlaca kullanılmaz. Bitiş sesleri ise Buselik dizisi ile     olur. Yegah perdesindeki Buselik dizisinin sesleri kullanılarak yedeni olan     Kaba Nim Hicaz perdesi de gösterilerek Yegah perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     Makamdaki Bazı Şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bülbül-i hoş neva, lütfunu tut reva (Dede Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Dinlendi başım dün gece bir parça dizinde (Lemi Atlı)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * El benim&#8217;çün seni sarmış biliyor (Dede Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Seyretmek için seyrini ey ruh-i revanım (İzak Varon)</span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=511444" target="_self"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">&nbsp;</td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">29)     IRAK MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Irak     Makamı, Irak perdesindeki Segah dörtlüsü ve yerinde Uşşak dörtlüsünün     birleşmesiyle meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: Çıkıcıdır</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Acemaşiran perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si koma bemol, Fa bakiye diyez</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Irak Makamı çıkıcı bir seyre sahip olduğundan, seyre genellikle     karar sesi civarından başlanır. Dügah perdesi üzerinde bulunan Uşşak dörtlüsünün     seslerinde gezinilerek Neva perdesinde Buselik&#8217;li olarak genişleme     yapılabilir. Dizinin seslerinde karışık olarak gezinilerek inilir. Irak     perdesi üzerinde bulunan Segah dörtlüsünün sesleri kullanılarak Irak     perdesine kadar inilir. Genellikle Yedeni olan Acemaşiran perdesi de     kullanılarak Irak perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bahar oldu sular çağlar (Hacı Arif Bey)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir ah ile ol gonca feme halin ayan et (Dede Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Nettim sana ben bivefa zalim (Dede Efendi)</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">30)     EVÇ MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Evç     Makamı Dizisi, Irak Makamı ile aynı diziye sahiptir. Ancak seyir     farklılığından dolayı ayrı bir makam olarak kabul edilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Acemaşiran perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si koma bemol, Fa bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Evç Makamının seyrine Tiz durak civarından başlanır. İnici seyre     sahip olduğundan sürekli olarak tiz seslerde dolaşılarak Evç perdesinde     asma kalış yapılır. Dizinin orta seslerine inilerek Nim Hicaz perdesinde     asma kalış yapılır. Daha sonra Dügah perdesine inilerek Uşşak dörtlüsünün     sesleri ile kalış yapılır. Karışık seslerde dolaşılarak Segah dörtlüsünün     sesleri de kullanılarak yedeni olan Acemaşiran perdesi gösterilir ve Irak     perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir sebeple sen gücenmişsin bana (Mustafa İzzet Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Çevrilir başıma cihan dar olur (Emin Ongan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Doğuyor ömrüme bir yirmisekiz yaş güneşi (Sadettin Kaynak)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ela gözlerini sevdiğim dilber (Sadettin Kaynak)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Gözyaşlarınız kalbime toplanmış (Selahattin Pınar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Şahane gözler şahane (Anonim)</span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=515874" target="_self"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">&nbsp;</td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">31)     BESTENİGAR MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bestenigar     Makamı Dizisi, Irak perdesindeki Segah dörtlüsü ve yerinde Saba Makamı     dizisinin birlikte kullanılmasıyla meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnici &#8211; Çıkıcıdır</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Çargah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Acemaşiran perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si koma bemol, Re bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Bestenigar Makamının seyrine genellikle dizinin orta sesleri     kullanılarak başlanır. Dügah perdesi üzerinde bulunan yerinde Saba Makamı     dizisinin seslerinde dolaşılarak Güçlüsü olan Çargah perdesinde Hicaz&#8217;lı     kalış gösterilir. Saba dizisinin sesleri kullanılarak Dügah perdesinde     Saba&#8217;lı kalışlar yapılır.Segah dörtlüsünün sesleri kullanılarak ve bazen     yeden&#8217;li olarak Irak perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ben seni sevdim seveli kaynayıp coştum (Dede Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Cana sana aşık nice bir münhasır olsun (Kanuni Ahmet Bey)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Çok sürmedi geçti tarab-ı şevk-i baharım (Hafız Hüsnü Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Farkı yok bir cennet-abadın bugün viraneden (Hayri Yenigün)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Halimi arz eyleyim sultanıma (Rifat Bey)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * İstedin de gönlümü verdim sana (Şekerci Hafız Cemil Bey)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Mızrabı bırak, zülfünü sinemde gezindir (Bimen Şen)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Yar ağlamadan didelerim kana boyandı ((Hacı Faik Bey)</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">32)     FERAHNAK MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Ferahnak     Makamı Dizisi, Irak perdesindeki Ferahnak beşlisi, Dügah perdesinde Rast     dörtlüsü, Nim Hicaz perdesinde Hicaz dörtlüsü, ve Segah perdesindeki     Ferahnak beşlisinin karışık kullanılarak birleşmesinden meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Evç perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Acemaşiran perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Fa bakiye diyez, Do bakiye diyez</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Ferahnak Makamının seyrine genellikle dizinin üst tarafında bulunan     sesler kullanılarak başlanır. Neva perdesi üzerinde Rast beşlisi halinde     genişleme yapılarak Evç perdesinde asma kalış yapılır. Ferahnak beşlisinin     sesleri kullanılarak dizinin orta seslerine inilir. Dügah perdesinde     Hicaz&#8217;lı kalış gösterilir. Ferahnak beşlisinin sesleri kullanılarak Irak     perdesine inilir. Yedeni olan Acemaşiran perdesi de gösterilerek Irak     perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Beğendim seni efendim geçmem asla ben (Dede Efendi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Dil verdim ol gül gonca izara (Nikoğos Ağa)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Hoş yaratmış bari ezel (Nikoğos Ağa)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ruhumda bahar açtı onun bülbülü sendin (Artaki Candan)</span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=522155" target="_self"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">&nbsp;</td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">33)     ŞEVK-EFZA MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Şevk-Efza     Makamı Dizisi, Acemaşiran perdesinde Nikriz beşlisi, yerinde Acemaşiran     Makamı dizisi ve Çargah perdesinde Zirgüleli Hicaz Makamı dizilerinin     birlikte kullanılmasıyla meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Acemaşiran perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Gerdaniye perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Hüseyni Aşiran perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si küçük mücennep bemol, Re bakiye bemol</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Şevk-Efza Makamının seyrine Çargah perdesi üzerinde bulunan     Zirgüleli Hicaz Makamı dizisinin sesleri kullanılarak başlanır. Gerdaniye     perdesi üzerinde asma kalış yapılır. Acemaşiran dizisinin seslerine     geçilerek dizinin orta seslerine inilir. Karışık seslerde dolaşılarak     Acemaşiran perdesine Nikriz beşlisiyle inilir. Nikriz beşlisinin sesleri     kullanılarak yedeni de gösterilmek suretiyle Acemaşiran perdesinde karar     verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ben esir-i handenim ey gül tenim (Tanburi Hikmet Bey)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Geçipte karşıma gözlerin süzme (Ahmet Ağa)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Hicran gibi alemde elim derd-i ser olmaz (Cevdet Çağla)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Sebep sensin gönülde ihtilale (Mustafa Nafiz Irmak)</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">34)     NİKRİZ MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nikriz     Makamı Dizisi, Rast perdesinde Nikriz beşlisi, Neva perdesinde Rast veya     Buselik dörtlüsünün birlikte kullanılmasıyla meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnici &#8211; çıkıcıdır</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si bakiye bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye diyez</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Nikriz Makamının seyrine genellikle Neva perdesi civarından     başlanır. Dizinin üst tarafında bulunan Buselik ve Rast dörtlülerinin     seslerinde dolaşılarak Güçlüsü olan Neva perdesinde kalış gösterilir. Rast     dörtlüsü ile çıkılan dizi genellikle Buselik dörtlüsü ile iner. Nikriz     beşlisi sesleri ile yedeni olan Irak perdesi de gösterilerek Rast     perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir destan dolaşır Bolu Dağı&#8217;nın (Selahattin İçli)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bürünür ak tüllere yeşil palmiyelerin (Yüksel Kip)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Dağ başında tüter duman (Kadri Şençalar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Kirpiğine sürme çek, kına yak parmağına (Refik Fersan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Neden hiç dinmiyor gözyaşların biçare gönlüm (Avni Anıl)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * O güzel saçlarına hercai tak demedim (Emin Ongan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Sen Körfez&#8217;in incisisin İzmir&#8217;im (Yusuf Nalkesen)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Yalova&#8217;nın şen kızını kandıralım alalım (Yesari Asım Arsoy)</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nikriz     Sirto</span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=523059" target="_self"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">&nbsp;</td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">35)     NEV&#8217;ESER MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Nev&#8217;eser     Makamı Dizisi, yerinde Nikriz beşlisi ve Neva perdesinde Hicaz dörtlüsünün     birlikte kullanılmasıyla meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnici &#8211; Çıkıcıdır</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si bakiye bemol, Mi bakiye bemol, Fa bakiye diyez, Do bakiye     diyez</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: İnici &#8211; çıkıcı bir seyre sahip olduğu için Nev&#8217;eser Makamının     seyrine genellikle Neva perdesi civarından başlanır. Dizinin üst seslerinde     dolaşılarak güçlüsü olan Neva perdesinde asma kalış yapılır. Nikriz     beşlisinin sesleri kullanılarak Rast perdesinde karar verilir.</span><br />
<span style="color: #000000;"> Nev&#8217;eser Makamı, ağır yapılı bir makamdır.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Nale-i cangahı canan duymuyor (Udi Afet Mısırlıyan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Nev&#8217;eser bir şarkı yazdım, yad edin beni dostlar (Bekir Sıtkı Sezgin)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * O güzel gözlerinin sihrine kandım o gece (Alaeddin Yavaşça)</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">36)     SUZ-İ DİLARA MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Suz-i     Dilara Makamı Dizisi, yerinde Çargah dizisi ve yerinde Mahur dizilerinin     birlikte kullanılmasıyla meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnici &#8211; Çıkıcıdır</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü:  Çargah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Geveşt perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Donanımına hiç bir işaret konulmaz</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Suz-i Dilara Makamının seyrine, bu makamı oluşturan yerinde Çargah     dizisi veya yerinde Mahur dizilerinden biri kullanılarak başlanır. Bu iki     dizinin seslerinde karışık olarak gezinilerek Çargah veya Neva perdesinde     asma kalış yapılır. Rast perdesindeki Mahur dizisi sık olarak kullanılır.     Fazlaca genişleme sesleri kullanılmaz. Çargah dizisinin sesleri     kullanılarak Rast perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     makamdaki bazı şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ab u tab ile bu şeb haneme canan geliyor (Sultan 3. Selim)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Keman-ı aşkını çekmek o şuhun hayli müşgülmüş (Sultan 3. Selim)</span></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="100%" valign="top"><a href="http://wowturkey.com/forum/rating.php?p=526753" target="_self"><br />
</a></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2">&nbsp;</td>
</tr>
<tr>
<td valign="top">&nbsp;</td>
<td width="100%" valign="top"><span style="color: #000000;">37)     SAZKAR MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Sazkar     Makamı Dizisi, yerinde Rast Makamı dizisi, yerinde Uşşak dörtlüsü ve     yerinde Segah beşlisi ile meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: Çıkıcıdır</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü: Neva perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Irak perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si koma bemol, Fa bakiye diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Sazkar Makamının seyrine genellikle Rast dizisinin sesleri ile     başlanır. Dizinin sesleri kullanılarak güçlüsü olan Neva perdesinde asma     kalış yapılır. Genişleme sesleri pek kullanılmaz. Bu nedenle Sazkar     Makamının seyri yapılırken sıkça Segah beşlisinin sesleri kullanılır. Segah     perdesinde asma kalışlar yapılır. Rast beşlisinin sesleri kullanılarak Rast     perdesinde karar verilir.</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">38)     ZAVİL MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Zavil     Makamı Dizisi, yerinde Mahur Makamı dizisine, yerinde Nikriz beşlisinin     eklenmesi ile meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü: Gerdaniye perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Geveşt perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Fa küçük mücennep diyez</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Zavil Makamının seyrine genellikle tiz durak olan Gerdaniye perdesi     civarından başlanır. Mahur dizisinde gezindikten sonra Gerdaniye perdesinde     asma kalış yapılır. Daha sonra Çargah dörtlüsünün sesleriyle Neva perdesine     inilir ve Neva&#8217;da asma kalış yapılır. Seyrin sonlarına doğru Nikriz     beşlisinin seslerine geçilir. Tekrar Mahur dizisinin sesleri kullanılarak     Rast perdesinde karar verilir.</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">39)     ACEM MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Acem     Makamı Dizisi, Acemaşiran ve Bayati Makamı dizilerinin birlikte kullanılması     ile meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü: Acem perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si koma bemol</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Acem Makamının seyrine genellikle Acem perdesindekiÇargah beşlisinin     sesleri ile başlanır. Güçlüsü olan Acem perdesinde asma kalış yapılır. Daha     sonra Neva perdesine inilerek Buselik&#8217;li kalış yapılır. Sonra Bayati     dizisine geçilir. Dügah perdesinde karar verilir.</span></p>
<div>
<hr size="2" />
</div>
<p><span style="color: #000000;">40)     MUHAYYER KÜRDİ MAKAMI</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Muhayyer     Kürdi Makamı Dizisi, yerinde Muhayyer Makamı dizisi ve yerinde Kürdi Makamı     dizilerinin birlikte kullanılmasıyla meydana gelmiştir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">a.     Durak: Dügah perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> b. Seyir: İnicidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> c. Güçlü: Muhayyer perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> d. Yeden: Rast perdesidir</span><br />
<span style="color: #000000;"> e. Donanım: Si küçük mücennep bemol</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Dizinin     Seyri: Muhayyer Kürdi Makamının seyrine genellikle tiz durak olan Muhayyer     perdesi civarından başlanır. Daha çok genişleme sesleri olan Acem perdesi     üzerindeki Çargah beşlisinin seslerinde dolaşılarak Muhayyer Makamı dizisi     seslerine geçilir. Neva perdesinde asma kalış yapılır. Neva perdesinden     karara doğru inilirken Kürdi dörtlüsünün sesleri kullanılır. Dügah     perdesinde karar verilir.</span></p>
<p><span style="color: #000000;">Bu     Makamdaki Bazı Şarkılar:</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Adım adım ümit verdiğim yollar (Kutlu Payaslı)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Akşam olunca yarelerim sızlar (Nazif Girgin)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Akşam yine gölgen, yine gölgen, yine akşam (Sadettin Kaynak)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Artık yeşerecek bir dalım yok (Necdet Tokatlıoğlu)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Aşkımla oynama kumar değildir (İsmet Nedim Saatçi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Aşkınla yana yana kül olsa da ocağım (İsmet Nedim Saatçi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Ayrılık var çıkan falda (Selahattin İçli)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Baharı bekleyen kumrular gibi (Coşkun Sabah)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bakışı çağırır beni uzaktan (Selahattin Pınar)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bir kızıl goncaya benzer dudağın (Amir Ateş)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bu aşka hiç kimse engel olamaz (Necdet Tokatlıoğlu)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Bunca güzel içinde birisi var ki (Zekai Tunca)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Burası Agora meyhanesi (İsmet Nedim Saatçi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Duydum ki unutmuşsun gözlerimin rengini (Selahattin Altınbaş)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Elbet birgün buluşacağız (Mustafa Seyran)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Göz yaşım şarap olsa (İsmet Nedim Saatçi)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Hani o bırakıp giderken seni (Yusuf Nalkesen)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * İçin için yanıyor, yanıyor bu gönlüm (Şekip Ayhan Özışık)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Kadehinde zehir olsa ben içerim bana getir (Erol Sayan)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * O beni bir bahar akşamı terk edip gitti (Şekip Ayhan Özışık)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Sakın bir söz söyleme, yüzüme bakma sakın (Suat Sayın)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Söz verirsin severek, bekletirsin üzerek (Necdet Tokatlıoğlu)</span><br />
<span style="color: #000000;"> * Yalnız kalan ruhumun, acısı çok derindir (Teoman Alpay)</span></td>
</tr>
</tbody>
</table>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/turk-musikisinde-makamlar/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kübizm</title>
		<link>http://www.beste.org/kubizm-2</link>
		<comments>http://www.beste.org/kubizm-2#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 15:35:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Resim]]></category>
		<category><![CDATA[Kübizm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[Kübizm, XX. yüz yılın başında ortaya çıkan ve daha çok resim alanında kendini gösteren, sonradan öteki sanat dallarına da etki yapan, konunun sadece görünen tarafını değil, görünmeyen taraflarını da göstermeye çalışan bir akımdır. 1910 yılında kendini göstermeye çalışan kübizm, dört yıl kadar bir ömür sürdükten sonra 1914&#8242;de değerini kaybetmiştir. Aslında akım realitesine aykırı düşen ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kübizm, XX. yüz yılın başında ortaya çıkan ve daha çok resim alanında kendini gösteren, sonradan öteki sanat dallarına da etki yapan, konunun sadece görünen tarafını değil, görünmeyen taraflarını da göstermeye çalışan bir akımdır. 1910 yılında kendini göstermeye çalışan kübizm, dört yıl kadar bir ömür sürdükten sonra 1914&#8242;de değerini kaybetmiştir. Aslında akım realitesine aykırı düşen ve her şeyi geometrik şekil içinde görmeye çalışan kübizm, 1913 yılından itibaren edebiyat alanına da geçmiştir.<br />
Empresyonizme bir tepki olarak meydana gelen kübizm edebiyata <span id="more-194"></span>Guillaume Apollinaire&#8217;in uğraşlarıyla girmiştir. Bundan sonra Andre Salmon, Pierre Reverdy, Jean Cocteau, Blaise Cendrars, Mak Jacob gibi şairler, kübizmi edebiyatta kökleştirmeye ve geliştirmeye çalışmışlardır. Fakat bütün uğraşlarına karşın kübizmin ömrü uzun olmamıştır. Kübizm, hemen her memlekette zaman zaman denenmiştir. Kendi memleketimizde bile Birinci Dünya Savaşı&#8217;ndan sonra, özellikle resim alanında kübizme bağlı çabalar görülmüşse de köklü bir akım olmak durumuna gelememiştir. Kübizmin dayandığı prensipler sırasıyla şunlardır:<br />
1. Kübizmin, empresyonizme karşısı tepkisi: Empresyonizm, konunun belli bir ışık altındaki görünüşünü, yani doğrudan doğruya kendisini değil de yarattığı duyumları saptamaya çalışan bir sanat metodudur. Kübizme göre empresyonizm, duyumların, yani sürekli olmayan, gelip geçici şeylerin tasviridir. Kübizm ise, sürekli olan ve değişmeyen özün, tasvirine çaba göstermektedir. Eşyanın dış görünüşüyle birlikte özünün de gösterilmesi gerektir. Örneğin insanın yalnız dış görünüşünü ele almak, onu, sadece bir madde olarak düşünmek olur. Hâlbuki o, birtakım fikirlerin ve duyumların da sahibidir. Sanat onun bu tarafını da göstermek zorundadır. O halde olaylarla duyguları birbirinden ayrı olarak düşünmek doğru değildir. Objeyi, yani konuyu bir bütün (kül) halinde tutmak gerektir. Örneğin «Ressam, balkonda bulunan, fakat içeriden görülen bir adamın resmini yapmak istediği zaman, sahneyi pencereden görülen kısma inhisar ettirmeyecek; bilâkis balkondaki adamın sokağa ait bütün duyumlarını da aynı tablonun içerisine yerleştirecektir.» Bu, şu demektir: Hayat, büyük bir olaydır. İnsan bu olayın içinde birçok şeyi hep birden görmekte ve yaşamaktadır. O da bu büyük olayın içinde olanlardan biridir. Şu halde balkondaki adamı, seyrettiklerinden ayrı olarak düşünemeyiz. Bu adam balkondan, geçen trenleri, otomobilleri, koşan-duran insanları, caddeleri, damları, bacaları görmüş; fabrikaların düdüklerini işitmiştir. Hatta balkondaki adam o anda vücudunu bile unutmuş, seyrettiklerinin içine düşmüş, ya da onların arkasından koşmaktadır. Şimdi nasıl olur da sanatçı, bu adamı, sadece içeriden gördüğü kısmıyla eserine geçirebilir? Hâlbuki o anda, bu adamın kafasında bir fabrikanın dişlisi, bir otomobilin direksiyon simidi dönmekte; beyninde bir cadde akmaktadır. Peki, bütün bunları ne yapacağız? Sanatçı olarak bunlara dokunmayacak mıyız? Bunlarsız bir adam nedir? Bütün bunları sorup düşünen kübizmin sanatçısı, insanı dış görünüşü ve duyumlanyla birlikte bir bütün halinde <a href="http://www.geometrik.org">geometrik</a> şekillere bağlayarak sanata bağlıyor. Bir ressamın tablosunda insan, camdan yapılmış içindekileri gösteren bir varlık olarak düşünülüyor ve içinde ne varsa ortaya konuyor. İşte bu düşüncelerle kübizm, empresyonizmin sadece duyumları tasvir etmesini tenkit etmiş, konuyu içi ve dışıyle birlikte bir bütün &#8216;halinde işlemeye çalışmıştır.<br />
2. Kübizmin güttüğü Yöntem: Önce manzara veya olayın geçtiği yer, ana parçalarına ayrılır, sonra bu parçalar sanatçının kişisel görüşüne göre yeniden birleştirilir. Böylece şeyin tümü, aslındaki gibi değil, sanatçının duyumlarına göre geometrik bir karakter içinde şekil alır. Eğer şey, yani konu, tabiattaki şekliyle sanata girse, sanatçının rolü kalmaz. Onun için, önce analiz yardımıyla konu olan şeyin parçaları tanınacak, ondan sonra da sentezle o şey, sanatçının isteğine göre yeniden meydana gelecektir. Kübizmde XX. Yüz yılbaşlarındaki toplumlarda görülen sosyal gerginlik ve dengesizliklerin etkilerini bulmak olasıdır. Bu yöntem edebiyatta da kullanılmış, şairler de şiirlerinde, analiz-sentez metodu ile mısralar sıralamış, peyzajı ve hayatın sahnesini kendi kişisel görüşlerine göre anlatmaya çalışmışlardır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/kubizm-2/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bale&#8217;de Koreograf ve Notasyon</title>
		<link>http://www.beste.org/balede-koreograf-ve-notasyon</link>
		<comments>http://www.beste.org/balede-koreograf-ve-notasyon#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 15:31:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Halk Oyunları & Danslar]]></category>
		<category><![CDATA[Bale'de Koreograf ve Notasyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=283</guid>
		<description><![CDATA[Koreograf ve Notasyon bilindiği gibi, balenin birincil görevi ya bir öykü anlatmak, bir bakış açısını ortaya koymak ya da bir duyguyu veya ruhsal durumu ifade etmektir. Bu faktörlerden bir kaçının veya tamamının bir bileşimi de söz konusu olabilir. Geleneksel bir bale eserinde öykü, belirlenmiş sonuna doğru gelişirken bir noktada balenin dramatik &#8220;developmanı&#8221;na (gelişimine) hiç bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Koreograf  ve Notasyon bilindiği gibi, balenin birincil görevi ya bir öykü  anlatmak, bir bakış açısını ortaya koymak ya da bir duyguyu veya ruhsal  durumu ifade etmektir.<br />
Bu faktörlerden bir kaçının veya tamamının bir bileşimi de söz konusu  olabilir. Geleneksel bir bale eserinde öykü, belirlenmiş sonuna doğru  gelişirken bir noktada balenin dramatik &#8220;developmanı&#8221;na (gelişimine) hiç  bir şekilde katkısı olmayan bir veya bir dizi dans tarafindan  geciktirilebilir. &#8220;Coppelia&#8221; ve &#8220;Fındıkkıran&#8221; ile &#8220;Uyuyan Güzel&#8221;in son  sahneleri de bu tür <span id="more-283"></span>&#8220;divertisman&#8221; veya &#8220;diversiyon&#8221;ları içermektedir.</p>
<p>Modern koreografinin babası Fokine&#8217;in yirminci yüzyıl başlarında ortaya  çıkışıyla birlikte, balede konu giderek önem kazandı. &#8220;Petruşka&#8221;,  &#8220;Şehrazad&#8221; ve &#8220;Ateş Kuşu&#8221;nda divertisman yer almamaktadır. Bir Fokine  balesinde dans montajı senaryodan ayrı ele alınamaz.</p>
<p>&#8220;Glen Tetley&#8221; gibi daha çağdaş bir koreografın yarattığı bir balede  -özellikle &#8220;Tristan&#8221; ve &#8220;Field Figures&#8221;de- hareket dili, gerisinde  kişisel heyecan ve duyarlılık tabakalarının yayıldığı bir ayine benzer:  Bu, &#8220;Petipa ve Kuğu Gölü&#8221;nden çok farklı bir dildir.</p>
<p>Petipa, Fokine ve Tetley, bale&#8217;de son bir yüzyılda üç kesin evreyi  simgelerler ve tüm koreografların birer temsilcisidirler. Dans  sanatçıları ve meslekten kişiler dışında, koreografın tam görevi  hakkında şaşırtıcı bir düşünsel karmaşa hüküm sürmektedir. İnsanlar bale  eserlerinde çoğu dansın doğaçlama olduğunu ve dansçıların doğaçlama  hareketler yaptıklarını düşünürler. Her ne kadar bazı çok modern dans  çalışmalarında bu tür doğaçlama kesitler varsa da, -zamanın veya müziğin  iki noktası arasında böyle bir doğaçlama ögeye izin verilmiştir ve  hatta teşvik edilmiştir- o kadar ender yer alır ki bizi konumuzda çok  fazla ilgilendirmemektedir. Balelerin büyük bir çoğunluğunda, adımların  sırası ve hareketlerin ardıllığı genellikle dikkatle hesaplanır ve  önceden çalışılır. Koreografi çok kesin bir sanattır. İngiliz bale  eleştirmeni A. V. Coton bir yazısında bunu şöyle açıklıyor: &#8220;Koreografi,  tensel ve entellektüel açıdan doyurucu bir gösteri olan dans ve mimik  sanatının düzenlenmiş bir modeli veya yapısıdır; bir öyküyü aktarmak  için, yaşamın bir evresini yorumlamak amacıyla veya sadece hareketin bir  gösterisini sunmak üzere -ki bu balenin en yüksek formudur- orkestranın  zaman bölümlenmesiyle bağıntılı bir zaman ölçeği üzerinde düzenlenen ve  kadın veya erkek sahne üzerindeki her kişi tarafından her an kullanılan  hareketlerin ve jestlerin eylemsel ardıllığıdır.&#8221;</p>
<p><img src="http://i44.tinypic.com/2v3mp1k.jpg" border="0" alt="" /></p>
<p>Koreografi sanatı hakkında çok anlamlı olan bu tanımlama, &#8220;Coton&#8221;un &#8220;A  Prejudice for Ballet/Bale için Bir Önyargı&#8221; (1938) isimli ünlü  kitabından alınmıştır. Koreografi kelimesi iki Yunanca sözcüğün bir  bileşkesidir: &#8220;Khoros&#8221;, dans anlamına gelir ve &#8220;graphia&#8221; da yazı yazmak  demektir. Bu nedenle koreografi gerçek karşılığıyla bir dansın veya dans  dizisinin yazılması, yani kaydedilmesidir. Koreograf ise dansların  yazarıdır, yaratıcısıdır; hareketin heykeltraşıdır. O&#8217;nun sanatının özü  dansçının vücududur. Koreograf, heykeltraşın çamurda yaptığı çalışmanın  tamamen aynısını dansçının vücudunda yapar. Bir hareketi şu veya bu  şekilde denedikten sonra, eğer sonuçtan tatmin olmazsa, o fikri  kafasından atar ve yeni bir deneme yapar.</p>
<p>Dansçı, haftalar boyu (ve bazan da aylarca) koreografın yaratıcı  denemelerine itaat eder. Ortaya konacak yeni balede O&#8217;nun kişiliği kadar  icra yeteneği de doğrudan doğruya yöntemi etkiler. Tüm kusurları ve  sınırlılıkları kadar meziyetleri de yaratıcı eylem sürecinde kendilerini  açığa vurur. Böylece, kısa zamanda, koreografın bale hakkındaki nihai  düşüncelerine de tesir eder. Bunun nedeni dansçının tam bir enstrüman  olmayışıdır. O, aynı zamanda bir insandır ve sonuçta hiç biri de tam  anlamıyla mükemmel değildir. Bu canlı, çok yönlü enstrüman yeni bir bale  üzerinde çalışmaya başlayan koreografa sunulur; seçimi koreograf yapar.</p>
<p>Danslar ve doğrusu tüm baleler, imitasyonun daha az animal bir  yöntemiyle elde edilir. Dansta yaratıcılığın ciddiye alınabilecek başka  bir yöntemini henüz hiç kimse geliştiremedi. Şarkıcı veya aktörün  tersine dansçıya, provalarına başlamasından önce öğrenmesi için bir  metin veya partitur verilemez. Tüm yapabileceği koreografça ondan  istenen her talimatı, direktifi yeteneğinin en yüksek verimiyle yerine  getirmesi ve kopya etmesidir.</p>
<p>Gelin, şimdi kendimizi bir prova stüdyosunda var sayalım: göz  alabildiğine geniş ve yüksek tavanlı olan odanın her duvarı boydan boya  ayna ile kaplıdır. Yeni sahneye konacak bale eseri için koreografça  seçilen dansçılar burada toplu halde çalışırlar. Koreograf, belirli bir  hareket veya adımı, bu figürlerin o dans veya baleyle bağıntısını  belirterek açıklar. Buradan yola çıkarak, verilen bilgiler üzerinde  dansçı ayrıntılara girer ve koreografın görmekten hoşlanacağını  düşündüğü şekilde bir icra yapar. Adımı, kendisinin &#8220;en iyi&#8221; olduğunu  sandığı şekilde yorumlar. Bu arada düzeltmeler veya ek adımlar için  öneriler ortaya konmakta veya tamamıyla yeni bir yaklaşım yapılmaktadır.  Eğer koreograf uygun bulursa, dansçının o adımla ilgili düşüncesi  sonuçta baleye dahil edilir.</p>
<p>Özellikle balede sonucu etkiliyorsa, dansçı ve koreograf arasındaki  ilişki çok yakındır ve her birinin sonuca katkısı çoğu kez birbirinden  ayırt edilemez. Diğer taraftan, bazı koreograflar bir balenin yaratılışı  sırasında bir dansçının yapmasını veya yapmamasını istedikleri şeyler  konusunda çok kuralcıdırlar ve bazı zamanlar son derece otokratik  (müstebit)&#8217;tirler.<br />
Antony Tudor, bale&#8217;nin büyülü dünyasına gerçek karakterleri gerçek  problemleri ile takdim etmeye cüret etmiş bir kişi olarak, yeni bir  balede ne istediğine oranla ne istemediğini daha fazla bilen  koreograflar kategorisine girer. O; ağır, ancak dikkatli bir  çalıştırıcıdır ve bir perfeksiyonisttir. Her şeyin mükemmel olmasını  aşırı derecede isteyen bir kişi olarak acemice bir iş göreceğine, o  baleyi daha elbise provası sırasında bırakmayı tercih eder. Bir zamanlar  &#8220;Genellikle bir heykeltraş gibi bale yaratırım&#8221; diye açıklamıştı,  &#8220;dışarı attıklarım içine koyduklarımdan fazladır. Hemen hemen provalara  başlayana dek ne yapacağımı bilemem ki bu dansçıları çılgına çevirir.  Fakat, çalışmalara başladığımda ne istemediğimi bilirim.&#8221;</p>
<p>Bir koreograf, provalar esnasında genellikle neyin ifade edilmesinden  hoşlanacağını belirten çok kabataslak bir tarif verir ve sonra  dansçıdan, vücudundan doğal bir şekilde akan mimik, jest ve adımları  kullanması yoluyla bunu denemesini ve seçeceği herhangi bir yoldan  yorumlamasını ister. Hatta, eğer balerinin hareketleri sonuçta  koreografça kullanılmazsa en azından işe yarayacak bir &#8220;başlangıç  noktası&#8221; şart koşulur. Bundan doğabilecek bir fikir kıvılcımı  genişletilerek güzel ve olumlu şeylere dönüşebilir. Bu yöntemi  benimseyen koreografların sayısı şaşırtıcıdır ve şüphesiz dansçılar  arasında daha çok ilgi toplar; çünkü bu yöntemde dansçılar koreografla  hemen hemen eş değer ilişkiler içindedir. Yorumlayıcı olarak  karşılaştırıldıklarında yaratıcı olmakta ve işbirliği yapmaktadırlar.</p>
<p>Altı çok farklı koreograf -üçü Amerika&#8217;lı (Eliot Feld, Paul Taylor, Lar  Lubovitch) ve üçü İngiliz (Jack Carter, Peter Darrell, Kenneth  MacMillan)- nasıl yeni bir bale yaratmaya hazırlandıklarını şöyle  açıklıyorlar:</p>
<p>Eliot Feld: &#8220;Dansçılarla prova odasına gitmeye kalkışmazdan önce balenin  elle tutulabilir fikri aklımda tamamlanmıştır. En azından şimdiye kadar  bu böyle olmuştur. Fakat, provaya gitmezden önce adımları zihnimde  canlandırmam. Bununla beraber, bazı zamanlar provadan önceki ilk gün,  bir veya iki adım hazırlarım ki, bütün baskı üzerimdeyken açıkta  kalmayayım. Bundan sonra yaratıcılığın yükünü ve sorumluluğunu daha eşit  bir şekilde bölüşürüz.&#8221;</p>
<p>Paul Taylor: &#8220;Provalara başlama olasılığımdan daha önce bir fikir için  beklemek zorunda kalsaydım, hiç bir zaman başarıya ulaşamazdım. Fikirsel  hazırlığı yönünde çok bir şey yapmam. Yalnızca dansçılarla stüdyoya  gider ve onlardan bir şeyler yapmalarını rica ederim ki bu, en azından  dansçıları benim &#8216;bir fikrim olduğunu&#8217; düşünmeye yöneltir. Benim  fikirlerim her nasılsa, ne istediğime gelişim içinde karar vermekten  çok, tam çalışma süreci içinde oluşur. Dansçıların yapmaları gerekeni  tasarımlamaktan çok, dansçıların rehberlik yaptığı, her öneriye açık bir  zihnin gerekliliğine inanırım. Her ne kadar onlar oyuncak veya alet  değillerse de bana hamur gibi gelirler. Bireyler düzeyinde onlara son  derece vakıfım ve &#8216;servisi&#8217; onlar için üzerime alırım. Çalışma esnasında  huysuz ve inatçıyımdır; provalarda bir çok değişiklik talep eder ve  hatırlama gücü isterim. Her bale, zaman içinde denediğimiz ve ıskartaya  çıkardığımız tüm mümkün fikirler ve permütasyonlarla, bir yirminci bale  gibidir.&#8221;</p>
<p>Lar Lubovitch: &#8220;Genellikle stüdyoya gitmezden önce defalarca müziği  dinlerim ve çoğu kez evimde kendim dans ederim. Kendimi tam anlamıyla  doğaçlamaya terk eder, o anda bana doğru gelen her şeyi yaparım. Bu  fikirlerin neler olduğunu asla bilemem. Hatta bu fikirler hakkında  düşünmem bile&#8230; Müzikle bağıntılı olarak kendimi değişime bırakırım.  Stüdyoya gittiğimde hiç bir şey hazırlamamışımdır, ancak istisnasız  yaptıklarım bir çok ihtiyacımı karşılar, beni destekler. Dansçıları  koreografiyi yapan kişinin üzerinde düşünmek isterim; onlara hürriyet  vermeyi severim ki bu dansı gerçek bir noktaya ulaştırır ve  koreografinin yönünü büyük miktarda değiştirir.&#8221;</p>
<p>Jack Carter: &#8220;Ben koreografimin stilinin müziğin stilinden geldiğine  dair kendimi en baştan sınırlarım. Bir baleye başlamazdan önce kendi  üzerimde çalışmayı severim. Hollanda&#8217;da &#8220;Witch Boy&#8221;u çalıştığımız  günleri hatırlıyorum. Kendimi sabah saat dokuzdan gece yarısına dek  stüdyoya kapatıyordum. Şunu söylemeliyim: Büyük bir gösterişle yola  koyuluyorsunuz, elinizden geleni yapıyor ve &#8220;sevimli, sevimli&#8221; diye  düşünüyorsunuz ve her şey birdenbire manen ve maddeten paramparça  oluyor. Her balede bu aşağı yukarı böyledir. Her şey yanlış gidiyor ve  siz bakakalıyorsunuz. &#8216;Nasıl yapabildim? Nasıl sorumlu olabilirim bu  döküntünün dehşet verici yükünden?&#8230;&#8217; Tüm gün bunları düşünerek başımı  duvarlara vururken sonra hiç beklenmedik bir şekilde her şey yeniden  toparlanıyordu. Ben daima baştan sona karmaşık, sarsıntı doğuran ve  kendinden kuşkulandıran bu yoldan giderim.&#8221;</p>
<p>Peter Darrell: &#8220;Ben kukla bir koreograf değilim. Küçük çöpten adamlar  yönetmiyorum ve balelerimi gelişim sürecinde beyaz bir kağıt üzerinde  çalışmıyorum. Dansçıları stüdyoda çevreme alana dek adımlar üzerinde  çalışamam. Benim çalışma şeklim daha çok dansçılara dayanır. Provalara  her şeyi not ederek gidenlerden şüphelenirim. Bu, rahat hareket etmeye  olanak bırakmaz. Ve bana &#8216;hiçbir şey vermeyen, hiçbir katkıda  bulunmayan&#8217; dansçılarla çalışmaktan nefret etmişimdir. Bu kuklalarla  çalışmaya benzer.&#8221;</p>
<p>Kenneth MacMillan: &#8220;Çok söylemişimdir, dansçıların işbirliği yapmaları  gerektiğini hissederim. Dansçılar tam bir çamur öbeği halinde  olmamalılar; onların baleye katkılarının hemen hemen bir ressam, müzikçi  veya koreograf kadar önemli olduğunu düşünürüm. Gerçekte, baleye  başlarken açıklama yapmamaktan hoşlanırım ve dansçıların hareketi  hissetmeleri, algılamaları için rahat bırakırım. Sonra, niçin bunları  böyle yaptıkları konusunda, yarı yolda çok geniş detaylara girerim.&#8221;</p>
<p>Diğer bir deyişle, dansçılar ilk olarak hareketi yapmalılar ve bu  hareketten netice olarak bale inşa edilmeli ve geliştirilmeli&#8230; Ancak  eylemsel süreçte, yukarıdaki koreografların bazılarının açıkladığı gibi,  hareketlerin çoğu seçilerek atılacak ve yerlerine yeni adımlar  konulacaktır. Belki de ertesi gün yirmidört saat önce yaratılan her şey  bir kez daha atılacak ve tümüyle farklı fikirlerle yer değiştirecektir.  Şimdiye dek balenin ebedi eserleri, birbirinden bağımsız parçaların bu  tür inşa yolu ile, tabaka tabaka eklenmesiyle evrim geçirdi.</p>
<p>Bale, müzik gibi yaratıcı, iyi planlanmış ve simgesel bir sanat dalıdır.  O, gerçekliğin doğası kadar realist değildir; biçimin gerisindeki  fikirleri resmeder. Baleden, gerçek yaşamın harfiyen bir tasvirini  vermesini bekleyemezsiniz; bununla beraber realiteyle bağları da  olmalıdır. Bu bağlar olmadan o, tamamen renksiz, sönük ve cansız  kalacaktır. Bu yüzyılın başlarında bale dünyası, prensesleriyle,  perileriyle ve sihirbazlarıyla, çevresindeki yaşamın düzensiz ve  kuralsız durumundan sert darbeler yedi. Halk ona, etki ve gücünü  kaybetmiş gözüyle bakmaya başladı. Zaman, gözü dönmüş ve öfkeli  yeniliğin zamanıydı. Bilinen formlar, tam anlamıyla eğlence için,  çocukların oyuncakları gibi, paramparça oldu. Bu nedenle son birkaç on  yılda, bale daha az dekoratif ve sevimli, fakat daha fazla canlı duruma  dönüştü. Çünkü bu, insanların talebiydi. Daha da önemlisi bu, genç ve  gözü ileride koreografların da bir isteğiydi. Koreograf ve nihayet  bağdar, desinatör ve dansçı &#8220;biçemi&#8221; oluştururlar.</p>
<p>Koreograf denge, kontrast, rol ve kompozisyon için bir ressamın gözüne  sahip olmalıdır. Sahnede çok sayıda dansçı varken çok sayıda olay ya  aynı zamanda olmakta veya kontrapunt oluşturmaktadır. Koreograf,  izleyici tarafından değerlendirilecek olan görüntü etkisini göz önünde  tutmalıdır. Bir noktada, balerin ve partnerinin bir &#8220;pas de deux&#8221;sü  olabilir, sonradan üç veya dört, her biri aynı zamanda ve bir arada  kendi danslarını icra eden çiftlerle birleşebilirler. Toplulukla  birleşerek bir &#8220;ensemble&#8221; anlayışına ulaşabilirler ve tekrar birçok  gruba ayrılarak kontrapuntik dans tarzına yönelebilirler. Bu tür  tasavvur edilebilir karmaşık sorunlar bir balede koreografi  kuşatmaktadır.</p>
<p>Zamana karşı durabilen usta ve mükemmel koreografi üç önemli faktörü  içerir: hoşa giden görsel bir güzellik, uyarıcı rolü olan duygulu bir  içerik ve bir izleyici topluluğunu büyüleme yeteneği. İlk iki maddeye  ulaşabilmek yeterince zordur, ancak ortalama bir dansçı ve koreografın  yeteneklerinin çok ötesinde değildir. Ayrıca, bu yönde sürekli  olaraküstün olmak ta farklı bir meseledir. Her nasılsa, bir izleyici  topluluğunu tutabilmek daha rizikolu ve istikrarsızdır. Ayrıca tümüyle  iki yan faktörün desteği gerekir: Birinci planda koreografinin kalitesi  ve ikinci olarak dansçıların onu nasıl yorumladıkları&#8230; Bu ikisi  şüphesiz birbirleriyle alakalıdırlar, fakat eğer o dansın doğası  dansçılara onu yorumlamak için çekici gelmeyen bir üslubu içermekte ise,  bu sempati noksanlığı sonuçta izleyici ilgisiyle bağlantı kuracaktır.</p>
<p>Bu nedenle, doğrudan doğruya ve etkili bir şekilde izleyiciyle bağ  kurmak, koreografa öncelikle gereken önemli bir yetenektir. Drama  (öykü)&#8217;yı, onun dans ve mimik bütünlüğünün sınırlandırılmış çerçevesi  içinde yaratıcı ve planlayıcı güçte olması yalnızca makul olmakla  kalmaz; aynı zamanda görüntüsel açıdan da etkilidir. Bu kolay değildir;  çünkü koreograf oyun yazarından, bağdardan ve sanatçıdan farklı olarak  sanatının dört başı mamur bir üstadı değildir, olamaz da&#8230;</p>
<p>Yeni bir bale yaratmaya karar veren bir koreografın göz önüne alması  gereken birçok şey vardır; çok sayıda büyük balenin varlığı ve hatta  bazılarının şaheser olarak nitelendirilmesi düşündürücüdür. Şüphe yok  ki, Marie Rambert&#8217;in ne zaman bir bale eserini uygulamaya koydursa  aşağıdaki soruları sırayla kendisine sormasının nedeni de budur:</p>
<p>1. Konu nedir?<br />
2. Hangi üslup kullanılacak? Bazı hareketlerin gösterilmesi&#8230;<br />
3. Hangi müzik, nasıl kullanılacak?<br />
4. Ne kadar elemana gereksinim var?<br />
5. Hangi desinatör kullanılacak?<br />
6. Hangi dansçılara görev verilecek?</p>
<p>Dikkat ederseniz, balenin kadrosu hakkındaki soru listenin altında,  hareket örnekleri ve stil üzerine verilecek bir karar hemen hemen tüm  diğer düşüncelerin üzerinde yer almaktadır. Eğer Mme Rambert gösterime  sunulan adımların örnekleriyle tatmin olmasaydı, tartışmalar kesilecek  ve tasarım ıskartaya çıkacaktı. Frederick Ashton, Andree Howard, Antony  Tudor, hiçbiri Mme Rambert&#8217;in yönetim ve kararlarından, yargısından  kaçamadı; hepsi de örnekler sunmak ve üslubu sergilemek zorundaydı.  &#8221;Marie Rambert Tiyatrosu&#8221;nu ve olanaklarını yalnızca dans materyalinin  hizmetine sundu; isimlerin O&#8217;nun için hiç bir anlamı ve önemi yoktu.</p>
<p>Koreograf, dansçılara kendi fikirlerini aktaran kişi olarak tamamıyla  izleyicilerin insaf ve lütfuna kalmış kişidir. Oyun yazarının elinde  metin vardır, bağdarın elinde partitur bulunur, ressamın tablosu  mevcuttur; koreografın ise hiçbir şeyi yoktur. Yazar, bağdar ve ressamın  kendi ilhamlarını kaydedebilecekleri araçlara hükmetmek gibi bir  avantajları vardır. Oysa koreograf son zamanlara dek böyle bir olanağa  sahip degildi. Bu nedenle koreograf, yaratma ve yorum düzlemleri  arasında yer almaktadır.</p>
<p>Bununla beraber bu durum koreografın kendi balelerini kaydetmek için  deneme yapmadığı anlamına gelmez. Koreograflar, bu konuda devamlı  gelişme kaydetmeye çalışmışlardır. 1463 yılında Pesaro&#8217;lu Guglielmo  Ebreo&#8217;nun bazı kısa dansları (basse danses) harfler ve süslü semboller  kullanarak kaydetmesinden bu yana, insanlar basit ve güvenilir bir dans  notasyonu metodu için devamlı araştırma yaptılar. Bu notasyonların bir  çoğu yalnızca yazan kişilerce kullanılabiliyordu, herhangi bir başka  kişi tarafından kesinlikle anlaşılamazdı. 1588 yılında yayınlanan  Thoinot Arbeau&#8217;nun &#8220;Toplumsal Danslar&#8221; el kitabından (Orchesographie)  onbeşinci ve onaltıncı yüzyıllarda mevcudiyet gösteren danslar hakkında  fikir sahibi oluyoruz. Daha ileri çalışmalar Beauchamp, Raol Feuillet  (1701 yılında basılan kitabı &#8220;Choreographie ou l&#8217;Art de Decrire la  Danse&#8221; &#8220;kıvrımlı-çizgi&#8221; notasyon tipini içermektedir ki bu hemen hemen  stenografiyi andırır), Carlo Blasis, August Bournonville, Arthur  Saint-Leon, Georges Poli, Antonio Cluesa ve Pierre Conte tarafından  yapıldı.</p>
<p>En başarılı yöntemlerin üçü Rus Vladimir Stepanoff, Macar Rudolf von  Laban ve İngiliz karı-koca Rudolf ve Joan Benesh tarafından icat edilmiş  sistemlerdir. İlk adı geçen yöntemle Nicholas Sergueeff, &#8220;Royal  Ballet&#8221;e (sonraları &#8220;Sadler&#8217;s Wells Ballet&#8221;) birçok Rus klasiğini sunma  olanağını elde etmişti. Dans notasyonu bürosunda Ann Hutchinson  tarafından popülarize edilen &#8220;Laban Sistemi&#8221; 1928 yılında yaratıldı,  Amerika&#8217;da çok uzun yıllar kullanıldı. 1953 yılından bu yana  &#8220;Labanotasyon&#8221; olarak isimlendirilen bu sistem sayesinde bir çok  &#8220;Broadway&#8221; gösterisi, Balanchine ve Doris Humphrey çalışmaları, klasik  ve modern eserler kayda geçirildi. Bu yöntem kullanılarak, Humphrey&#8217;nin  &#8220;Shakes&#8221; ve &#8220;Partita&#8221;sı 1975 yılında &#8220;Wels Dans Tiyatrosu&#8221; için  canlandırıldı.</p>
<p>&#8220;Benesh Sistemi&#8221; 1955 yılında İngiltere&#8217;de telif hakkını aldı; bu sistem  geleneksel beş çizgili müzik dizeğini kullanır. Her dizek bir dansçıya  veya dansçılar grubuna ayrılmıştır. Ashton, de Valois, Cranko veya  MacMillan&#8217;ın balelerinin dünyanın dört bir yanındaki uygulamalarında  &#8220;Benesh Partituru&#8221;nun yardımıyla başarıya ulaşıldı. Birçok topluluk  kendi balelerini kaydetmek için bu sistemi kullanır; bunlar arasında  &#8220;Royal Ballet&#8221;, &#8220;Türk Devlet Balesi&#8221;, &#8220;Avustralya Balesi&#8221;, &#8220;Stuttgart  Balesi&#8221;, &#8220;İskoç Balesi&#8221;, &#8220;The Ballet Rambert&#8221; ve &#8220;Münih Balesi&#8221; de  vardır.</p>
<p>&#8220;Benesh Hareket Notasyonu&#8221;, 1965 yılında kurulan &#8220;Londra Koreoloji  Enstitüsü&#8221;nde öğretilir. &#8220;Benesh Hareket Notasyonu&#8221;sayesinde koreoloji,  hareketin bilimsel ve estetik çalışması olarak tanımlandı. Enstitüde  klasik bale, modern dans, Hint klasik dansı, tarihi danslar, folklor  dansları, karakter dansı, mim, drama, pas de deux ve grup çalışması  birimlerini kapsayan sınıflar mevcuttur. Bu konuların her biri, teori  sınıflarının yerini tutan teknik sınıfların eşlik etmesiyle bütünleyici  bir yoldan öğretilir; öğrenciler icra ettiklerini yazmayı ve çözümlemeyi  öğrenirler. Teatrikal dansın tarihi, müzik, sanat, anatomi sınıfları  yanısıra öğreticilik uygulaması da önemli yer tutar. Öğrenciler farklı  çalışma yöntemlerini, bale toplulukları ve dans grupları içerisinde  koreografik çalışmaların kaydını ve reprodüksiyonunu öğrenerek zamanla  mezuniyete hazır hale gelirler.</p>
<p>Araştırma &#8220;koreoloji&#8221;nin bağımsız bir şekilde yardım yapabileceği bir  diğer önemli alandır ve devrimci yeni fikirlerin denenmeye  başlanmasından bu yana eğitimsel dansa büyük etkisi vardır. &#8220;Londra  Koreoloji Enstitüsü&#8221; ve &#8220;New York Dans Notasyon Bürosu&#8221;nun kuruluşu ile,  aynen edebiyat, drama ve müzikal kompozisyonda olduğu gibi, zamanla tüm  balelere &#8220;telif hakkı&#8221; güvencesi verilmesi mümkün olmuştur ya da  olacaktır.</p>
<p>1588&#8242;den bu yana hayli yol alındı; Arbeau, &#8220;Orchesographie&#8221; isimli  eserinde, zamanında şöyle bir not düşmüş: &#8220;Çok eski dans konusunda  yalnız şunu söyleyebilirim ki ya zamanın geçişi veya insanın tembelliği  veyahutta bunları tanımanın zorluğu, ortadan kaybolmaları sonucuna yol  açtı. Böylece, sizin onlarla ilgili tasanız kalmadı, modada dansın bu  gibi gelenekleri çok uzun sürmez.&#8221; Şansa bakınız ki, günümüzde her ne  kadar dans kayıt yöntemlerinin büyük kısmı çok bir şey ifade etmese de,  insanlar dans kaydı için kendilerini zorlamışlardır. Hatırlarsanız  müziğin başarılı bir kayıt sistemi bulunana dek yüzlerce yıl geçti,  yönetkenin partituru bugünkü durumuna erişene dek bir beş yüzyıl  harcandı. Karşılaştıracak olursak, dans notasyonu daha çocukluk  çağındadır. Zamanla eserleri kaydetmenin harikulade yöntemlerine sahip  oluyoruz; sinematograf film ve video teyp gibi araçlar, koreograflar ve  dansçılar için eşdeğerli kullanıma sahiptirler.</p>
<p>&#8220;Hollanda Dans Tiyatrosu&#8221; video kayıt cihazı, baleleri kaydetmek için  bir araç olarak kullanan ilk kuruluşlardan birisidir. Çok uzun yıllar  boyu bu topluluğun yöneticiliğini yapmış olan Hans van Manen video kayıt  cihazının kendisine ne denli yararlı olduğunu şöyle açıklıyor: &#8220;Paha  biçilmez bir araç&#8221; diyor Manen, &#8220;hele bir baleyi yaratırken&#8230; Siz bir  kesit yapar; sonra onu video kayıt cihazı aracılığı ile tekrar izleme  olanağı bulursunuz. Dansçılardan aynı şeyi tekrarlamalarını istemeden ne  yaptığınızı tam anlamıyla görürsünüz.&#8221;</p>
<p>Topluluk, aynı zamanda video kayıt cihazını notasyonun bir biçimi olarak  ta kullanıyor, ancak Hans van Manen eğer büyük bir bale sözkonusu ise,  bunun pek de kolay olmadığını söylüyor. &#8220;Eminim ki,&#8221; diye devam ediyor  Manen: &#8220;video kayıt cihazına ek olarak bir sistem tarafından kaydedilmiş  bir partitura sahip olmak daha iyidir. Her nasılsa, hiçbir şekilde  kaydedilemeyecek bazı şeyler de vardır; örneğin bir dansçının yorumunun  kişisel üslubu&#8230; İşte, burada film çok yararlı olabilir. Bu tür kişisel  olaylar, film dışında, yazılı notasyona alınamayacak şeylerdir.&#8221;</p>
<p>Notasyonun bu çeşitli yöntemlerine karşın, hala mevcut olan bir yöntem  daha vardır ki, dans tarihi boyunca çok sık kullanılmıştır: &#8220;Bellek.&#8221;  Koreografların pek az bir bölümü, balelerindeki adımları kesin olarak  hatırlama gücündedir; buna karşın ayrıntılı plan akılda kalabilir.  Koreografların eserlerini yorumlayanlar olarak dansçıların kendileri bir  baleye ilişkin geniş nüansları hatırlarlar ve eski bir çalışmanın  tekrar canlandırılması gerektiğinde değişmez bir şekilde çağırılırlar.  Bu konuda en şaşırtıcı örneklerden birisi de Rus rejisör Serge  Grigorieff&#8217;tir. Hakkını teslim etmek gerekirse, çağrı üzerine altmışı  aşkın baleden herhangi birini anında uygulamaya koyabilme  yeteneğindedir. Bunun için bellek ve imitasyon, dansçıdan dansçıya,  zamanlar boyu balenin geleneğini taşımaktadır. Nesilden nesile  kesinlikle aynı yoldan, yüzlerce yıl boyunca, bu aynı şekilde  olagelmiştir.</p>
<p>Kaynak:selimuzunarslan.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/balede-koreograf-ve-notasyon/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ud Sözcüğünün Etimolojisi ve Ud&#8217;un Tarihçesi</title>
		<link>http://www.beste.org/ud-sozcugunun-etimolojisi-ve-udun-tarihcesi</link>
		<comments>http://www.beste.org/ud-sozcugunun-etimolojisi-ve-udun-tarihcesi#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Mar 2011 15:27:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çalgılar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Ud Sözcüğünün Etimolojisi ve Ud'un Tarihçesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[Ud Sözcüğünün Etimolojisi ve Ud&#8217;un Tarihçesi Ud kelimesinin aslı Arapça dır: &#8220;sarısabır veya ödağacı&#8221; anlamındaki &#8220;el-oud&#8217;dan gelir. Baştaki &#8216;el&#8217;- kelimesinin, bazı dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı) olduğunu bilen Türkler bu edatı atmış, geriye kalan &#8216;oud&#8217; (&#8216;eyn, waw, dal) kelimesini de -gırtlak yapıları &#8216;eyn&#8217;e uygun olmadığı için- &#8220;ud&#8221; şekline sokmuşlardır. Dillerinde tanım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" width="70%">
<tbody>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><strong>Ud Sözcüğünün Etimolojisi ve Ud&#8217;un Tarihçesi</strong></p>
<p>Ud kelimesinin aslı Arapça dır: &#8220;sarısabır veya ödağacı&#8221;          anlamındaki &#8220;el-oud&#8217;dan gelir. Baştaki &#8216;el&#8217;- kelimesinin, bazı          dillerde olup bazılarında olmayan harf-i tarif (belirgin tanım edatı)          olduğunu bilen Türkler bu edatı atmış, geriye kalan &#8216;oud&#8217; (&#8216;eyn, waw,          dal) kelimesini de -gırtlak yapıları &#8216;eyn&#8217;e uygun olmadığı için- &#8220;ud&#8221;          şekline sokmuşlardır. Dillerinde tanım edatı olan Batılılarsa, 11-13.          yüzyıllar arasındaki Haçlı seferleri sırasında tanıyıp <span id="more-287"></span>Avrupa&#8217;ya          götürdükleri bu saza, luth (Fr.), lute (İng.), Laute (Alm.), liuto          (İtal.), Alaud (İsp.), Luit (Dat.) gibi hep L ile başlayan isimler          vermişlerdir. Hatta &#8216;saz yapıcılığı&#8217; anlamında bizde de kullanılan          &#8216;lütye&#8217; kelimesi de yine luth&#8217;den yapılmadır (aslı luthier).</p>
<p>Adı Arapça olduğuna göre, ud Arap sazı o halde! Hem çok acele, hem          çok yanlış bir hüküm bu. Çünkü bu sazı ilk defa 7. yy.da Horasan&#8217;dan         Bağdat&#8217;a çalışmaya gelen Türk işçilerin elinde görmüş olan Araplar,          göğsünün yapılmış olduğu sarısabır ağacından (aloexyion agallocum)          dolayı el&#8217;-oud adını vermişlerse (Türkler de bu adı aslı olan Kopuz          yerine -belki daha kısa oluşu yüzünden- benimsemişlerse) de, saz          Türklerin bin yıllık Kopuz&#8217;undan başka birşey değildir; nitekim ta          Hunlardanberi ozanları ve kopuzcuları olmayan hiçbir Türk ordusu yoktu          (cahiliyye devri Arapları müzik aleti olarak def ve rababe dedikleri tek          telli ilkel bir çalgıdan başkasını bilmiyorlardı). Bu gerçek de         çok önce, yüzyılımızın en büyük iki müzikologu ile, en büyük          edebiyyat tarihçimiz tarafından ortaya konmuştur (bkz. Fuad Köprülü,          Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Ank. Üni. Bas. 1966, s. 207, 209          vdl.; Mahmut Ragıp Gazimihal, Ülkelerde Kopuz ve Tezeneli Sazlarımız,          Ank. Üni. Bas. Ank. 1975, s. 64; aynı müellifin Musiki Sözlüğü, M.E.          Bas. İst. 1961, s. 138, 259, 260; Curt Sachs, The History of Musical          Instruments, New York 1940, s. 252). Ud&#8217;un Macarcadaki adı &#8216;Kobza&#8217;dır ve          Türk Kopuzunun biraz değiştirilmişinden ibarettir. Nitekim Dede          Korkut&#8217;da da yine Kopuz&#8217;dan türemiş olan &#8216;kobzaşmak&#8217; fiili &#8216;karşılıklı          saz çalmak&#8217; demektir.</p>
<p>Pi-Pa adlı Çinli-Türkistanlı, Barbud adlı İranlı benzerleriyle          çağları aşan ud, Kopuz adıyla Asya&#8217;dan Anadolu&#8217;ya, oradan da ta Rumeliye          kadar gelmiş, aynı zamanda musikişinas olan Yunus Emre&#8217;nin şiirlerinde          dahi kutsal nitelikli yerini almıştır (bkz. M. R. Gazimihal, Ülkelerde          Kopuz&#8230;, s. 51 vd.). Osmanlı sarayının düğün vd. şenlikleri          münasebetiyle yazılan minyatürlü surname&#8217;lerde (Surname-i Vehbi,          Surname-i Nabi vs.) kopuzun iki değişik boyu olan ud ve şehrud, diğer          sazlar arasında ön planda görülmektedir. Tarihçi-yazar İ. Hakkı          Uzunçarşılı&#8217;nın, T. Tarih Kurumu yayını Belleten dergisinin 161.          sayısındaki (Aralık 1977) &#8220;Osmanlılar Zamanında Saraylarda Musiki          Hayatı&#8221; adlı makalesinde de, 15 ila 19. yüzyıllarda Osmanlı saraylarında          görevli müzisyenler arasında &#8216;awwad&#8217; adı verilen (udi&#8217;nin Arapça çoğulu)          udilerin sayısı, sanatkar isimleri ve aldıkları maaşlarla birlikte          verilmiştir.</p>
<p><strong>UD&#8217;un Teknik Yapısı ve Özellikleri :</strong></p>
<p>Tekne (gövde), göğüs (kapak), sap, burguluk ve teller olmak üzere beş          esas elemandan meydana gelen Ud&#8217;un yapımına, eleman sıralamasında da          görüldüğü gibi, tekne&#8217;den başlanır. Ud&#8217;un teknesi; gemi karinasını          andıran, enine ve boyuna yapıştırılmış 4-5 cm kalınlığındaki parçalardan          oluşan bir kalıp üzerine, 70 cm boy, 2 ila 4 cm en ve 3 mm kalınlıktaki          dilim (yaprak veya çenber)lerin, çoğunlukla aralarına -hem estetik, hem          sağlamlık amaçlı- kontrast renkli tek veya çift fileto&#8217;lar konularak          işlenmesiyle meydana getirilir. Günümüzde bazı yapımcıların, parçaları          tekne kavsine uygun boşluksuz olarak yapıştırılmış veya yine aynı formda          yekpare alüminyum olarak kullandıkları kalıplar üzerine, ortada geniş,          uçlarda sivri ve işlem orta eksenden başladığı için hep tek sayıda          çevirdikleri dilimler, genellikle maun, ceviz, paduk, vengi, nadiren de          kelebek, erik veya zeytin ağacındandır. Önceden ısıtılarak kalıbın          eğimli profili kabaca verilen dilimler ütü ve ince kağıt yardımıyla          kalıba çekildikten sonra, belirli yerlerdeki küçük monte çivileri          çıkarılarak kalıptan alınır ve bu defa dilimlerin içbükey yüzeyi, çenber          ve filetoların uzun birleşme hattı boyunca kalın kağıt veya extrafor          yapıştırılarak kuvvetlendirilir.</p>
<p>Tekne bitip kalıptan çıktıktan sonra, sivri uçtaki dip takozunun aksi          ucunda, teknenin geniş baş tarafına içten yapışık, 12-14 cm genişlik,          7-9 cm yükseklik ve 8-10 cm kalınlığındaki bir &#8216;baş takozu&#8217; görülür ki,          amacı teknenin geniş alt ucunu, sivrilerek gelen dilim ve filetolarıyla          birlikte daha iyi koruyabilmektir. Teknenin kalıptan çıkarılmasından          sonraki ilk iş; baş taraftaki simetri ekseninin üzerine &#8216;ayna&#8217; adı          verilen, tekneye yakın renk ve malzemeden 10-15 x 5-6 cm x 3-4 mm          ölçüsünde (düz veya tırtıllı uçları 0.5 mm.ye düşürülmüş) yarım daire          bir parçanın yapıştırılmasıdır. Kapak takıldıktan çok sonra tekne ile          birlikte cilalanacak olan bu parçanın görevi, gitgide incelerek uçta          birleşen az-çok farklı boylardaki dilim ve filetoların birleşme          pisliğini kapatmaktır. Kalıptan çıktığında henüz kapaksız, sapsız ve          burguluksuz olan Ud&#8217;un teknesi, eline hiç ud almamış insanları şaşırtacak          şekilde, 300 ila 600 gram arasındadır (dilim ağacının özgül ağırlığı ve          dilimlerin sayısına göre). Bu arada belirtelim ki Ud&#8217;un dilimleri ne          kadar çoksa (23-27), tekne yuvarlağı o kadar iyi sağlanır, dolayısıyla          sazın kalitesi o nispette artar. Sesin yansıması ışık gibi olduğu için,          ses dalgalarının çarpıp geri (kafeslerden dışarı) döndüğü iç yüzeyin          kırıksız ve pürüzsüz olması çok önemlidir.</p>
<p>Yaklaşık          36&#215;47 cm ölçüsündeki armudî formlu tekneden sonra, sıra sap&#8217;ın          takılmasına gelir. 19 veya 19.5 cm boy, ince tarafı 36 ilâ 40, geniş          tarafı 56 ilâ 58 mm genişlik, yine ince ucunda 13, geniş ucunda 26 mm          kalınlıkta bir kesik silindirik koni formunda olan gürgen sap, tekneye,          bunun sivri ucuna konmuş &#8216;dip takozu&#8217; denilen eliptik koni aracılığıyla          ve dip takozundaki dişi, sapın geniş ucundaki erkek olan bir kırlangıç          kuyruğu detayı ile tesbît edilir. Bu tür birleşmenin amacı, gerili          tellerin çekim gücüyle sapın &#8216;öne gelip&#8217; telleri yükseltmesinin          (dolayısıyla icrâyı zorlaştırmasının) önlenmesidir. Ud almak niyetinde          olan okuyucularımıza ikinci önemli tavsiyemiz, sapın gövdeyle birleştiği          (teknik adıyla &#8216;tiz nevâ&#8217;) noktasında telle sap arasındaki mesafeyi 3          mm.den fazla olan Ud&#8217;lara yaklaşmamalarıdır. Bu mesafenin 4 ilâ 5 mm          arasında olduğu Ud&#8217;lara &#8216;sapı atmış&#8217; denir ve tamiri güç ve masraflıdır. Yapıcı ve         icrâcıların          sapa yakın telden kaçınmalarının sebebi, çalınırken cızlama (veya          çırpma) gerekçesidir ki, aslında bu konu yapım değil, çalma tekniği ile          ilgilidir.</p>
<p>Ud&#8217;un sapının parmakların gezineceği üstteki düz kısmı, geniş ön          kısmındaki kalınlığı 2, dar arka ucundaki kalınlığı 4-5 mm olan, abanoz          ağacından süssüz-desensiz bir klavye ile (tuş veya perdelik); avuç içine          oturacak arkadaki basık yuvarlak kısmı ise, tekne ağacından kaplama ve          filetolarla kaplanır. Sapın tekneyle birleştiği yuvarlak alt kısmına,          tekne kuyruğuna doğru incelerek gelen dilim ve filetoların, birleşme          yerindeki pisliğini kapatmak için de, sap yuvarlağını sardığı için          &#8216;bilezik&#8217; adı verilen, tekne ağacından 3 mm genişlik &#8211; 0.5 mm kalınlıkta          bir kaplama yapıştırılır. Bazı yapıcıların at nalı gibi kalın ve kaba          yaptığı, oysa ne kadar ince olursa o kadar zarif olan bileziğin cilâsı          en sonda tekne ile birlikte yapılacaktır.</p>
<p>Sapın takılmasından sonra sıra, göğüs (veya kapağın) tekneye          kapatılmasına gelir. Ud&#8217;un en önemli parçası olan kapak; kabaca 20 x 50          cm x 3 mm ölçüsündeki budaksız akçam (ladin) ağacından kesilip          uzunlamasına simetrik olarak ve 1-3 mm genişliğindeki çok düzgün          elyafının geniş olanları ortaya, ince olanları kenarlara gelecek şekilde          yapıştırılmış bir elemandır. Tesviye sonunda 36 x 48 cm&#8217;lik armudî          formuna ve 1.7-2.2 mm kalınlığa getirilen kapağın üzerinde, biri büyük          (8.5-9 cm çapında), ikisi küçük (4.2-4.4 cm çapında), teknenin iç          cidarına çarpan seslerin geldikleri açıyla dışarıya çıkmasını          kolaylaştıracak &#8216;kafes&#8217; adlı üç delik bulunur. Bu deliklerde etrafındaki          2-3 şeritli sade fileto oyukları çizildikten sonra, önce fileto oyukları          0.5 mm olarak kesici pergelle açılır, sonra da kafes delikleri delinir.          Kapağın altında ise, ustadan ustaya az farkla değişen mesafe ve          kalınlıklarda 7 adet balkon vardır. Ladin ağacından (suları uzunlamasına          kesilmiş) 5-7 mm taban ve 3 ilâ 13 mm yüksekliğindeki (kare veya          dikdörtgen kesitli uçlarından tekneye yapışacak) yatık veya gibi,          tellerin göğse verdiği (geriliyken 85 kg/cm²lik) yükü teknenin yan          duvarlarına aktarmaktır. Göğüsle teknenin yatık L profilli birleşmesi          fileto denen süs-fonksiyon elemanıyla kapatılır.</p>
<p>Şimdi sıra, lütyelerin         ( klavye ),          sertliğiyle ünlü abanoz ağacından yapılan, 36-37 cm boy (iki parçalı) ve          2-5 mm kalınlığındaki &#8216;tuş&#8217;un (Fran. touche) takılmasındadır. Ud          perdeliği gelenekte sapla göğsün birleştiği yere kadar yapılır, geniş          olan alt ucu, göğüs oyularak yerleştirilen abanoz ağacından kalp motifli          (ve tabiî filetolu) bir parçayla bitirilirdi (bugün dahi ucuz olması          bakımından Ud&#8217;ların büyük kısmı böyle yapılıyor). Unutulmamalı ki tek,          ikili veya üçlü açık-koyu renkli filetolar, zarif ve asîl Türk Ud&#8217;unun          yegâne süs unsurudur. Teknesi-sapı-burguluğu sedef ve fildişi kaba          kakmalarla doldurulmuş, ağaç oyma kafesine yazılar yazılmış bol süslü         Ud&#8217;lar Şam ve Kahire işi olup bizim Ud&#8217;larımızdan 2-3 misli daha ağırdır          (Türk udîler bu tür Ud&#8217;lara kamyon derler). Sazın sade (bu yüzden de          hafif) olmasını tercîh eden Türk lütyelerin yaptığı Ud&#8217;larda          tekne-sap-mızraplık bu sebeple süssüzdür. Çağdaş Ud&#8217;ların bir de &#8216;uzun          klavyeli&#8217; olanı vardır ki ud virtüozu Şerif Muhiddin Targan&#8217;ın          (1892-1967), piyanodan sonra üçüncü sazı olan viyolonselin tuşundan          mülhem olarak başlattığı bir uygulamadır ve bugün pahalı Ud&#8217;larda oldukça          yaygındır. Kalp motifli bitirme parçası yerine paralel genişlemeyle          büyük kafese kadar uzatılan klavyenin amacı, kafese kadarki &#8216;ileri&#8217;          pozisyonlarda göğsü parmak temasıyla sağırlaştırmadan, daha net ses          almaktır.</p>
<p>Ud&#8217;un ‘burguluk’ denen elemanı, 4 cm.den          1.7 cm.e çok estetik bir sinüsoidle inen, 36-38 mm.den 22-24 mm.ye          daralan iki yanağı 5 mm kalınlığında ıhlamur ağacından yapılıp,          yanakları ve arkası teknenin ağacıyla kaplanan (böylece yanak kalınlığı          7 mm.ye çıkan) U kesitli bir parçadır. Yanaklarında ‘burgu’ adı verilen          kulaklar için özel havya ile üstte 6, altta beş hafifçe konik delik          açılmış, yanak profilleri alt ve üstten aynı veya kontrast renkte          filetolarla süslenmiştir. Yanakların üst kenarına konan filetolar,          üstten bakılınca yanağı ince göstersin diye yarım parabolik pahlı          yapılır. Burguluğun tepe ucu, kalitesiz Ud&#8217;larda olduğu gibi küt ve güdük          değil, keman sapındaki ‘salyangoz’a muâdil “gaga” adı verilen yuvarlak          ve oyuklu (tekne ağacından) ufak bir parçayla nihayetlendirilir.          Burguluk ve filetoları gibi, gaganın form ve işçiliğindeki estetik dahi         Ud&#8217;un kalitesi hakkında fikir veren unsurlardır. Burguluk sapa, bir tür          kırlangıç kuyruğu detayı ve yaklaşık 40-42 derecelik bir açıyla tesbît          edilir. Bu işler yapılırken, ince zımparası yapılmış olan göğüs,          kirlenmemesi için kâğıtla kaplanmıştır. Artık sıra cilâdadır.</p>
<p>Önceki safhalarda sistreyle temizlenip          muntazam hâle getirilmiş olan tekne, sap ve burguluk, son olarak çeşitli          kalınlıklarda zımparalarla defalarca işlem görerek iyice pürüzsüz hâle          getirilir. Çok aşamalı gomalak (veya selülozik) cilâ-zımpara-tekrar cilâ          işlemlerinden sonra tekne kurumaya bırakılır. Abanoz klavye üzerine de          mat ve uçucu bir cilâ çekildikten sonra, bir yün kumaş parçasıyla          ovularak parlatılır (prensip olarak klavyeye cila sürülmez, ağacın kendi          mat parlaklığıyla yetinilir). Ud&#8217;un göğsü de, en son tel takılmasından          önce zımparalanıp temizlenir, ancak cilâlanmayıp tabiî renk ve elyâfıyla          bırakılır.</p>
<p>Tekne cilâsı kuruduktan sonra sıra, en          önemli parçalardan biri olan, gürgen ağacından 2.5 cm en, 14 cm boy ve 1          cm yükseklikte, uzun siperlikli şapka kesitindeki 11 delikli ‘büyük          eşik’in, kapak dibinden 8.5 ilâ 11 cm içeriye, üzerine ağırlıklar          konarak yapıştırılmasına gelir. Pest tellerin kalınlığı sebebiyle, kapak          üzerinde tel yüksekliklerinin farklı olmaması için, delikler -inceden          kalına doğru çıktıkça- kapağa biraz daha yakın şekilde delinir; yine          aynı sebeple, atılan düğümler tel boylarını farklı hâle getirmemesi          için, eşik kapak dibine tam paralel değil, üst ucu kapak dibine 1 mm          daha yakın olarak yapıştırılır. Masif büyük bir eleman olan eşiğin          (boncuk tutkalla) yapıştırılmasından doğan tutkal akıntıları önce sıcak          sulu temiz bezle, sonra da göğse zarar vermeyecek şekilde çok ince (mes.          400 no.) zımparayla temizlenir. ‘Küçük eşik’ (veya Kemik) adı verilen,         36-40 mm boy, 3 mm kalınlık ve 5-6 mm yükseklikteki, üstü geriye doğru          hafifçe yuvarlatılmış fildişi parça ise, kırlangıç uçlu burgulukla          klavyenin birleştiği L profilli açıklığa oturtulur (tellerin basıp          geçeceği bir köprü niteliğinde olduğu -gerektiğinde sökülmesi de          gerekebileceği- için fazla kuvvetli yapıştırılmaz). Çok muntazam          hazırlanmış bir şablonla tel yerleri kemiğin üzerinde belirlendikten          sonra, beşi çift, biri tek 11 tel için minik oluklar açılır. İlk          takılmada ve sonraki akortlamalarda tellerin kopmaması için, hem         ileri-geri sürtülen kullanılmış tellerle oluklar belirginleştirilir, hem          de kuru sabun tatbikiyle iyice kaygan hâle getirilir.</p>
<p>Ud&#8217;un sayısı 11 olan ‘burgu’ları abanoz,          pelesenk, vengi, paduk veya gürgenden, üstte 7, altta 5 mm çapında,          akort için tutulup döndürülecek yuvarlak baş kısımları parmakların          rahatça oturacağı kulak memesi profilinde içbükey (2 x 2,4 cm),          burguluğun yanaklarındaki hafifçe konik yuvalarına giren konik gövde          kısımları ise -baştaki en büyükten uçtaki en küçüğe- 4,5 ilâ 2,5 cm          boydadır.</p>
<p><strong>Ud&#8217;da Tel&#8217;in Önemi ve Özellikleri :</strong></p>
<p>Ud&#8217;un 5. ana elemanı olan teller,          tarihte önce çeşitli kalınlıklarda ipekten, sonra bazı teller bağırsak,          bazıları ipekten yapılmıştı. Günümüzde de alt iki tel 0.55-0.70 ve         0.65-0.80 mm çapında nylon’dan, üstteki üçü çift, biri tek dört teli de          bakır-nikel-gümüş alaşımlı çok ince sargı ile kaplanmış ipekten          yapılmaktadır ki en kalitelileri ud değil, ortaçağ lavtası için yapılan         “<a href="http://www.turkmusikisi.com/calgilar/ud/pyramid.jpg" target="_blank">Pyramid</a>” marka Alman telleridir. Bizimkinden çok geniş Arap pazarı için          yapılan Pyramid telleri bizim Ud&#8217;lara göre gerekenden çok kalındır, bu da          nârin Türk Ud&#8217;larına zarar verir. Onun için satın alırken zarfın üstünde          ‘Oud Seiten’ değil, ‘Laute Seiten’ yazmasına dikkat edilmelidir.         Cinuçen Tanrıkorur&#8217;un kullandığı teller -ince Sol’den Bam’a- 0.55, 0.65, 1008, 1014, 1023 ve          1441 no.lu olanlardır. Bu numaralar, sazda titreşim derinliğinden çok          volüm arayan piyasa udîleri için fazla incedir. Ancak volümü yüksek olan          kalınca tellerin, saza fazla yük bindirip sapın atmasına (öne gelmesine)          sebep olabileceği de unutulmamalıdır. Ud&#8217;un tel kalınlıklarının ölçümü         <a href="http://www.turkmusikisi.com/calgilar/ud/mikrometre.gif" target="_blank">mikrometre</a> adı verilen hassa alet ile yapılmalıdır.Müstahsen akordunda çalmayı sevenlerin kullandığı         az yukarıda verdiğimiz tel kalınlık ve          no.ları, çoğunluktaki udîlerin alışık olmadığı Müstahsen akordunun          gerektirdiği tel kalınlıklarıdır.</p>
<dl>
<dt><strong>Ud&#8217;un Akort çeşitleri :</strong></dt>
<dt>Ud tellerinin dört türlü akort şekli          vardır ki şunlardır:</dt>
<dt>1) Geleneksel 5 telli Ud&#8217;da (inceden kalına);             sol-re-la-mi-re; </dt>
<dt> 2) Çağdaş 6 telli Ud&#8217;da (aynı sırayla):             sol-re-la-mi-re-la (Targan bu kalın La’yı çalacağı parçaya göre bazen          kalın Sol olarak da kullanmıştır); </dt>
<dt> 3) Bacanos’un yaptığı değişiklik;             sol-re-la-mi-si-fa diyez; </dt>
<dt> 4) Cinuçen Tanrıkorur&#8217;un akort sisteminde sol-re-la-mi-si-en kalın             mi. </dt>
<dd>
<table border="0" width="280" align="right">
<tbody>
<tr>
<td width="271"></td>
<td width="207"></td>
<td width="205"></td>
</tr>
<tr>
<td width="271" align="center"></td>
<td width="207" align="center">Naylon                   Mızrab</td>
<td width="205" align="center">Kartal                   yelesinden yapılmış mızrap</td>
</tr>
</tbody>
</table>
</dd>
</dl>
<p><strong>Mızrab :</strong></p>
<p>Ud&#8217;un,         eskiden uzun süre zeytinyağına yatırılan genç ve erkek kartalın         kanadından yapılan ‘mızrabı’ (teleği), bugün yerini hem esnek,         hem sağlam kaliteli plastik malzemeden, 11-13 cm boy, 6         mm en ve 0.6-0.8 mm et kalınlığında ve hafifçe incelen uçları         parabolik olarak yuvarlatılıp keçe ile parlatılmış mızraplara bırakmıştır.         (İnce plastikten çanta sapı veya yoğurt kabı kapağından yapılmış         mızraplar, kaliteli saz ve icrâcılar için söz konusu değildir.)         Bunun ile beraber günümüzde imal edilen  İ-20 adlı plastik malzemeden yapılma orta esneklikteki mızrablar         da tercih edilmektedir.</p>
<p>Bunun yanında, mızrabın         sertlik derecesi ve esnekliği (flexibilitesi) icrâcının alışkanlığına         göre değişebilir. Bu konuda bir standart yada şart koşulması uygun         olmaz. Zîra kimi büyük icrâcılar sert mızrab tercih ederlerken         kimi icrâcılar ise daha yumuşak  ve esnek mızrab tercih etmişlerdir.         Meselâ, Targan&#8217;ın orta sertlikte ve ucu inceltilmiş esnek mızrab         kullandığı, Yorga Bacanos&#8217;un ise oldukça sert mızrab kullandığı         söylenir. Her ikisi de ud&#8217;un en büyük üstadlarından olduklarına göre         mızrab konusunda bir standardın şart koşulması mümkün olmasa         gerek.</p>
<p>Bir başka açıdan bakıldığında         mızrabın tel üzerindeki işleyişinin sert           olması yada yumuşak olmasının önemi kadar, mızrabın el ile tutuş           şekli ve açısı da önemlidir. Bu tutuş şekli ve açı, telden           elde edilecek tını ve ses şiddeti (volüm) için de çok önemlidir.           Muhtelif metodlarda değişik bilgilere ve tavsiyelere rastlanmakta.           Mutlu Torun, metodunda mızrabın 4 ayrı tutuş şekli ayrıntılı           olarak anlatmaktadır. Bu şekiller, incelenip uygulaması yapılarak           en ideal tutuş şekli tespit edilebilir. Özellikle yeni başlayanların           buna çok dikkat etmeleri gerekmektedir. Zira hatalı ve yanlış tutuş           şekli alışkanlık olduktan sonra doğru olan mızrab tutuş şekline dönmek mümkün           olmayabilir.</p>
<p><strong>Ud&#8217;un         Türk Musikisindeki Yeri ve Önemi :</strong></p>
<p>Türk mûsikîsini en          zarif ve asîl halinde ifadeye muktedir Ney-Tanbur ikilisinin Osmanlı          Sarayında da Ud&#8217;a üstünlük kurması sebebiyle, 16 ilâ 19. yy.lar arasında          sazımız itibar kaybına uğramış, aksine ona ‘sazların kraliçesi’ adını          veren Araplarca baş tâcı edilmişti (bu itibar el’an devam etmektedir).          Tanbur ve ney mûsikîsinin zevk ve estetik seviyesine çıkmaları mümkün          olmayan Araplar, ud ve dümbelekle çaldıkları göbek dansı müziğinden, 20.          yy. başlarında, Batı taklidi orkestra müziğine sıçramışlardır ki bu         -arabesk formunda- bizi de etkilemiştir. Mûsikîyi Tanburî Cemil Bey’in          plaklarını dinleyerek öğrendiğini söylemiş olan Mısır’ın en büyük          bestecisi udî M. Abdülvehhâb’dan başka, Muhammed el-Kassapçi, Rıyâz         el-Sımbâtî ve Ferîd el-Atrâş’ın yanısıra, Ş. M. Targan’ın yetiştirmeleri          olan (dolayısıyla Türk zevkini de tadabilmiş) Cemil ve Munir Beşir          kardeşlerle Selman Şukur, Arap âleminin en ünlü udîleridir. Bizim mûsikî          tarihimizde de Farâbî, Safiyyüddîn ve Merâgî gibi en büyük          sanatçı-nazariyatçılarımızın, nazariyat çalışmalarına yardımcı olarak          kullandıkları saz hep ud olmuştu.</p>
<table style="height: 324px;" border="0" width="447" align="left">
<tbody>
<tr>
<td width="439" height="280"></td>
</tr>
<tr>
<td width="439" height="36" valign="bottom">Şerif               Muhiddin Targan&#8217;ın Konya Mevlana Müzesinde sergilenen ud&#8217;u.</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><strong>Geçmişteki Ud Üstadları         :</strong></p>
<p>Ud&#8217;a  19. yy.          sonlarında Türk toplumunda yeni itibarını kazandıran, bu arada  6. bam          telini de ilâve eden, udî-viyolonselist Şakir Paşa’dır. Onu  Nevres Bey          izlemiş, onun arkasından da -farklı ekollerden- Ali Rif’at, Musa           Süreyya, İbrahim Ziya (Özbekkan) Beyler, Şerif Muhiddin Targan,          Selânikli Ahmed, Serop ve Küçük Sarkis Efendiler, Şerif İçli,  Yorgo          Bacanos, Şekip Memduh, Hrant Emre ve Kadri Şençalar gibi isimler           gelmiştir ki, Ud&#8217;u bir daha hiç azalmayacak bir aşkla Türk  halkına          sevdirenler, işte bu isimlerdir. Bu sanatkârları da klâsik,         fantezist-atılımcı ve piyasa tarzı gibi üç ana ekole ayırarak  incelemek          mümkündür. Nevres Bey’den Şerif İçli’ye kadar olanları klasik,  Targan ve          Bacanos’u fantezist-atılımcı, Selânikli Ahmed’den Kadri  Şençalar’a kadar          olanları da piyasa tarzı ekollerinde sınıflandırabiliriz. Klasik  hariç,          bu ekoller, saydığımız büyük isimlerin göçmesiyle ortadan  kalkmış          değildir. Önce, gazino, kulüp ve kasetlerin arabesk müziğinde en  geniş          oranda kullanılan piyasa tarzı müzik devam etmektedir.  Fantezist-atılımcı tarzı, günümüzün konservatuarlı gençlerinin büyük bir           kısmı devam ettiriyor. Klasik tarzın son temsilcisi Cahid Gözkân  ise          kısa süre önce 93 yaşında vefat etti.</p>
<table border="0" width="48%" align="right">
<tbody>
<tr>
<td width="100%"></td>
</tr>
<tr>
<td width="100%">Manol Usta&#8217;nın yapısı               bir ud. (1907)</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>Ekollerden bahsederken,         28.Haziran.2000         tarihinde kaybettiğimiz büyük ud sanatkârı Cinuçen TANRIKORUR&#8217;dan         bahsetmeden geçilemez. Kendi ifadesi  ile &#8220;Bizim         tanbur zevkine dayalı üslûbumuz.&#8221; diye adlandırdığı ve son dönemde         Ud&#8217;a gönül vermiş pek çok kişinin rağbet ettiği bir tür tarz yada ekoldür.Bu         tarz  sâde ve fazlaca ajitasyon (agitation) yapmadan, adeta tanbur         tınısına yakın ses ve tanburun mızrab darbelerine yakın çarpmaları         ile süslü, fevkalâde nâzik, nârin ve bir o kadar da zor bir tarzdır.         Her ne kadar tanbur zevkine dayalı üslup olarak tanımlansa dahi,         TANRIKORUR ekolünde ud tekniği daha bilinçli ve daha bilimsel bir         nitelik kazanmıştır. Bu ekole yukarıdaki izahatlardan ziyade,         TANRIKORUR&#8217;un dâhice terkîb ettiği makamlar gibi, ud-tanbur zevkine         dayalı terkîb edilmiş ekol yada tarz denilebilir. Bu tür ud tekniği         TANRIKORUR&#8217;un taksimlerinde, saz eserlerinde ve sözlü eserlerinde apaçık         görülür. Sağlığında         birçok öğrencisi olmuş, kendinden sonra bu ekolü yaşatacak isimler         yetiştirmiştir.İlk yetiştirdiği talebesi 1996 yılında kaybettiğimiz         Ankara Radyosu Ud Sanatçısı Saim KONAKÇI&#8217;dır.</p>
<p><strong> Günümüz         Ud Üstadları :</strong></p>
<p>Günümüzde yukarıda bahsedilen tüm         tarz ve üslubun tamamını ustaca kullanabilecek kabiliyette pek az sayıda         sanatkârımız vardır. Bu sanatkârlarımızın başında Necati ÇELİK         gelir. ÇELİK icrâcılığı boyunca tek bir ekole yada tarza bağlı         kalmadan, klasik-fantazist ve atılımcı tarzın tamamı ile         ajitasyonun her türlüsünü büyük bir ustalıkla aynı anda         uygulayabilen nadir sanatçılarımızdandır. Bu yeteneği ile başta         Amerika olmak üzere birçok yabancı ülkede tanınmaktadır. Birçok         ülkede verdiği konserlerle bir nevi Türk Musiki Kültürünün         temsilciliğini de yapmaktadır. Ülkemizden ve yabancı ülkelerden birçok         öğrenciyi bu yönde yetiştirmektedir.</p>
<p>Bunun dışında halen günümüz ustalarından        Mutlu       Torun, Samim Karaca, O.Nuri Özpekel, Coşkun Sabah, Yılmaz Yüksel, Teoman Önaldı,       Bayram Coşkuner, Sedat Oytun, Yurdal Tokcan gibi birçok sanatçılarımız       da çeşitli tarzlarla sanatlarını icrâ etmektedirler.</p>
<dl>
<dt> </dt>
<dt><strong>Geçmişte ve Günümüzdeki Ud Yapımcıları :</strong></dt>
<dt> </dt>
<dt> Ud     bütün Türk Mûsikisi çalgıları gibi tamamen el işçiliği ile yapılmaktadır.     Bu nedenle yukarıda bahsedilen şeklinin aksine çok meşakkatli, uzun     zaman isteyen ve gerçekte çok önemli bir sanat dalıdır.Günümüze kadar esasen     usta-çırak yada baba-oğul usulu ile imal edilmiştir.Her ustanın ayrı bir tarzı ve     imal şekli vardır.Bu nedenle Ud&#8217;lar imal edenin ismiyle anılır ve isim     yapar.Dünyanın birçok yerinde özellikle Arap ülkeleri ve Amerika&#8217;da Ud imal edenler     bilinmektedir.Ancak şu bir tartışılmaz gerçektir ki Türkiye&#8217;de imal edilen         Ud&#8217;lar     geçmiş tarih itibari ile birer şaheserdirler.Bu yapımcılardan Manol Usta (1845-1915)     , İlya Usta (1870-1930) ve Onnik Usta&#8217;ların imal ettiği Ud&#8217;lar bugün için çok değer     taşımaktadırlar.Günümüzde bu ses ve görünüm kalitesini yakalamış ustalarımız     mevcuttur.Başlıcaları Ejder Güleç, Mustafa Arslan Biçicioğlu, Şinasi Özkan,     Vasfi     Çınlar, Nuri Tutpınar, Hadi Usta, Halim Özer, Sami Gül, Fevzi Daloğlu,     Sabri Göktepe, Sadettin     Sandı     gibi Ud imal eden ustalardır.</dt>
<dd>
</dd>
<dt> </dt>
<dt><strong>Ud&#8217;un Bakımı ve Muhafazası :</strong></dt>
</dl>
<p>Ud icrâ esnasında ve çalınmadığı zamanlarda çok iyi muhafaza         edilmesi gereken bir sazdır. Ud çalmaya başlanmadan önce ellerin         muhakkak temiz olması gerekir. Bu parmakların hem tel üzerindeki         hareketini kolaylaştırmak açısından, hem de tel üzerindeki         tahribatı azaltması açısından önemlidir. Ellerin temiz olmadığı         müddetçe de göğse temas ettirilmemesi gerekir. Bunun yanında sapın         bittiği bölgedeki göğüs tahtasının temiz kalması bu surette mümkün         olacaktır. Özellikle kolun dirsek bölgesine gelen kısmının icrâ         esnasında mümkünse bir bez ile örtülmesi, yada kolluk giyilerek         temiz kalması mümkündür.</p>
<p>Ud&#8217;un göğsü ve teknesi hiçbir şekilde ıslak bez, sabun, alkol,         mobilya cilâsı, oto cilâsı, metal parlatıcılar gibi kimyasal         maddeler ile silinmemeli yada temizlenmemelidir. Tekne üzerinde         olabilecek toz veya lekeler kuru bez ile silinmelidir. Gögüs tahtası         üzerindeki lekeler ise kesinlikle zımpara veya farklı aşındırıcı         maddeler ile temizlenmemelidir. Burguların sıkışması gibi         durumlarda da yine kurşun kalem, pudra, sabun, pastel boya, mâdenî yağ         gibi maddeleri sürmek doğru değildir. Bu gibi durumlarda imalatçısına         teslim etmek en doğru yoldur.</p>
<p>Ud çalınmadığı zamanlarda yüzüstü (göğsü üzerine) gelecek         şekilde ışık alan bir dolap içerisinde muhafaza edilmelidir. Bunun         dışında duvara asmak, üzerine güneş ışığı gelen yerde tutmak         doğru değildir.                Ud&#8217;u rutubetli ortamlardan uzak tutmak gerekir. Kimi zaman iklim şartlarından         ve bölgesel vaziyet itibari ile (sahil kentleri gibi) Ud&#8217;u rutubetten         muhafaza etmek zorlaşabilir. Bu gibi durumlarda Ud&#8217;u rutubetin en az         olduğu odada ışık alan bir dolap içerisinde muhafaza etmek en doğru         yöntemdir.</p>
<dl>
<dt>Ud uzun süre çalınmayacak ise telleri bir miktar gevşetilmek (1 ses     kadar) sureti ile bırakılmalıdır. Ud günümüzde imal edilen bond tipi     çanta yada fiberglas çantalar ile taşınmalıdır. Ancak bu gibi çantalar     içerisinde uzun süre muhafaza edilmemelidir. Özellikle yaz aylarında     kapalı ve sıcak ortamlardan uzak tutulmalıdır.</dt>
</dl>
<dl>
<dt><strong>Önemli bir kaç husus :</strong></dt>
</dl>
<p>Diğer Türk Mûsikîsi sazlarında olduğu gibi Ud&#8217;da da   standart bir imal şekline rastlamak pek mümkün değil. Bu farklılık hem Ud&#8217;un   ebadı hem de ses kalitesi için söz konusudur. Muhtelif ebatlarda boy boy ud   imal edilmekte ve bu ebadlara eski ustaların isimleri verilerek alıcıların   bir nevi etkilenmesi sağlanmaktadır. Halbuki eski ustalar dahi standart bir   ebat kullanmamışlardır. Örneğin günümüzde lütiyelerimizin bir kısmı   mütemadiyen Manol tipi kalıp kullandıklarını yada Onnik tipi kalıp   kullandıklarını iddia ederler. Halbuki tecrübelerden ve bahsi geçen   ustaların Ud&#8217;larının incelenmesi neticesinde bu iddiaların doğru olmadığı   görülmektedir. Özellikle yeni başlayanlar ve bu konuda yeterli bilgiye   sahip olmayanlar kendileri için bir ud satın alacakları zaman konusunda   deneyimli biri beraberinde satın almaları tavsiye olunur.</p>
<p>Diğer bir husus ve bizce en önemli hususlardan biri de,   piyasada oldukça fazla miktarda gördüğümüz  kaliteli Ud&#8217;lara   nisbeten sayıları oldukça fazla olan ucuz Ud&#8217;ların satılmakta olmasıdır.   Ekonomik açıdan ilk bakıldığında ücretler cazip ve makul gelebilir.   Ancak, bu saza gönül vermiş kişiler için bu tip Ud&#8217;lara sahip olmak,   kanaatimizce ud öğreniminin başlamadan bitmesi anlamına gelir. Bu tip Ud&#8217;lar   tel yüksekliği kabul edilebilir ölçüler dışında, sıradan ve kalitesiz   malzemeden imal edilmiş, tını olarak ud sesine hiç benzemeyen, çabucak   deforme olan kısacası sıradan ve kalitesiz Ud&#8217;lardır. Bu sebeple böyle   bir saz ile ud öğrenmek kesinlikle hatalı olur. &#8220;- Önce bir ucuz Ud&#8217;la   başlayayım, daha sonra kaliteli bir ud satın alırım.&#8221; mantığı   yaygın bir kanaat olmasına rağmen bu güne değil edinilen tecrübelerden   bu mantık ile hareket edenlerin ud&#8217;a devam etmedikleri hatta saz icrâcılığından   soğudukları görülmektedir.</p>
<p>Buna rağmen açık bir eleştiri yapmadan da geçemeyiz.   Yukarıda bahsettiğimiz kalitesiz ve ucuz Ud&#8217;ların imal edilmesi ve satılmasının   ana sebebi kaliteli Ud&#8217;ların fiyatlarının oldukça yüksek olmasındandır.   Öyle ki; tabir caiz ise Ud için yanıp tutuşan bir gencin bu kaliteli Ud&#8217;lardan   satın alması çok zor hatta imkansız olmaktadır. İşte, kaliteli ud imal   eden lütiyelerimize burada bir görev düşmektedir. İlk bakıldığında   malzeme maliyeti olarak talep edilen ücretin beş de birine dahi mal olmayan   bir saza bu denli yüksek ücretlerin istenmesi akla yatkın gelmeyebilir.   Elbette her şey malzeme maliyeti değildir, işletme giderleri, el emeği, göz   nuru, yılların deneyimi ve bilgi birikimi göz ardı edilemez. Ancak bütün   bu etkenleri dahi eklediğimizde fiyatların bu denli yüksek olmasını   anlayamamaktayız. Öyle ki,  çoğu zaman dünya çapında ün yapmış   batı sazlarının üstünde fiyatlar talep edildiğini görüyoruz. Hatta üzülerek   söylemek gerekir ki, çoğu zaman bu tür sazların satışı esnasında ülkemizdeki    meşhur sazendelerin isimlerinin referans olarak kullanılması, araştırıldığında   ise alakalarının olmadığının görülmesi, bu sanata yeni başlayanlar için   itimat zedeleyici unsurlardır. Bir sazın fiyatı için şöyle değil, böyle   olsun diyemeyiz. Şu fiyata değil, bu fiyata sat da diyemeyiz. Kimsenin böyle   bir hakkı ve talebi olamaz. Ancak, mantıklı ve makul ücretler talep   edilmesi, kolaylıklar sağlanması, iyi niyetli yaklaşımlar, dürüst ve   samimi davranışlar, kişiye güven sağlayacağı gibi,   Türk Musikisi&#8217;nin ve saz icrâcılığının gelişmesi ve nesiller boyu   devam etmesi açısından önemlidir. Şunu hiçbir zaman göz ardı   etmeyelim; her sanatta olduğu gibi Türk Musikisinde de ekonomik imkansızlıklar   sebebi ile musikimiz adına kim bilir nice dehalar kaybettik yada henüz başlayamadan   yitirdik. Bunu hep beraber bir kere daha düşünelim.</p>
<p>**************************</p>
<dl>
<dt>Ud perdesiz olması sebebi ile zengin bir ses aralığına     sahiptir.Yüzyıllardır kullanılmasına Ud için binlerce eser yazılmasına rağmen     hala melodik zenginliğini korumaktadır.Perdeli ve mızraplı aletlere göre çok teknik     ve zordur.Ud uzunca bir zamanda sabır ve azimli bir çalışma ile öğrenilebilir.Tok ve     Davudi sesi ile büyüleyici ve şevk verici bir musıki aletidir</dt>
</dl>
<p>Ülkemizde Kadri Şençalar,Mutlu Torun,Onur Akdoğu,Şerif Muhiddin Targan ve Cinuçen Tanrıkorur gibi musiki üstadlarının yazdığı Ud metodları bulunmaktadır.Bunların bir kısmı basılmıştır. Ud iyi bir metod ve iyi bir hoca ile öğrenilmelidir.</td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><strong>Hazırlayan : Ali Tutan </strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%">
<p><strong>Kaynaklar :</strong></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Cinuçen Tanrıkorur&#8217;un Aksiyon dergisinde yayımlanan       &#8220;UD&#8217;1-5&#8243;  yazı dizisi.</em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Büyük Türk Mûsikîsi Ansiklopedisi &#8211; Yılmaz Öztuna</em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Mûsikî Sözlüğü &#8211; Mahmud Râgıp Gâzîmihâl</em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Türk Mûsikisi &#8211; Râuf Yekta Bey </em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Mutlu Torun Ud Metodu</em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Ş.M.Targan Ud Metodu</em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Onur Akdoğu Ud Metodu</em></td>
</tr>
<tr>
<td colspan="2" width="98%"><em>Sâim Konakçı&#8217;nın ders notları.</em></td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/ud-sozcugunun-etimolojisi-ve-udun-tarihcesi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İşte Sevgili Yurdum</title>
		<link>http://www.beste.org/iste-sevgili-yurdum</link>
		<comments>http://www.beste.org/iste-sevgili-yurdum#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2011 09:19:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya'dan Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[Amilcar Lopes Cabral]]></category>
		<category><![CDATA[İşte Sevgili Yurdum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=515</guid>
		<description><![CDATA[İşte Sevgili Yurdum Güneş, ter, yeşillik ve deniz, Bölük bölük acıdan ve umuttan; Atalarımızındır bu toprak. Çiçeklerimizin kanımızın Ellerimizin semeresidir, Burası sevgili yurdumdur. Koro Çok yaşa şanlı yurdumuz! Mücadelemizin bayrağı Dalgalanmakta göklerde. İleri, düşman boyunduruğuna karşı! Biz kuracağız Barışı ve ilerleyişi Ölümsüz yurdumuzda! Barışı ve yükselişi Ölümsüz yurdumuzda! Dallar aynı köktendir, Gözlerde aynı ışık; Bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İşte Sevgili Yurdum</p>
<p>Güneş, ter, yeşillik ve deniz,<br />
Bölük bölük acıdan ve umuttan;<br />
Atalarımızındır bu toprak.<br />
Çiçeklerimizin kanımızın<br />
Ellerimizin semeresidir,<br />
Burası sevgili yurdumdur.<span id="more-515"></span></p>
<p>Koro</p>
<p>Çok yaşa şanlı yurdumuz!<br />
Mücadelemizin bayrağı<br />
Dalgalanmakta göklerde.<br />
İleri, düşman boyunduruğuna karşı!<br />
Biz kuracağız<br />
Barışı ve ilerleyişi<br />
Ölümsüz yurdumuzda!<br />
Barışı ve yükselişi<br />
Ölümsüz yurdumuzda!</p>
<p>Dallar aynı köktendir,<br />
Gözlerde aynı ışık;<br />
Bu birliğimizin gücüdür!<br />
Deniz ve toprak,<br />
Şafak ve güneş gücümüzden doğan<br />
Semerenin şarkısını söylüyor!</p>
<p>Amílcar Lopes Cabral<br />
Çeviri: Kenan Hanok </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/iste-sevgili-yurdum/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Venezuela&#8217; da El Sistema</title>
		<link>http://www.beste.org/venezuela-da-el-sistema</link>
		<comments>http://www.beste.org/venezuela-da-el-sistema#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 Mar 2011 09:16:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Dünya'dan Şairler]]></category>
		<category><![CDATA[El Sistema]]></category>
		<category><![CDATA[Venezuela]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=511</guid>
		<description><![CDATA[El Sistema “Başlangıçta sanat azınlıklar tarafından azınlıklar için üretiliyordu. Daha sonra azınlıklar tarafından çoğunluk için üretilir hâle geldi, bizler ise şimdi sanatın çoğunluk tarafından çoğunluk için üretildiği yeni bir dönemin eşiğindeyiz&#8230;” diyordu Venezuelalı müzisyen ve siyasetçi José Antonio Abreu bundan tam otuz beş yıl önce, hayatı müzikle değiştirmek üzere ortaya attığı ‘El Sistema’ projesinin misyonunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>El Sistema</p>
<p>“Başlangıçta sanat azınlıklar tarafından azınlıklar için üretiliyordu. Daha sonra azınlıklar tarafından çoğunluk için üretilir hâle geldi, bizler ise şimdi sanatın çoğunluk tarafından çoğunluk için üretildiği yeni bir dönemin eşiğindeyiz&#8230;” diyordu Venezuelalı müzisyen ve siyasetçi José Antonio Abreu bundan tam otuz beş yıl önce, hayatı müzikle değiştirmek üzere ortaya attığı ‘El Sistema’ projesinin misyonunu tanımlarken. Doğrusu Abreu’nünkü ‘El libertador’un memleketine yaraşan bir düş kovalamaca.<span id="more-511"></span> Hatta daha bile fazlası desem yeridir. Çünkü bu zamane azizi sanki çağının 200 yıl öncesine dönüp ensesindeki Simon Rodrigues soluğundan kendisine yeni bir rüzgâr biçmiş, en çok da klasik müziğin gücünden medet umarak. Ve sonuç itibarıyla öyle iyi etmiş ki, onun 1975’te Karakas’ın varoşlarından gelen 12 çocuğa müzik eğitimi vererek başlayan ‘El Sistema’ projesi olmasaydı yaklaşık 265 bin çocuk bugün ‘Başka bir dünya mümkün’ demeyi öğrenemeyecekti. Sadece bu çocuklar değil, aileleri ile yakın çevreleri de çete çatışmalarına, silah ve uyuşturucu ticaretine ve cinsel sömürüye teslim hayatlarını günbegün tükenerek sürmeye devam edeceklerdi. Oysa ‘El Sistema’ vesilesiyle yıkık dökük mahallelerin sokakları bile artık konserlere çıkarken parlak aynalı gökdelenlerin elleri kırmızı tuğlası eksik gecekondulara temas edebiliyor.<br />
Ütopyayı gerçeğe dönüştürme azmiyle yola çıkan José Antonio Abreu, ‘El Sistema’ bünyesinde çocuk ve gençlik orkestraları kurup müzik merkezleri ve atölyeler oluşturmanın derdine düşmüş ilk olarak. Tek bir oyuncağı dahi olmamış çocukların eline enstrümanlar tutuşturmuş ardından, ki bu zorlu süreçten yine alnı açık başı dik çıkmış. ‘El Sistema’ ile üstlerine peri tozu serpilmiş yüzlerce genç bugün Avrupa’nın yeni yetenekleri arasında gösteriliyor. 26 yaşındaki orkestra şefi Gustavo Dudamel, 17 yaşında Berlin Filarmoni’ye katılarak orkestranın en genç üyesi olan kontrbas sanatçısı Edicson Ruiz ve nihayet Simon Bolivar Gençlik Orkestrası bunlardan ilk akla gelenler&#8230; Nitekim dünyaca ünlü İngiliz maestro Sir Simon Rattle bile sürece ilişkin ‘Klasik müziğin geleceği Venezula’da’ derken İtalyan maestro Claudio Abbado ise şunları söylüyor: “&#8230;İnsanlar Venezuela’daki müzikten söz ederken buradaki hiç bir ‘fakirin’ Mahler, Debussy ve Beethoven’ın kimler olduklarını bilmediğini zannediyor ve tümüyle yanılıyorlar. Bu ülkenin biz Avrupalılar’a öğreteceği çok şey var. Burada müzik, kültürel yaşamın en temel yapı taşı&#8230;”<br />
Gerisini anlatmayacağım çünkü sizler de izleyin istiyorum. Kültürel ve sosyal bağlamıyla mutlak bir başarı öyküsü olan ‘El Sistema’yı ünlü müzik yapımcılarından Paul Smaczny ve aktivist Maria Stodtmeier uzunca bir çabanın ardından belgesele dönüştürdüler. İkilinin Temmuz 2007-Ekim 2008 arasında yaptıkları çekimlere 2009 Mart’ında son halini vermesiyle ortaya çıkan ‘El Sistema’ belgeselini dünyanın önde gelen müzik DVD firmalarından Euroarts yayınladı. DVD ve Blue-Ray formatlarında hazırlanan 100 dakikalık ‘El Sistema’ süresince tanık olduklarınız aslında sadece müziğin dönüştürücü gücüne işaret etmekle kalmayıp hayattaki muhtelif sebeplerimize dair de bizleri ciddi sorgulamalara sevk ediyor. Örneğin uğruna mücadele edecek bir ‘şey’ yokken bazılarımızın varoluşunun içi tamamen boşalıyor. Örneğin bolluk içinde yüzmek çoğu zaman yoksulluktan daha az acıtmıyor. Örneğin bir armoninin peşinde kimi zaman koskoca bir yaşam ipotek altına alınabiliyor, vesaire vesaire. ‘El Sistema’nın geçmişten bugüne uzanan öyküsüyle birlikte Venezuela Ulusal Çocuk Orkestrası seçmelerinden görüntülerin de yer aldığı film çeşitli müzik ve sosyal sorumluluk ödülleri toplayarak dünyanın dört bir yanında bu aralar doludizgin gösteriliyor. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/venezuela-da-el-sistema/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BANA BAKIN SATILMIŞLAR AKP UŞAKLARI</title>
		<link>http://www.beste.org/bana-bakin-satilmislar-akp-usaklari</link>
		<comments>http://www.beste.org/bana-bakin-satilmislar-akp-usaklari#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 06 Feb 2011 07:42:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Tiyatro]]></category>
		<category><![CDATA[BANA BAKIN SATILMIŞLAR AKP UŞAKLARI]]></category>
		<category><![CDATA[Müjdat Gezen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[Buna karar verdim. Çünkü akıllı biri olsam: AKP&#8217; nin yanında olduğumu, Recep Tayyip Erdoğan&#8217;dan başka büyük olmadığını ülkemde oniki milyondan fazla açlık sınırında insan bulunmadığını, üç milyon işsiz olmadığını, emekli ve işçilerin refah içinde olduğunu, yakında Avrupa Birliği&#8217;ne gireceğimizi, AKP hükümetinin muhteşem bir hükümet olduğunu söyleyip, istediğim kanalda en iyi parayla istediğim işi bulup, reklam [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Buna karar verdim. Çünkü akıllı biri olsam: AKP&#8217; nin yanında olduğumu, Recep Tayyip Erdoğan&#8217;dan başka büyük olmadığını ülkemde oniki milyondan fazla açlık sınırında insan bulunmadığını, üç milyon işsiz olmadığını, emekli ve işçilerin refah içinde olduğunu, yakında Avrupa Birliği&#8217;ne gireceğimizi, AKP hükümetinin muhteşem bir hükümet olduğunu söyleyip, istediğim kanalda en iyi parayla istediğim işi bulup, reklam filmlerinde boy göstererek, acayip para kazanır gül gibi geçinirdim.<span id="more-509"></span> Oysa ben bankadan kredi alabilmek için oturduğum evi ipotek ettirip, bu parayla okul yaptırıyorum ve AKP karşıtı olduğum için de tehditler alıyorum&#8230;<br />
&#8220;BANA BAKIN SATILMIŞLAR AKP UŞAKLARI&#8221;</p>
<p>Bana bakın satılmışlar&#8230; Bana bakın AKP uşakları ve popo yalayıcıları&#8230; Benim korumalarım yok, zırhlı arabalarım yok, silahım yok&#8230; Daha doğrusu ben böyle zannediyordum&#8230; Ama varmış. Bu ülkede gerçek Atatürkçü gençler varmış. Gerçek onurlu insanlar varmış. Öğrencilerim dışında yürekli pek çok öğrenci varmış&#8230; Elli yıldır kimseyi kandırmadığımı, düşüncelerim uğruna hapis yattığımı ve tek çıkarımın onların çıkarı olduğunu bilen kitleler varmış. &#8220;Mış&#8221; demem haksızlık olur. Biliyordum. Ama bu denli atik davranacaklarını bilmiyordum&#8230; Aldığım riyasız telefonlar, fakslar, mailler satılmışları çok azınlıkta bıraktı&#8230;<br />
&#8220;SÖYLEDİKLERİMDEN MUTLU OLMAYANLAR DÖNÜP KENDİLERİNE BAKACAKLAR&#8221;</p>
<p>Size başbakan sofrasında yemek yiyip &#8220;haklısınız efendim&#8221; diyen sanatçılar mı lazım?&#8230; Ben onlardan değilim. Size popo yalayıcı, suya sabuna dokunmayan &#8220;siz bilirsiniz efendim&#8221; diyen sanatçılar mı lazım? Ben onlardan değilim. Size korkak ürkek &#8220;aman parama dokunmayın&#8221; diyen sanatçılar mı lazım? Ben o değilim. Size muhalefet etmeyen, el etek öpen, &#8220;padişahım çok yaşa&#8221; diyen sanatçılar mı lazım? O ben değilim. Ben, kendini bildi bileli fikirlerini açıkça söylemekten korkmayan, dümdüz biriyim. Yaptıklarımı, söylediklerimi herkesin beğenmesini istemem. Neden bir hırsız, bir üçkağıtçı, bir yağcı, bir sahtekar benim yaptıklarımı beğenecekmiş?&#8230; Herkesi mutlu etmek gibi bir niyetim hiç olmadı. Söylediklerimden mutlu olmayanlar dönüp kendilerine bakacaklar. &#8220;Bu adam ne dedi de biz kızdık?&#8221; diyecekler&#8230;</p>
<p>Ben yetmiş yıla yaklaşan ömrümü toplumuma verdim. Bundan mutlu olmayanlar kendilerine dönüp bakacaklar. &#8220;Bu adam neler yapmış, ben ne yapmışım?&#8221; diye kendilerini bir gözden geçirecekler. Her türlü eleştiriye açık bir meslek yapıyorum. Beğenen de olacak beğenmeyen de. Ama, tehdit, küfür, hakaret oldumuydu, orada aynen sizin anladığınız dilden giderim.</p>
<p>Müjdat Gezen</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/bana-bakin-satilmislar-akp-usaklari/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ümitlerimin Gemisi</title>
		<link>http://www.beste.org/umitlerimin-gemisi</link>
		<comments>http://www.beste.org/umitlerimin-gemisi#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2011 10:36:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Necati Cumalı Şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Necati Cumalı]]></category>
		<category><![CDATA[Ümitlerimin Gemisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[Uzun direklerin ucuna Uzak iklimleri çiziyor duman. Beyaz köpüklü sular ardına, Gömülüyor hatıralarıyle liman. Gemim gidiyor, gidiyor Hafif dumanında Martılarıyle Gemim gidiyor, gidiyor Tayfalarının dudaklarında Şarkılarıyle, Bembeyaz güvertesinde duran, Mavi elbiseli gemicilerim Gemim, sevgi hasret taşıyor Bembeyaz yelkenlerine vuran Hayallerimin rüzgarıyle Gemim yaklaşıyor, yaklaşıyor Ah! direkleri, kollar gibi, Allah&#8217;a yükselen Teknesi, göynüm gibi, yeşil sularda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzun direklerin ucuna<br />
Uzak iklimleri çiziyor duman.<br />
Beyaz köpüklü sular ardına,<br />
Gömülüyor hatıralarıyle liman.</p>
<p>Gemim gidiyor, gidiyor<br />
Hafif dumanında<br />
Martılarıyle<br />
Gemim gidiyor, gidiyor<br />
Tayfalarının dudaklarında<span id="more-507"></span><br />
Şarkılarıyle,</p>
<p>Bembeyaz güvertesinde duran,<br />
Mavi elbiseli gemicilerim<br />
Gemim, sevgi hasret taşıyor<br />
Bembeyaz yelkenlerine vuran<br />
Hayallerimin rüzgarıyle<br />
Gemim yaklaşıyor, yaklaşıyor<br />
Ah! direkleri, kollar gibi, Allah&#8217;a yükselen<br />
Teknesi, göynüm gibi, yeşil sularda yüzen<br />
Gemim!..</p>
<p>Ah! sevgiliye ümitlerimi götüren<br />
Bahriyelilerim<br />
Çabuk git, çabuk, gemim benim<br />
Seni, narin ellerinde, kalpleri gibi, mendilleri titreyen,<br />
Mavi gözleri yaşlı, genç kızlar bekliyor.<br />
Seni, hovarda bahriyelilerin parasını yiyen,<br />
Dudakları boyalı kadınlar bekliyor?</p>
<p>Seni, bir çam kabuğuna bütün hasretiyle işleyen,<br />
İhtiyar kaptanın mavi elbiseli oğlu;<br />
Seni, içleri uzak diyarların hasretiyle dolu,<br />
Yanık derili, yalınayak, çocuklar bekliyor</p>
<p>Git gemim, git?<br />
Seni, bütün denizi ve gemileri sevenler<br />
Seni, beyaz yelkenlerde rüya görenler<br />
Bekliyor<br />
Git gemim, çabuk git<br />
Benden selam, sevgi götür,<br />
Aşkımı, ümidimi götür<br />
Bekleyenlere<br />
Git gemim, git!..<br />
Ah! ne oldu öyle birden?<br />
Bin hayalle yüzdürdüğüm gemim?<br />
Koptu yavaş yavaş orta yerinden<br />
Yarime yazdığım mektubum benim!..<br />
Kağıt gemim gittikçe yan yatıyor.</p>
<p>Uzanmış sevgilimin küçük elleri,<br />
Gemimin direkleri gibi, suya<br />
Zavallı bahriyelilerim atıyor,<br />
hasretle işlediğim mavi elbiseleri,</p>
<p>İçimin direkleri<br />
Gibi, suya<br />
Sular, onu, yılların aşkımızı örttüğü gibi, örtüp unutuyor.<br />
Gemim ümitleriyle, hatıralarıyle, bahriyelileriyle batıyor!.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/umitlerimin-gemisi/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>En Azından Üç Dil Bileceksin</title>
		<link>http://www.beste.org/en-azindan-uc-dil-bileceksin</link>
		<comments>http://www.beste.org/en-azindan-uc-dil-bileceksin#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 31 Dec 2010 03:43:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bedri Rahmi Eyüboğlu Şiirleri]]></category>
		<category><![CDATA[Bedri Rahmi Eyüboğlu]]></category>
		<category><![CDATA[En Azından Üç Dil Bileceksin]]></category>
		<category><![CDATA[Üç Dil]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.beste.org/?p=505</guid>
		<description><![CDATA[En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin En azından üç dil Birisi ana dilin Elin ayağın kadar senin Ana sütü gibi tatlı Ana sütü gibi bedava Nenniler, masallar, küfürler de caba Ötekiler yedi kat yabancı Her kelime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En azından üç dil bileceksin<br />
En azından üç dilde<br />
Ana avrat dümdüz gideceksin<br />
En azından üç dil bileceksin<br />
En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin<br />
En azından üç dil<span id="more-505"></span><br />
Birisi ana dilin<br />
Elin ayağın kadar senin<br />
Ana sütü gibi tatlı<br />
Ana sütü gibi bedava<br />
Nenniler, masallar, küfürler de caba<br />
Ötekiler yedi kat yabancı<br />
Her kelime arslan ağzında<br />
Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla<br />
Kök sökercesine söküp çıkartacaksın<br />
Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek<br />
Her kelime bir kat daha artacaksın</p>
<p>En azından üç dil bileceksin<br />
En azından üç dilde<br />
Canımın içi demesini<br />
Canım ağzıma geldi demesini<br />
Kırmızı gülün alı var demesini<br />
Nerden ince ise ordan kopsun demesini<br />
Atın ölümü arpadan olsun demesini<br />
Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini<br />
İnsanın insanı sömürmesi<br />
Rezilliğin dik alası demesini<br />
Ne demesi be<br />
Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin</p>
<p>En azından üç dil bileceksin<br />
En azından üç dilde<br />
Ana avrat dümdüz gideceksin<br />
En azından üç dil<br />
Çünkü sen ne tarih ne coğrafya<br />
Ne şu ne busun<br />
Oğlum Mernuş<br />
Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.beste.org/en-azindan-uc-dil-bileceksin/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

